Kim ne derse desin Türkiye gelişiyor, Türkiye büyüyor, Türkiye kendini dünyaya kabul ettiriyor.

Dünyanın süper ülkeleri bölgesel olayların Türkiye olmadan çözülemeyeceği gerçeğini kabul ediyor ve ona göre hareket ediyor.

ABD, başta Suriye olmak üzere bölgede meydana gelen gelişmeler konusunda Türkiye’yi merkeze koymuş durumda. Trump; “Erdoğan ile görüştükten sonra Suriye’ye olan yaptırımları kaldırma kararı aldım” diye açıklama yapıyor. Rusya, Ukrayna ile 3 yıldır devam eden savaşı durdurmak için Türkiye’yi işaret ediyor. Avrupa ülkeleri sorunların çözümü için Türkiye’yi ön plana koyuyor.

Türkiye, bölgede ve dünyada sözü geçen bir konuma gelmiş durumda.  Ne kadar güçlü olursanız o kadar itibarlı olursunuz ve o kadar sözünüz geçerli hale gelir.

Çeyrek asır kadar önce Türkiye’yi kapısında bekleten ülkeler şimdi Türkiye ile temas kurmanın, Türkiye’ye gelerek görüşmeler yapmanın çabası içindeler.

Geçtiğimiz günlerde Rusya Devlet Başkanı Putin’in, Ukrayna ile görüşmeler için İstanbul’u işaret etmesi ile Türkiye bir anda dünyanın merkezine oturdu.  ABD Başkanı Trump, hemen harekete geçerek Putin gelirse kendisinin de İstanbul’a geleceğini duyurdu. Trump böylece bir barış olursa kendisinin de bu barışta etkisini göstermek istedi ama gerek Putin gerekse Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan buna fırsat vermediler.

Türkiye’nin en başarılı olduğu alan dış politika… İçeride çeşitli problemlerle boğuşan Türkiye dışarıda itibarlı bir konuma geldi. Dış politika kurtlar sofrası… Bu kurtlar sofrasında gücünüz yoksa diğer ülkelere yem olursunuz. Dış politika öyle bir alan ki ülkenin gücü yanında liderin duruşu, konuşması, karizması ve kendisini diğer liderler nezdinde kabul ettirmesi gibi etkenler de çok önemli. Liderde bu özellikler yoksa bu kurtlar sofrasında ezilir, parçalanır, çiğnenir, yok olur gidersiniz. Onun için dış politikanın öyle acemi, başkasının önünde el pençe divan duran, ezik büzük hareket eden, pısırık, uyuz, sünepe bir yönetici ile götürülmesi mümkün değildir. Mahvederler adamı. Eğip büküp çöp tenekesine atarlar. Dış politika böyle bir alan… Onun için ülkenin güçlü olmasının bir yolu da liderin güçlü olmasına bağlıdır. Türkiye’nin gücü de bir yandan gelişip büyümesi diğer yandan da Recep Tayyip Erdoğan gibi güçlü bir liderin varlığı ile mümkün olmaktadır.

Türkiye dünyanın merkezine otururken halkı Müslüman olan diğer ülkelerin yöneticileri ne yapıyorlar? Türkiye; Rusya- Ukrayna savaşının ateşkes anlaşmasına ev sahibi yaparken Ortadoğu’ya giden ABD Başkanı Trump, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar’a adeta baskın yaparak ABD’nin kasasını ve kesesini doldurdu. Trump bu 3 ülke ile yaptığı anlaşmalardan ülkesine 3,2 trilyon dolar kazandırdı. Bu paranın önemli bir kısmının İsrail’e silah olarak gönderileceği malum. Bu demektir ki Gazze, halkı Müslüman olan ülkelerin yöneticilerinin ABD’ye verdiği paralardan elde edilen silahlarla vuruluyor. Yani Gazze’deki Müslümanlar, halkı Müslüman olan ülke yöneticilerinin imkânları ile imha ediliyor. Dünyada öyle bir düzen kurmuşlar ki Müslümanlar, Müslümanlar eliyle yok ediliyor.

Diğer yandan Trump, Birleşik Arap Emirlikleri’nde ilginç görüntülerle karşılandı. Karşılama töreninde sarayda hazır bulundurulan kız çocukları Trump'ın görünmesiyle birlikte müzik eşliğinde saçlarını sallamaya başladı. Trump'ın önünde bugüne kadar görülmedik bir şekilde Müslüman kızları alet etmekten kaçınmayan aşağılık idarecilere ABD’nin köleleri denmez de ne denir? Bu kadar şebekliğe ve köleliğe rağmen, Trump karşısında hiçbir itibarları olmayan bu yöneticiler, Müslüman ülkelerin maddi ve manevi imkânlarını ABD’ye peşkeş çekmekten utanmıyorlar. Yazıklar olsun.

Bu mankurtluklarına rağmen hiç itibar görmeyen bu yöneticilerin yaptıkları alçaklıklar yanında, her zaman, her ortamda ve herkese karşı dik duran Türkiye’miz ile elbette gurur duyuyoruz. Ne yazık ki Türkiye bütün çabasına rağmen yalnız kalmaktadır. Ne pahasına olursa olsun Türkiye ile birlikte hareket eden bir İslâm dünyası olsaydı Gazze bu durumda olmazdı. Her ortamda İsrail’in Gazze katliamını dile getirmekten çekinmeyen Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan yalnız kalmasa idi, halkı Müslüman olan ülkelerin yöneticileri Erdoğan’ın yanında olsalardı İsrail bu saldırılara cesaret edemezdi.  Adı İslâm ülkesi olan 60’a yakın devletin yöneticilerinde Recep Tayyip Erdoğan ve Yemen’deki Husiler kadar cesaret olsaydı ne ABD ne İsrail, Gazze’yi bu hale getiremezlerdi.

İslâm dünyasının yöneticileri bu şekilde devam ederse Müslümanların başına daha ne belalar açılacak, bunun hesabını iyi yapmaları gerekir. Gazze’den sonra sıra kime gelecek düşünmeleri gerekir. İyi düşünsünler de bu kölelikten vaz geçsinler. Sağlıklı ve mutlu yarınlar diliyorum.