20 OCAK'I UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ VE UNUTTURMAYACAĞIZ

 

20 Ocak 1990'da Azerbaycan Türklerine Ruslar ve Ermenilerce yapılan soykırım hâlâ hafızalarda tazeliğini korumaya devam ediyor. Aradan 25 yıl geçmesine rağmen sanki ilk günkü gibi yüreğimiz acılarla dolu. Onca çekilen çileler ve Rus tankları altında kadın çocuk demeden ezilen bendenler, parçalanan vücutlar, kopan kollar ve bacaklar, kafalar!

Dağlık Karabağ'ın Türk toprağı olduğunu, Ermeniler verilmesinin asla kabul edilemeyeceğini, Ermenilerin Türk halkına yaptığı baskı, şiddet, katliam ve soykırımı protesto etmek amacıyla halk Azatlık meydanında toplanmıştı. Rus tankları ve gönüllü Ermeni birlikleri gösteriyi dağıtmak için bu masum halkın üzerinden geçmeyi, meydana gelene kadar yol üzerinde evlerin üzerinden geçerek koskoca bir halkı soykırımdan geçirmesi gecikmedi.

Sovyetlerin devlet başkanı Gorbaçov'un şımarttığı ve onun şemsiyesi altında Ermenistan'daki Azerî Türklerine akla hayale sığmayan işkenceler ve katliamlar yapan Ermeniler, 13 Şubat 1988'de Dağlık Karabağ'ın idari merkezi Hankendin'de gösteri yaptılar. Göstericiler Dağlık Karabağ'ın Azerbaycan'dan alınıp Ermenistan'a verilmesini talep ettiler. Bundan sonra istekler zincirinin ardı arkası kesilmedi. Yerlerinden yurtlarından çıkartılan Azeriler otobüslere bindirilip Bakü'ye gönderilmeye başlandı. İlk gelenler geri gönderildi.

Stalin döneminde 150 bin Azerî Türkü Orta Asya çöllerine sürülmüştü. 1988'den 90'na kadar 180-200 bin Azeri halkı Ermenistan'dan çıkartılarak göçmen durma düştü. Bu esnada Ermenistan'da Azeri nüfus yok edilirken Anadolu'dan ve İran'dan göç ettirilen Ermeniler de Ermenistan'ın en verimli bölgelerine iskân edilmişti.

1990'lı yıllarda Bakü'de Ermenilerin yerinden yurdundan ettiği Azerilerin pek çoğu daha Bakü'ye ulaşamadan yollarda açlıktan ve soğuktan kırılmışlardı. Ulaşabilenler ise çok kötü vaziyetteydiler. O günleri canlı olarak yaşamış Azerbaycan Halk Cephesinin Kadın taburu komutanı Hanım Halilova, “Ebufez Elçibey ile bağımsızlığa Giden yolda” adlı eserinde Türklerin yaşadığı, onlara uygulanan vahşeti şöyle anlatıyor: “Ermenilerce dillendirilen Karabağ meselesi ile Azerbaycan halkında yıllarca biriken milli şuur ortaya çıktı. Zulümle baskı altına alınmaya çalışılan milli şuurumuz! Halk artık uyanıyordu. Gorbaçov'un bu taraflı açıklık durumundan faydalanan Ermenilerin Karabağ'ı talep etmesi, halkta milli toprak sevdasını uyandırdı. Çünkü bu topraklar bizimdi. Bu uyanışta yoğunluk, Bakü merkezli üniversite öğrencileriyle aydınlardaydı. Bu beklenmedik hareketlilik Ermenileri rahatsız etti. Ermenistan'daki Azerbaycanlıları yüz yıllardır oturdukları evlerinden atmaya başladılar. Yüz bine yakın Azerbaycanlı yurtlarından edildi. 25 Ocak 1988'de evlerinden çıkartılan ve göçmen durumuna düşürülen Azerbaycanlılara büyük bir insanlık dramı yaşatıldı. Evlerinden yurtlarından atılan bu insanlar yollara döküldü. Birçoğu yollarda öldü. Sağ olarak gelenlerin ise hiçbir şeyleri yoktu. Her şeylerini bırakmak zorunda kalmışlardı. Kurtarabildikleri sadece canları olmuştu. Bu da hepsi için geçerli değildi. Kadınlara tecavüz edildi. Bu tecavüzden kurtulmak isteyen kadınlar- kızlar kendilerini dağlardan tepelerden attılar. Onlar canlarını bile getiremediler. Ermenistan'dan sürülen bu insanların ayaklarında ayakkabıları bile yoktu. Azerbaycan'a geldiklerinde çok perişan bir haldeydiler. Birçoğu yollarda donarak ölmüştü. Annelerin kollarında ölmüş çocuk cesetleri, görenlerin içini parçalıyordu! Ermenilerin yaptıkları bu insanlık dramına Sovyetlerin tutumu sadece susmak oldu. Zaten Sovyetlerin esas amacı Azerbaycan'ın Karabağ bölgesini Ermenistan'a katmaktı.”(s.129-130)

