Ülkemizde 22-23 milyon hektar alan tarla alanı olarak kullanılmakta ve bunun her yıl yaklaşık 18- 19 milyon hektarı ekilmektedir. 3 milyon civarında tarım işletmesi bulunan ülkemizde bu işletmelerin 3/2’sinde bitkisel üretim ve hayvancılık birlikte yapılmakta, kalan işletmelerin büyük bir kısmında sadece bitkisel üretim ve %2-3 oranında sadece hayvancılık yapılmaktadır. Ülkemizde iktisaden faal içerisinde tarım kesiminde çalışan oranı giderek azalmakta tarımdaki nüfus yaşlanmaktadır.
İnsanın dengeli ve sağlıklı beslenmesinde bitkisel ve hayvansal gıdaların belirli oranlarda alınması gerekmektedir. Hayvansal gıdalar içerisinde tüketilen en yaygın ürünler et ve süt veya süt ürünleridir. Bu ürünler; yüksek biyolojik değeri, doyuruculuğu, tat ve ihtiva ettiği maddeleri açısından insan beslenmesinde önemli bir yer tutmaktadır. Ergin bir insanın günde 30 gram hayvansal proteine ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaç daha ziyade et ile karşılanmaktadır. Türkiye’de yıllık et tüketiminin % 75-80’ i sığır eti ile karşılanmaktadır. Hayvan ırklarına göre süt verimleri değişmektedir. Günlük süt verimi yerli ırklarda düşük, melez veya kültür hayvanlarda günlük süt verimi yüksektir (20- 30 litre). Hayvanların et ve süt verimi düşüklüğünün önemli nedenlerinden biri yetersiz bakım ve beslenmedir.
Hayvanların et ve süt verimini artırmak için kaliteli kaba yem kullanımını artırılmalıdır. Bunu sağlamak içinde tarla kültürü içerisinde yem bitkileri ekim alanları artırılmalıdır. Yem bitkileri ekim ve üretimi artırılarak ve mevcut meralar ıslah edilerek kaba yem ihtiyacı karşılanmalıdır. Ayrıca hayvanların bakım ve beslenme şartlarının iyileştirilmesi de verimliliği artıracak diğer faktörlerde iyileştirilmelidir. Meraların ıslahı ve amenajmanı kurallarına uyulması halinde küçükbaş hayvancılığın kaba yem ihtiyacını karşılamada katkı sağlayacağı söylenebilir. Özellikle büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinde kaba yem açığının karşılanması için mutlaka tarla kültürü içerisinde yem bitkisi ekim alanları artırılması şarttır.
Hayvan ve hayvansal ürünler elde etmek amacıyla üretim faktörlerini bilinçli ve sistemli şekilde bir araya getiren, azami kâr elde etmek amacıyla üretimde bulunan, bu üretim sonucu katma değer yaratan iktisadi ünitelere hayvancılık işletmesi denilmektedir.
Hayvanın yaşama ve verim ihtiyacını madde ve enerji bakımından karşılamak amacıyla belli sınır ve şartlarda yedirildiği zaman hayvan sağlığına zararlı olmayan, hayvanlar tarafından faydalanılabilecek durumda olan organik ve inorganik maddeler veya bunların karışımlarına yem denir. Hayvan yemi olarak yetiştirilen kuru ot, silo yemi, yumru yem ve yeşil yem olarak veya otlatılarak değerlendirilen bitkilere de yem bitkisi denilmektedir.
Ülkemizde Büyükbaş hayvan sayısı 2022 yılı Haziran ayında 17 milyon 876 bin baş ve Küçükbaş hayvan sayısı 58 milyon 448 bin baştır. Hayvanların kaba yem ihtiyacını belirlemek için günde tüketilmesi gereken kuru maddenin ne kadarının kaba yemlerden karşılanması gerektiğini belirlemek için kaba yem/konsantre yem oranı 60/40 olarak kabul edilerek yapılan hesaplama ile ülkemizde mevcut hayvan varlığına göre 70- 72 milyon ton kaba yeme ihtiyaç bulunmaktadır.
