Batılı emperyalist güçlere ve Siyonist İsrail'e boyun eğmedi...
Mısır tarihinde ilk defa seçimle yönetime geldi, Cumhurbaşkanı oldu.
Cumhurbaşkanlığını elinden aldılar, hapsettiler, bu da yetmezmiş gibi idam kararı verdiler.
Çünkü, Müslüman'dı.
Düşmanlarım bana ne yapabilir ki? Ben cennetimi yüreğimde taşıyorum. Hapsedilmem halvet, sürgünüm hicret, öldürülmem şehadettirdiyebilecek kadar cesur ve kararlı...
Mursi'nin idamı Ortadoğu'da her şeyi daha da içinden çıkılmaz hale getirecek olması nedeniyle büyük bir yanlıştır.
Ancak, bu yanlışa sessiz kalmak da en azından Mursi'nin idamı kadar büyük bir yanlıştır. Neticede Mısır'ın ilk seçilmiş Cumhurbaşkanıydı Muhammed Mursi; bir yıl geçmeden devrilmiş, şimdi de iktidarı döneminde kendisini protesto edenlerin öldürülmesine neden olmaktan cezalandırılıyor.
Binlerce yıllık Mısır uygarlığının ilk serbest seçimlerinin ardından 2012 yılında seçilen Mursi'nin, kendi Savunma Bakanı Abdel Fettah el Sisi tarafından devrilmesi de yanlış ve kabul edilemez bir durum, idam cezasına çarptırılması da...
Mısır yönetimi, yalnız Mısır halkına değil, bürün Arap halklarına henüz kendi kaderlerine sandık yoluyla karar verme olgunluğuna sahip olmadıklarını söylemektedir adeta.
Aslında Mısır'ın 2015'te yaşadığı şeyler, bizim 1960'ta yaşamış olduklarımızın tekrarı gibi. Asker yönetime el koyuyor, eski yönetimin başını idam ederek ortadan kaldırmayı, sorunların çözümü olarak görüyor.
Biz de aynısını yapmamış mıydık?Başbakanımızı, Dışişleri Bakanımızı ve Maliye Bakanımızı idam etmemiş miydik?
27 Mayıs darbesiyleseçilmiş hükümetin devrilmesi, Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ın idamları Türkiye'nin o dönemde yaşadığı hangi sorununa çözüm getirdi? Sorunlara çözüm getiremediği gibi, sonrasında yapılacak olan 1980 darbesi ve 28 Şubat Süreci'nin de yapılabilirliğini artırdı.
Eşekten düşenin halinden eşekten düşen anlarmış.
Biz bu eşekten yaklaşık yarım asır önce düşmüştük. Eşekten düşmenin vermiş olduğu acıyı da iyi biliriz. Aradan 55 yıl geçmiş olmasına rağmen halen 1960 darbesinin, aradan 35 yıl geçmesine rağmen halen 1980 darbesinin, aradan 18 yıl geçmiş olmasına rağmen halen 28 Şubat sürecinin izlerini taşıyoruz.
Ama bütün bunları yaşayarak öğrenmiş olmanın verdiği tecrübeyi bir kenara bırakarak sessizce bekliyoruz. Kafamızı kaldırıp etrafımıza bir baksak, bir dönemler Türkiye'de yaşananların yine birilerinin eliyle Mısır'da yaşatılmak istendiğini görebiliriz.
Ve yine eşekten düşmüş ve eşekten düşmenin ne olduğunu bilen bir ülke olarak, Mısır'da yaşanan bu sürecin ilerleyişine bir dur diyebilecek kadar nefes tüketebilir, ses yükseltebiliriz. Sonuçta orada bu haksızlığa uğrayan bizim din kardeşimiz. Mümin bir insan.
Bizim itikadımıza göre haksızlık karşısında susan ise dilsiz bir şeytan...
Susmadık ya, Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız gereken tepkiyi verdi, meydanlarda bağırdı çağırdıdiyebilirsiniz. Onu ben de duydum. Ama o kadarını devekuşu misali kafasını toprağın altına gömen Batı da yaptı. 'Derin endişe' duyduklarını beyan ettiler. Biz de aşağı yukarı aynı endişeleri taşıyoruz!
Batı, Doğu'daki çıkarları uğruna her şeyi yapar. Ki yapıyor da. Mısır'a ve Mursi'ye gelmeden önce bunun bariz birçok örneğini görmüştük.
'Devletler arasında hiçbir zaman daimi dostluklar ve daimi düşmanlıklar yoktur'diyenler, bunu herhalde Batılılar için söylemişler. Bugün çıkarları Sisi'yi işaret ediyor ve ona yanaşıyorlar ya, yarının ne olacağını kimse bilemez. İki yanlış, bir doğruyu getirmez.
Mesnevi'den:
Pisler, pisliklerini yapadursunlar, sular da pisleri arıtmak için savaşır.