Dünya fani olduğunu bütün gücüyle haykırarak oynar kadim oyunlarını. Baharıyla, yazıyla, eğlencesi, şuh kahkahasıyla kandıramayacağı insan yok gibidir. Altınıyla, gümüşüyle, çarşı pazarıyla, su gibi akıp geçen gecesi, gündüzüyle öyle hızla koşturur ki başınızı döndürür. Yorgunluktan ne geçen zamanı anlayabilirsiniz ne de bitip tükenen ömrü. İşi bittiğinde insandan geriye zavallı bir ceset kalır. O zamana kadar asla bırakmaz peşinizi. Yaşlı olsun genç olsun yaşadığı sürece Âdemoğluyla görülecek bir hesabı vardır.

Her dem taze tutar çiçeklerini, dört döndürür etrafında böceklerini, kimini güzelliğiyle avutur yükseltir benliğini, kimini zenginliğiyle oyalar, yollarına serilmişçesine bol tutar ki nimetlerini, bu debdebe içinde ömrü nihayet buluncaya kadar oyalansın, aman uyanmasın. Kiminin oğulları vardır, dünya durdukça sırtı yere gelmez sanır. Kiminin akrabaları çoktur her gün bir yerde gezerken unutturur durup düşünmeyi. Kimi sağlıklıdır da ölüm ona yetişemez sanır. Kimi gençtir, güçlüdür beli de bileği de bükülmez sanır.  Sadık dost, vefalı arkadaş kisvesiyle yaklaşır, yaklaşır ta ki son darbeyi, öldürücü darbeyi indirinceye kadar kendini kamufle eder, son hamlede adeta sağ gösterip sol vurur da ne olduğunu anlamadan neşe içinde gezip dolaştığı toprağın altında bulur insan kendini.

Geldi geçti ömrüm benim şol yal esip geçmiş gibi, hele bana şöyle geldi bir göz yumup açmış gibi.(Y.Emre)

Hep aldanış mıdır Âdemoğlunun kaderi? Aldanmadan geçilemez mi bu geçitten? Her Âdemoğlunun sonu hüsran, her hikâyenin sonu hezeyan, kurulan her hayal kırılmaya mahkûm mudur bu dünya denilen gölgelikte? Yoksa dünyayı da içindekileri de yaratan Yüce Yaratıcı onunda reçetesini vermiş midir?

 'İnsan kendini başıboş mu sandı?'

Dünya ve içindeki her nesnenin yaratıcısı onu başıboş bırakmadı. Beraberinde bir kullanma kılavuzu gönderdi ki orada unutulan, atlanan, ıskalanan hiçbir madde yoktur. Hepsi tastamam, eksiksiz, kusursuz bir nizam ve intizam içinde kanun ve kurallarıyla yer alır. Orada hiçbir eksiklik, boşluk bırakılmamıştır. Bu kılavuzun hükümleri her zamana ve her devre uyumludur ve asla eskimez, yıpranmaz, değişikliğe ve yeniliğe ihtiyaç duymaz.

Muhtacın da hakkı tastamam yazılıdır, mazlumun da; inanan ve iyi işler yapanların mükâfatı da yazılıdır, zalimin göreceği karşılık da. Onu yalnızca ölülere okunmak için indirilmiş bir kitap olarak gören de, yapılması gereken ibadetlerin kurallarının yazılı olduğu sıkıcı, yavan, tekdüze gören de şüphesiz büyük bir aldanış içindedir.

'Onların gözleri kördür görmezler.'

Kâinatın kitabı sırlar barındırmaya, sadırları genişletmeye ve kapkara bulutların ardındaki güneş misali kararan kalpleri aydınlatmaya devam ediyor.  Hasta gönüllere şifa, dertli gönüllere deva olmaya geldi, bu görevi hali hazırda sürdürüyor. Unutulmaması gereken bir şey var ki o da kâinatın kitabı Kuran-ı Kerim en büyük mucizedir.

İyi hafta sonları.