Hanım Halilova devamla, “Karabağ'da Ermenilerin Türkleri öldürmeye başlaması üzerine Azerbaycan halkı meydanlarda toplanmaya başladı. Bu olay Azerbaycan halkının milli duygularını ortaya çıkardı. Sonunda insanlar meydanlar çıktı ve sokaklara döküldü.”Ermenilere Karabağ'ı vermek ölümdür” diyerek Bakü'de Lenin Meydanında toplanmaya başladılar.(s.140)

Ermeniler Azerbaycan'a karşı daha da büyük bir terör uygulamaya başladılar. Bu olayla 20 Ocak öncesi oluyordu. Ruslar halk Cephesi'nin planını yok etmek için Bakü'ye girmek istiyorlar. Çünkü Ukrayna,  Gürcistan, Litvanya, Letonya, Estonya'da halk cepheleri geniş bir biçimde yayılmıştı. Türk Cumhuriyetlerinde ise yalnız Azerbaycan'da Halk Cephesi vardı. Diğer Türk cumhuriyetlerine sıçramaması için Azerbaycan Halk Cephesi'ni yerinde boğmak istediler. Asıl amaç buydu. Ermeniler, Rusların aşırı desteği ile ayağa kalkıyor, Azerbaycan halkı da bunu içine sindiremiyordu. Elçibey her zaman diyordu ki: “Bağımsız olmazsak topraklarımızı koruyamayız.” 20 Ocak 1990 öncesi Azerbaycan'ın durumu çok ağırlaşmıştı. Ermeni çeteleri Azerbaycan'a karşı savaş açmışlardı. O güne kadar Azerbaycan hükümeti hiçbir tedbir almamıştı. Komünist Partisinin başındaki Vezirov, “Moskova gerekeni yapıyor” diyordu; fakat yapılan bir şey yoktu. 20 Ocak öncesi Vezirov, adeta kahramanlaşıyor! “Halk ayağa kalksın, silahlansın, kendi mücadelemizi kendimiz yapalım.” Diyordu. Hatta bir fabrikada yaptığı konuşmada elleri silah tutan genç adamlara Ermeniler karşı tabur kurmalarını söylemişti! Elçibey, bunun provokasyon olduğunu anlıyordu; ama Halk Cephesi'nin radikalleri Vezirov'un sözlerine inandılar Milli Müdafaa Şurasını kurdular. (s.154)

19-20 Ocak gecesi Rus ordusu hükümete haber vermeden Bakü'ye girdi.  Gece yarısı Türk evlerinin üzerinden geçen tanklar, şehre sokmak istemeyen milli müdafa gurubu gençlerin de üzerine sürerek pek çok insanı şehit ettiler. Gorbaçov, 20 Ocak'ta Azerbaycan'da sokağa çıkma yasağı ilan etti. Askerler, evinden dışarı çıkanı vuruyordu. Halk cephesi liderlerini, üyelerini tutuklamaya başladılar.

Ruslar Bakü'de 126 Türk'ü şehit etmişler, 2000 'den fazla kişiyi de yaralamışlardı. Şehitlerin Kirov meydanına gömülmesine izin verilmemesine rağmen gece gece gizlice bu meydana defnedildiler. Her yıl 20 Ocak'ta bu “Şehitler Hıyabanı” ziyaret edilir, hem 1918 şehitlerine hem de 20 Ocak 1990 şehitlerine dua edilir.

Azerbaycan Türkü ne Ermenilerin yaptığı Soykırımı unuttu ne de Rusların yaptığı soykırımı. Türkiye Türkleri olarak bizler de unutmayacağız ve unutturmayacağız.