Gündem öyle yoğun ki insan gelişmelerin hangisini yazacağını şaşırıyor.
Konya Kitap Günleri, KKTC’de yapılan seçim sonucu, Gazze’deki barış planı görüşmeleri, Terörsüz Türkiye projesi gibi önemli konular gündemin baş sırasında…
Aslında bunların hepsi ayrı ayrı birer yazı konusu ama bizim böyle bir imkânımız olmadığı için bu her biri ayrı ayrı önem arz eden konuları bir günlük yazı içinde değerlendirme mecburiyetimiz oluyor. Bu yazımda da yukarıda başlık olarak belirttiğim konulara yerimiz nispetinde değineceğiz.
Öncelikle Konya’mızı yakından ilgilendiren ve şu anda devam eden Konya Kitap Günleri’nden başlayalım.
Konya Kitap Günleri 18 Ekim’de başladı, 26 Ekim Pazar akşamına kadar devam edecek. Konya Büyükşehir Belediyemiz geçen haftaki yazımda da bahsettiğim gibi bu güzel ve son derece yararlı etkinliği yaşatmaya devam ediyor. Milyonlarca kitabın okuyucu ile buluşturulması yanında yapılan söyleşiler de çok önemli. Ancak meşhur olan bazı isimler haricindeki söyleşiler maalesef fazla ilgi görmüyor. Söyleşi yapacak olan yazarımız hazırlanıyor, konusunu enine boyuna inceleyip araştırıyor, kendi düşünceleri ile birleştirerek bir sunum yapıyor. Ancak ne yazık ki bunca emek zayi olup gidiyor. Zira çok faydalı olan birçok sunuma katılım 10 - 15 kişi ile sınırlı oluyor. Hâlbuki bu sunumlar, Konya dışından gelen ve isim yapmış olan yazarlarımızın sunumları kadar değerli, faydalı ve verimli…
Bunun yanında kitap satışları da istenilen düzeyde değil. İnsanımız birçok lüzumsuz yere para harcamaktan çekinmiyor ama ekmek kadar su kadar değerli olan kitaba gelince 50 TL. – 100 TL. verirken eli titriyor. OKU diye emreden bir inanca sahibiz ama okumuyoruz. “Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz” diye emreden bir Peygamberin ümmetiyiz ama ilim öğrenmenin önemli bir yolu olan kitabı alıp okumuyoruz. Okullardan grup grup öğrenciler geliyor, kitaplar onlara göz kırpıp duruyor ama onlar buna karşılık vermiyor. Öğretmenler öğrencilerine, ‘her biriniz mutlaka birer kitap almalısınız’ uyarısında bulunmuyor, böylece evlatlarımız kitap alma ve okuma alışkanlığı kazanamıyor.
Ben de Selçukya ve Çimke yayınevleri stantlarında kitaplarımı sergiliyorum. 25 Ekim Cumartesi günü önce saat 10.00 – 16.00 arasında SKY standında, 16.30 dan itibaren de Çimke standında olacağım. Hafta içinde Şiir ve Toplum – Şiirin Hikâyesi konulu bir de söyleşi yaptım. Söyleşime şu cümlelerle başladım:
“Şiir ve toplum deyince şiirin toplumda bıraktığı etki ile toplumun şiire karşı olan duyarlılığı akla geliyor. Bu iki konu incelenince her ikisinin de geçmişe nazaran giderek azaldığı görülüyor. Böylece toplum her geçen gün şiirden uzaklaşıyor, şiirden mahrum kalıyor ve şiirle toplum arasında yabancılaşma süreci başlıyor.
Bunun sebeplerine baktığımız zaman şu sonuçlar ortaya çıkıyor.
1- Şiirde kalitenin azalması
2- Toplumun okumuyor olması.
3- Toplum olarak kültür değerlerimizden uzaklaşmamız. Biz OKU diye başlayan bir medeniyetin temsilcileriyiz. Gün geçtikçe bu medeniyet anlayışımızdan uzaklaşıyoruz. Okumadaki boşluğu sosyal medya ve TV doldurmakta, kitaplardan her geçen gün uzaklaşmaktayız.”
Kitap Günleri için Konya’ya gelen Ömer Demirbağ Hocamla 2 gün boyunca beraber olduk. Önce SKM’de Necip Fazıl konulu konferans veren ve kitaplarını imzalayan değerli Hocamız daha sonraki günlerde Nevzat Yeğin kardeşimle birlikte hazırladığımız Mustafa Büyükkaplan Hafız Anadolu İHL nde, İlim Yayma Cemiyeti kız yurdunda, Necmettin Erbakan Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi ile Selçuk Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi salonlarında ve Konya Aydınlar Ocağı programında ŞİİRDEN ŞUURA ve GÜLZÂR-I KELÂMDA HZ. PEYGAMBER başlığı altında yaptığı konuşmalarında salonları dolduran dinleyicilerine şuur kazandırma yönünde ufuklar açtı. Hocamızdan Allah razı olsun. Kendisinden son derece istifade ettik.
Yine Kitap Günleri için Konya’ya gelen Prof. Dr. Mustafa Karataş Hocamızın 24 Ekim Cuma günü saat 20.00 de SKM de konferansı var. Ayrıca 24 Ekim Cuma günü saat 18.00 de KONTV DÜŞÜNCE MELTEMİ’nde yayınlanacak olan bendenizin Mustafa Karataş Hocamız ile programını da izleyebilirsiniz.
