Bilindiği gibi, 2025 yılı “Aile Yılı” olarak ilan edilmiştir. Devletimiz, aile yapımıza yönelik tehdit ve tehlikeleri görmüş; toplumun tüm kesimlerinde farkındalık oluşturmak, aileyi güçlendirmek, korumak ve desteklemek amacıyla yıl boyunca çeşitli faaliyetler yapmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın geçen haftaki Cuma hutbesi de aile ile ilgiliydi.
Günümüzde acı bir gerçekle karşı karşıyayız. Türkiye’de 2023’te nüfus yalnızca 51 bin arttı, doğumlar azaldı, boşanma hızı arttı ve evlenme hızı düştü. Geleceğimiz için tehlike çanları çalmaktadır. Aile, en güvenli alanımızdı; ancak bunu kaybetmeye başladık.
Aile Nedir?
İnsan, dünyaya gözlerini açtığında, annenin merhametini, şefkatini; babanın kudretini hisseder. Aslında, çocuk ilk nefesinde ailenin kalbinde doğar. Aileyi sadece dört duvarın arasında yaşayan insan topluluğu olarak görmek yanlıştır. Aile, kalbin dinlendiği, insanın nefes aldığı, hayasızca akınlara karşı sığınılan bir limandır. Huzur adasıdır, yalnızlığımıza ilaçtır.
Annenin ve babanın yanında insan, güveni, fedakarlığı, paylaşmayı, sevmeyi ve sevilmeyi, affedilmeyi, düştüğü yerden kalkmayı, hayata tutunmayı öğrenir.
Nikâh, iki insanın bir araya gelmesi değil, Allah’ın huzurunda bir olmak, bütün olmak için söz vermektir. Eksiklikleri tamamlamak, günahlardan korunmak ve birbirini korumaktır. Ailenin meyvesi, göz aydınlığımız çocuklardır.
Aile bir aynadır. Çocuklarımız, ailenin aynasıdır. Ailede ne ekmişsek, onu hasat edeceğiz. Anne ve baba birbirlerine emanet, çocuklar da onlara emanettir.
Peygamber Efendimiz, “Sizin en hayırlınız, ailesine en hayırlı olandır. İçinizde ailesine karşı en hayırlı olan da benim” (İbn Mâce, Nikâh, 50) buyuruyor.
Ailede, iki cihan saadeti için dua edilir. Evlenen çiftler, iki cihan mutluluğuna talip olunca, tüketen değil, besleyen; zayıflatan değil, güçlendiren; bıktıran değil, hayran bırakan; yok sayan değil, göz nuru olarak gören; inciten, aşağılayan değil, değer veren ve yücelten insanlar olmak için yola revan olurlar.
Aile bağı, öyle bir bağ olmalıdır ki, hem dünya hem de ahirette mesut olalım.
Evlilik bağı ile kurulan aile ile ilgili daha çok söz söylenebilir. Ancak biz, günümüzde aile yapımızı dinamitleyen nedenler ve çözüm yolları üzerinde durmak istiyoruz.
Günümüzde Ailemizi Zedeleyen Nedenler ve Çözüm Yolları
Günümüz kapitalist sisteminin deprem dalgaları, evlilik binamızda çatlamalara ve yıkılmalara neden olmaktadır. Gençlerin bencil, narsist, maddeci ve hazcı; özgür olmaları istenmekte ya da teşvik edilmektedir.
Diğer taraftan, günümüzde evlilik bir yük olarak görülmekte ve çocuklar, konfor alanlarını sınırlayan bir ayak bağı gibi değerlendirilmekte.
Televizyon dizilerinde ve sosyal medya kanallarında sapkın akımlar, çarpık ilişkiler teşvik edilmektedir. Ailenin rahmet olduğu, büyüklerin bereket olduğu inancı yerle bir edilmektedir.
Neler Yapılabilir?
İlk olarak, evlilik hem maddi hem de manevi olarak teşvik edilmeli ve desteklenmelidir. Allah Resûlü (s.a.s.) şöyle buyuruyor: “En bereketli nikâh, külfeti en az olanıdır.” (İbn Hanbel, VI, 83)
Kültür ve ahlak aktarımı, önce ailede başlar. Aileler olarak mutlu yuvalar kuralım ki, çocuklarımız da mutlu bir yuva kurmak için can atsınlar.
Japonya’da, Japon kültürü ailede ve okulda küçük yaşlardan itibaren öğretilir. Bizim de kültür ve değerlerimizi, ailemizin önemini küçük yaşlarda çocuklara hem evde hem de okullarda uygulamalı olarak öğretmek için tedbirler almalıyız.
Sapkın içerik ve akımlarla mücadele etmeliyiz. Kamuoyunda topluma mal olmuş kişilerden örnek aileleri, bir rol model olarak tanıtmalıyız.
Aileyi, sadece bir yıl değil, her yıl gündemde tutmalıyız ki, geleceğe umutla bakabilelim. Unutmayalım, sağlam aile, sağlam toplum demektir.
Son olarak, kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’deki bir dua ile yazımızı nihayete erdirelim:
“Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi takva sahiplerine öncü eyle!” (Furkân, 25/74)
Selam ve dua ile…