Eskiden insanlar, bir yerde Allah dostu, evliya olduğunu duydukları zaman o günkü şartlarda günlerce gün yol aldıktan sonra ziyaret yaparlar, o zatın manevi halinden istifade etmek için günlerce at sırtında yolculuk yaparlarmış.

Günümüz insanı bu özelliklerini kısmen de olsa kaybedip, nerede güzel fuar var, tabiat harikası var, tatil ve alışveriş imkânı var, oralara gitme tercihlerinde bulunuyorlar.

İstisnalar kaideyi bozmaz tabii ki. Diyecek bir şey yok tercih meselesi. Herkes dünya ve ahiret kazancını kendi gayreti ve iradesi ile elde ediyor.

Hazreti Peygamberin vefatından sonra peygamberlik son bulduğu için, efendimizin (sav) sünnetini yaşama ve insanlara yaşatmak için Allah dostlarının örnek yaşantısı ile devam edecektir. Biz buna mutlak inanıyor ve istifade edenlerden olmak için gayret etmekteyiz.

XI. Uluslararası Sağlık, Mühendislik ve Fen Bilimleri Kongresi 28-30 KASIM 2025 tarihlerinde Jizzax Devlet Pedagoji Üniversitesi, Sinop Üniversitesi, Oriental Üniversitesi ile ortaklaşa Jizzax Devlet Pedagoji Üniversitesinde düzenleneceği davetiyesi elimize ulaşmıştı. Sempozyum hem çevrimiçi hem de yüz yüze sunum şeklinde yapılacaktı. Doktora hocam Prof. Dr. Tayfun ÇAY Bey ile birlikte bir bildiri hazırlayalım zahiren Sempozyuma katılmak esas gaye ise Özbekistan’da bulunan silsileyi Nakşibendi yenin kutupları olan 12 adet piri ziyaret etmekti.

Orta Asya’nın parlayan yıldızı Timur’un memleketi Özbekistan’a yolculuk başlamış oldu. 26 Kasım akşamı İstanbul’dan Özbekistan’ın başkenti Taşkent’e uçuş başladı.5 gece 6 günlük yoğun bir ziyaret programından sonra 2 Aralık 2025 günü Taşkent’ten İstanbul’a dönüş yaptık.

**

Bugün Özbekistan’ı oluşturan topraklar tarihî süreç içerisinde Turan, Türkistan, Mâverâünnehir gibi isimler almıştır. Yapılan bilimsel araştırmalar bu coğrafyada yerleşimin binlerce yıl öncesine dayandığını ortaya koymaktadır.

Milâttan önce 6.-5. yüzyıllarda bölgede Bahtar Krallığı ve Büyük Hârizm Devleti’nin kurulduğu bilinmektedir. M.Ö. 4.-3. Yüzyıllarda bölgede İran Ahamenîlerine ve Büyük İskender’in istilalarına karşı mücadele edilmiştir.

Bu tarihten itibaren bölgede Kang Hakanlığı, Kuşan, Dâvân gibi devletler hüküm sürmüştür. Bu dönemde bölgede birçok Zerdüştlük, Budizm, Yahudilik gibi birçok dini inanışın varlık göstermiştir.

6.-7. yüzyılda bölgede yaşayan topluluklar Yettisuv’da (Yedisu) kurulan Batı Türk Hakanlığı bayrağı altında birleşmiş ve nihayet 8. Yüzyılın başlarında Mâverâünnehir ve Hârizm, Kuteybe b. Müslim kumandasındaki İslâm orduları tarafından fethedilmiş, bölge halkı bu tarihten itibaren İslâmiyet’le tanışmıştır.

Emevî hâkimiyetinin ardından 9. yüzyılda bölgede Sâmânîler Devleti ortaya çıkmış, aynı asırda Karahanlılar’ın, 12.yüzyıldaKarahıtaylılar’ın hâkimiyetine giren bölgede daha sonra Hârizmşahlar Devleti kurulmuştur.