Konya Büyükşehir Belediyemizin kitaplarla insanlar arasındaki uzaklaşmayı yakınlaştırmak, toplumumuzda kitap okumayı arttırmak ve çok değerli Hocalarımızla, yazarlarımızla insanımızı buluşturmak amacıyla düzenlediği Konya Kitap Günleri’ni çok değerli, çok önemli, çok anlamlı buluyorum. Bu nedenle Başkanımız Uğur İbrahim Altay başta olmak üzere Kültür Daire Başkanı Ahmet Çalışır ve çalışma arkadaşları ile emeği geçen herkese bir kere daha şükranlarımı sunuyorum.
*** *** ***
Geçtiğimiz Pazar günü KKTC’de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimini, Güney Kıbrıs ile yani Rum tarafı ile federasyonu savunan Tufan Erhürman kazandı. Her ne kadar ilk açıklamasında “Türkiye’yle istişare etmeksizin Kıbrıs'ta bir dış politikanın belirlenmesi benim dönemimde de asla söz konusu olmayacak. Türkiye Cumhuriyeti ile iyi ilişkiler daha da gelişerek devam edecek, ben bunu bir misyon olarak görüyorum. Türkiye Cumhuriyeti'ndeki tüm Türk halkına da buradan yürekten sevgilerimi, saygılarımı iletiyorum” demişse de seçim süreci boyunca tek devletli federasyonu savunan Erhürman’ın bu açıklamalarının ne kadar samimi olduğunu ileride göreceğiz.
Şayet federasyon günceme gelirse ülkemiz için son derece stratejik bir konumda olan Kıbrıs’a hâkim olmanın iki yolundan biri, Kuzey Kıbrıs’ın Türkiye’ye ilhak etmesi diğeri de yeni bir müdahale olarak görülüyor. İnşallah ikinci yola gerek kalmadan bu problem hallolur.
Kuzey Kıbrıs halkı 74 öncesi yaşanan acıları unutmuş görünüyor. Tekrar aynı acıları yaşamak için federasyon istemeleri insanın katiline âşık olmasından başka bir şey değil. Kuzey Kıbrıs, Türkiye’nin desteği ile ayakta duruyor. Kıbrıs Türklerinin varlığını koruyan ve içtikleri suya varıncaya kadar her türlü maddi desteği sağlayan Türkiye’nin işgalci gibi görülerek federasyona “evet” denilmesi anlaşılması mümkün olmayan bir durumdur. Bizim için hayati önem taşıyan Kıbrıs’ta tek çözüm 74 öncesine dönülen federasyon falan değil, bağımsız bir devlettir. Türk halkı bu topraklarda yıllardır onuruyla yaşamaktadır. Kıbrıs için binlerce şehit verdik. Bu kadar bedel ödeyen bir halk egemenlik ve bağımsızlık hakkından asla vazgeçemez. Federasyon demek, Kıbrıs Türkü’nün geleceğini tehlikeye atmak demektir. Kıbrıs Türkiye’nindir ve Türkiye’nin olarak kalacaktır İnşallah.
*** *** ***
2 yıl boyunca büyük bir katliama maruz kalan ve soykırım uygulanan Gazze’deki ateş kesin adı var kendi yok durumda. İsrail her an her şeyi bahane ederek ateş kesi bozarak yeniden katliama başlayabilir. Zaten soykırımcı İsrail tam olarak ateşkesi uygulamadığı gibi anlaşmada yer alan Refah sınır kapısını da insani yardımlara açmadı.
Soykırımcı katil İsrail, ateşkes başladıktan sonra da Filistinlileri öldürmeye devam etti. Ölen rehineleri bahane eden İsrail, yeniden saldırmanın planının hazır olduğunu ifade ediyor.
19 rehinenin cesedi hâlâ Gazze Şeridi'nde… Hamas bunların yerini bulmakta zorlanıyor. İsrail bombardımanı nedeniyle yaşanan yıkımlar nedeniyle cesetlerin bulunması için iş makinesi ve ağır ekipmana ihtiyaç duyulduğu bildiriliyor. Ancak İsrail gerekli ekipmanın bölgeye girişine izin vermiyor. Hem yakıp yıkarak kendi vatandaşlarını da öldüreceksin hem ekip ve iş makinelerinin girişine izin vermeyeceksin hem de cesetler verilmiyor diye yaygara kopararak tekrar saldırı başlatmanın planlarını yapacaksın. İşte İsrail budur.
Hamas kaynakları, 10 Ekim'de ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana İsrail'in yalnızca 653 yardım tırının girişine izin verdiğini söylüyor. Anlaşmaya göre her gün 600 yardım tırının Gazze'ye ulaşması gerekiyor.
2 yıl boyunca İsrail’in katliamlarına ve soykırımına bütün desteği veren, her türlü silahı gönderen ABD şimdi kalkmış barışı savunuyor havası içinde davranıyor. İsrail Meclisinde “benim bile bilmediğim silahları bizden aldınız ve çok güzel kullandınız” diyen Trump bir anda barış güvercini oluverdi. İki yüzlü batının hangi sözüne güveneceksiniz? Bugün barışı savunuyor gibi görünen ABD yarın tekrar İsrail’in başlatması muhtemel katliamlarına destek vermeye devam edecektir.
*** *** ***
Terör örgütünün silahlarını bırakarak Terörsüz Türkiye projesinin tam olarak gerçekleşmesi en büyük arzumuzdur. Bunun için oluşturulan komisyon Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un başkanlığında çalışmalarını aralıksız sürdürmektedir. Çalışmaların bir an önce nihayete ererek terörün son bulduğu huzur dolu günlere kavuşmak tüm halkımızın en büyük beklentisidir. Şu anda örgüt eylemlerini durdurmuş görünüyor ama tam olarak silah bırakmış ve kendini feshetmiş değil. Çalışmaların tamamlanması ile bu da gerçek olacak İnşallah. Sağlıklı, huzurlu ve mutluluk dolu yarınlar diliyorum.