Türkiye'de yaklaşık 2.1 milyon hektarlık alanda yem bitkileri tarımı yapılmaktadır. Yonca, silajlık mısır, yaygın fiğ, korunga, yulaf (yeşil ot) yem bitkileri tarımında en fazla yetiştirilen, kuru ot ve yeşil ot olarak değerlendirilen bitkilerdir. Yem bitkisi ekim alanı, mısır vb. bitkiler dâhil edildiğinde toplam ekilebilir alanın % 10'unu kaplamakta olup tarımda ileri ülkelerde bu oran %25- 60 arasında değişmektedir. Ülkemizde de yem bitkileri ekim alanları artırılmalıdır. Yem bitkilerinin toplam ekim alanı yıldan yıla genişleme eğilimi göstermekle birlikte, artış hızı yeterli değildir. Yem bitkileri içerisinde en geniş ekim alanına sahip olan fiğ ve yoncanın ekim alanı düzenli olarak artış göstermekte iken korunga ve burçak gibi bazı yem bitkileri ekim alanı azalmaktadır.
Ülkemizde mevcut hayvan varlığına göre ihtiyaç duyulan kaba yem miktarı yeterli olmayıp kaba yem açığı bulunmaktadır. Bu açık ise tahıl samanları gibi düşük kaliteli yemlerle veya şeker pancarı posası gibi endüstrinin yan ürünleri ile karşılanma yoluna gidilmektedir. Ayrıca bu durum fazlaca kesif veya karma yem tüketimini artırmakta ve dolayısıyla da hayvansal ürünlerin maliyetlerini artırmaktadır.
Hayvansal üretimde, üretim şekline de bağlı olarak işletme giderlerinin % 60-70’i gibi önemli bir kısmını yem gideri oluşturmaktadır. Hayvansal üretim yapan işletmelerin sağlayabilecekleri en ucuz yem kaynağı şüphesiz çayır ve meralar ile tarla kültürü içerisinde yem bitkileri ekimi ile mümkündür. Yem bitkileri üretimi ve çayır ve meralardan (YBÇM) yüksek verim alındığı takdirde üretim de ucuza mal olmaktadır. Bu nedenle, hayvancılığı ileri gitmiş ülkelerde hayvancılık YBÇM tarımına dayalı olarak yürütülmektedir.
Kaliteli kaba yemin en ucuza sağlandı çayır ve meralar ülkeler için madenler gibi doğal kaynaklardan sayılmaktadır. Hayvansal ürünlerde dünya ticaretinde rekabet edebilmede ve kendi halkına ucuz hayvansal gıdalar üretebilmek için çayır ve meraların geliştirilerek yararlanılması zorunludur. Bu konuda çeşitli hayvan rasyonlarında çayır mera ve yem bitkileri önemli bir yer tutan ABD örnek verilebilir (Tablo 1)
Tablo 1. ABD'nde Çeşitli Hayvan Gruplarının Rasyonlarında Çayır-Mera ve Yem bitkilerinin Oranları (Rasyonun %'si Olarak)
|
Hayvan grupları |
Yoğun Yem |
Çayır - Mera ve Yem Bitkileri |
|
Tüm süt sığırları |
38.8 |
61.2 |
|
Besideki et sığırları |
72.4 |
27.6 |
|
Diğer et sığırları |
4.2 |
95.6 |
|
Tüm et sığırları |
17.0 |
83.0 |
|
Koyun ve keçi |
8.9 |
91.1 |
Hayvan beslemede yemlerin taze verilmesi vitamin ve proteinlerin kaybedilmemesi nedeniyle önemlidir. Hayvanın yem ihtiyacının karşılanmasında günlük rasyonun en az besi sığırlarının beslenmesinde %15’i, süt sığırlarının beslenmesinde ise % 45’i kaba yem olmalıdır. İşletmenin yıllık kaba yem ihtiyacı hayvan sayısına ve diğer faktörler dikkate alınarak hesaplanmalıdır. Kaba yemlerin en uygun depolama şekli üzeri çatı örtülü yanların tek üç veya dört tarafı açık yapılarda saklanılmalıdır. Uygun diğer depolarda da saklanabileceği gibi üstü su geçirmez plastik örtülerle de kapatılarak uzun süre kaba yem depolanabilir. Yemin çeşidine göre Tablo 2.’de verilen değerlerle hesap edilecek ihtiyaç miktarına uygun yapılarda saklanılan kaba yemler hayvanların istifadesine sunulmalıdır.
Hayvanlarımızın ihtiyacı olan kaba yemin çok büyük bir bölümünün yıllardan beri süregelen yanlış kullanım nedeni ile kaliteli kaba yem üretim potansiyelleri büyük ölçüde azalmış olan çayır-meraların otlatılması veya besleme değeri çok düşük tahıl sap ve samanından karşılanması, hayvansal ürünlerdeki verim düşüklüğünün başlıca nedenleri arasında yer almaktadır.