İslamiyet’in bölgeye gelişi ile birlikte Özbek coğrafyası, yaşanan siyasî kaoslara rağmen önemli bir ilim ve kültür merkezi haline gelmiş, bu Yüzyıllarda bölgede dünyaca ünlü düşünürler, bilim insanları, din âlimler, siyasetçiler ve sanatçılar yetişmiştir.

Fergânî, Hârizmî, Fârâbî, Bîrûnî, İbn Sînâ, İmam Buhârî, Hakîm et-Tirmizî, Burhâneddin el-Mergınânî gibi isimler bu kapsamda zikredilebilir.

1200’lerin ilk çeyreğinde bölge Moğol istilasına uğramış, Buhara ve Semerkant başta olmak üzere bölgedeki belli başlı tüm şehirler harap olmuştur. 14. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren Moğol hâkimiyeti sona ermiş Timur bölgeyi hâkimiyeti altına alarak yeni bir düzen tesis etmiştir. Bu süreçte yirmi yedi devleti idaresi altına alarak geniş bir imparatorluk kuran Timur liderliğinde bölgede büyük değişimler meydana gelmiş, şehirler yeniden imar edilmiş, ticarî hayat canlanmış, farklı coğrafyalardan bölgeye getirilen sanatçılar sayesinde kültürel yaşam zenginleşmiştir. Timur’un vefatı ile birlikte bölgede taht kavgaları yaşansa da, Timur Devleti’nin bölgedeki hâkimiyeti bir asır kadar daha devam etmiştir.

15. yüzyılda Şeybânîler bölgede hâkimiyet kurmuş, Ebülhayr Han dedesi Özbek Han’ın adını taşıyan tebaasını siyasi bir çatı altında toplayarak 1428’de bağımsızlığını ilan etmiştir.

Bu tarihten itibaren Timur Devleti’nin bölgedeki varlığı sona ermiştir. Ancak 16. ve 17. yüzyıllarda devlette bölünmeler meydana gelmiş ve tarihte “Üç Özbek Hanlığı” olarak isimlendirilen Hive Hanlığı, Buhara Hanlığı ve Hokand Hanlığı ortaya çıkmıştır. Söz konusu hanlıklar dönem dönem İran’a karşı mücadele içinde olmuş ve Osmanlı ile yakın siyasî ilişkiler kurmuş, zaman zaman da kendi aralarında çekişmeler yaşamışlardır.

19. yüzyılın ortalarında Türkistan coğrafyası Ruslar tarafından işgal edilmeye başlanmış, 1865 yılında Taşkent Rus hâkimiyetine geçmiştir. 1867’de bölgeyi yönetmek üzere

Türkistan Genel Gubernatorluğu kurulmuş, 1876’da Hokand Hanlığı’na son verilmiş, Buhara Emirliği ve Hîve Hanlığı da sömürgeleştirilmiştir. Böylece Çarlık Rusyası, bölgenin doğal zenginliklerine el koymuş, halk yoksullaşmıştır. Rusların bu baskıcı yönetimlerine karşı 1893’te Taşkent’te, 1898’de Endican’da, 1916’da Taşkent, Mergilân ve Cizzah’ta halk ayaklanmaları gerçekleşmiş, bu ayaklanmalar kanlı şekilde bastırılmıştır.

Taşkent’te 1 Kasım 1917 tarihinde gerçekleştirilen Bolşevik ayaklanması ile Sovyetler hâkimiyeti ele geçirmiş Nisan 1918’de Türkistan Genel Gubernatorluğu kaldırılarak Türkistan Otonom Cumhuriyeti, 1920’de Buhara Halk Sovyet Cumhuriyeti ve Hîve’de Hârizm Halk Cumhuriyeti kurulmuştur. 1924 yılında Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kurulmuş, daha sonra 1936’da Karakalpakistan Otonom Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti, Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti içine alınmıştır.

70 yıl kadar Sovyet rejimi tarafından yönetilen Özbekistan, Sovyetler Birliği’nin dağılması ile birlikte 1 Eylül 1991 tarihinde bağımsızlığını ilân etmiş, 20 Aralık’taki referandumda Özbekistan Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı olarak İslam Kerimov seçilmiş, 8 Aralık 1992’de Özbekistan Cumhuriyeti anayasası kabul edilmiştir.