Sığır ve koyun karkas ağırlıklarında ve laktasyon döneminde süt verimine baktığımızda ülkemizde hayvancılık konusunda alınması gereken önemli bir mesafe vardır. Bu verim düşüklüğüne birçok sebep sayabiliriz. Ancak besleme rolünün etkisi önemlidir. Gerek yerli hayvan ırklarımızın gerekse kültür ırklarının kaliteli kaba yem ile uygun besleme koşullarında tatmin edici ve yüksek verim düzeylerine ulaşılacaktır. Son yıllarda ülkemizde kültür ve kültür melezi sığır sayısı artmakta olduğundan buna bağlı olarak ta kaliteli kaba yeme ve karma yeme olan ihtiyaç da artmaktadır. Modern süt sığırı işletmelerinde besleme uygulamaları açısından, önemli gelişmeler vardır. Örneğin, silaj yapımı ve kullanımı oldukça yaygınlaşmış; buna bağlı olarak, silajlık mısır ve yem bitkileri üretimi artmış olup üreticiler rasyon hazırlama ve yemleme uygulamalarında daha titiz davranmaktadır. Yine de istenilen seviyelere gelindiği söylenemez.
Ülkemizde işletmelerin büyük çoğunluğu küçük aile işletmeleri şeklinde olduğundan yem temini hususlarında gerekli hassasiyet gösterilmemektedir. Süt ve besi işletmelerinin gelişememesinde birçok faktör etkili olmakta ve bunlar içinde beslenme hususu önemli bir yer tutmaktadır. Beslemeye ilişkin eksikliklerin başında kaliteli kaba yem yetersizliği başta gelmektedir. Tüm gelişmelere karşın, en kalitesizi olarak tanımlanan buğday samanı hala kullanılan başlıca kaba yem konumundadır. Hâlbuki süt ineklerine mutlaka yeteri kadar kaba yem verilmesi; kaba yemin rasyondaki oranının % 40’ın altına düşmemesi; kaba yemlerin en az yarısının yonca-fiğ benzeri baklagil otlarından oluşturulması zorunludur (Tablo 2). Ülkemizde kaba yem fiyatı her zaman kesif yemlerden düşüktür. Türkiye’deki genel uygulama kaba yem yerine “kesif yem kullanımı artırılarak hayvan beslenildiğinden böylesi bir beslemeden daha fazla kazanç sağlamak mümkün değildir.
Tablo 2. Sağmal İnekler İçin Önerilen Kaba Yem Oranları (Özen, 1999).
|
Günlük Süt verimi, kg |
Rasyonda kaba yem % |
Rasyonda kesif yem % |
|
20’den az 20-30 30’dan yüksek |
60-70 55-60 45-55 |
30-40 40-45 45-55 |
Süt sığırcılığında maliyetleri düşürmek ve hayvan sağlığı açısından yeteri miktarda kaba yeme ve çayır meradan beslemeye yer verilmelidir. Bunun için çayır meraların iyileştirilmesi ve özellikle çayır meralardan yararlanılamadığı kritik dönemler ve kış dönemi ile meraların yeterli olmadığı zamanlar yeşil ve kuru otun ekilen yem bitkilerinden karşılanması yoluna gidilmelidir. Sulu ve yeşil kaba yemin yetersiz kaldığı özellikle kış döneminde hayvanlar kabızlık gibi sindirim bozuklukları çekmektedirler.
Besi yetiştiriciliğinde de benzer durumlar mevcut olup kaba yemlerden yeterince yararlanılmamaktadır. Ayrıca enerjisi yüksek yemlerden ziyade daha çok kepek- şeker pancarı posası-saman türü yemlerle beslenmektedir. Besi yetiştiriciliğinde enerji değeri yüksek buğdaygil yem bitkileri yetiştiriciliğine ağırlık vermek gerekir. Böylece bir işletmede %70’ lere varan yem maliyetlerinin düşürülmesi ve ekonomik bir besi yetiştiriciliği yapılabilir.
Hayvancılığa verilen destekler ile birlikte modern hayvancılığın gelişmesi için işletmenin yem bitkileri ekim alanına sahip olması da destek şartları arasında yer almalıdır. Böylece yem bitkileri kullanımı da artış gösterecektir. Yem bitkileri ekim alanlarının artması sadece hayvancılık açısından değil diğer pek çok önemli faydaları da ekilen alan ve bölgelerde görülecektir.
Sağlıklı ve Hoşça kalınız.