Ermenistan ve Ermeni diasporası, soykırım yalanının 100. yılında sözde soykırımı Dünyaya tanıtmayı hedefliyordu. Uzun zamandır hazırlıklar yapılıyordu.

Papa'nın açıklamasından sonra Haçlı İttifakı Ermeni yalanlarının peşine takıldı ve pek çok ülke sözde soykırımı tanıdı.

Ne yazık ki Türkiye'nin karşı tezleri ve çabaları hem cılız hem de yetersiz kaldı.

Obama güya soykırım demedi ama Papa'nın açıklamalarına destek verdi. 

Putin, Ermenistan'a destek için Erivan'daydı.

Haçlı ittifakının yaptıklarını normal karşılamak gerekir. Çünkü onlar, her ne kadar birbirleriyle çatışma halinde olsalar da uzlaştıkları ortak bir nokta var: O da Türk Düşmanlığı!

Bazıları “İslamofobi değil mi?” diye sorabilir. Öncelikle şunu ifade edelim: Yanlış kavram kullanılıyor. Batıdaki İslâm korkusu değil, İslâm karşıtlığı!

Haçlıları bize karşı birleştiren unsurlardan bir tanesi elbette ki İslâm karşıtlığıdır. Ama başta İran, Suriye ve Mısır meselesi gibi İslâm âlemini ilgilendiren pek çok meselede Rusya ile ABD ve AB ülkeleri karşı karşıya gelebilirken Ermeni meselesi sözkonusu olunca neredeyse tüm Dünya nasıl birleşebiliyor?

Mesele sadece İslâm karşıtlığı olsaydı, Ermeni meselesinde olduğu gibi, Müslümanları ilgilendiren her meselede Haçlı ittifakının birlikte hareket etmesi gerekmez miydi?

Hayır! Mesele sadece İslâm karşıtlığı değil! Asıl mesele Türk Düşmanlığı. Eğer bir korkudan söz edeceksek asıl korku Türk Korkusu!

Onun için Kıbrıs'ta yalnızız. Hocalı ve Karabağ meselesinde yalnızız. Ermeni meselesinde, Kerkük meselesinde, Doğu Türkistan meselesinde yalnızız. Onun için İran Azerbaycan'ında yaşayan Türklerin meselesinden kimsenin haberi bile yoktur.

Örnekleri çoğaltmak mümkün!

Haçlı ittifakı görevini yapacak elbette! Ama onlara dur diyebilecek güçlü, dirayetli, dış politikada başarılı bir iktidar gerekiyor. 

Türkiye'nin dış politikası maalesef çökmüştür. Meydanlarda bağırıp çağırarak, BM'ye, AB'ye, İsrail'e kafa tutarak dış politikada başarılı olunmuyor. Bu tür çıkışlar çoğu zaman ters etki yapıyor.

Siyasî iktidar ne yazık ki pek çok konuda olduğu gibi bu meselede de sınıfta kalmıştır. Papa'nın konuşması ya da bazı ülkelerin soykırımı tanıyan kararlar alması bizi hiç etkilemez, biz işimize bakarız kabilinden beyanatlar iç kamuoyunu tatmine yönelik sözler olmanın ötesine geçemez. 

Gerçek şu ki, Türkiye uluslararası arenada giderek yalnızlaşmaktadır. Türkiye, Ermeni ve PKK meselesi üzerinden köşeye sıkıştırılmakta ve tavizler koparılmaya çalışılmaktadır. Bu konuda yerli işbirlikçilerden de destek alınmaktadır.

Türkiye, bırakınız uluslararası kamuoyuna, kendi insanına bile meselinin iç yüzünü anlatamamıştır.

Ermenilerin yaptığı soykırım ile ilgili kimin ne kadar bilgisi var? Çoğumuz kulaktan dolma bilgilere sahibiz.

Acaba bu konuda kaç film yapılmış, kaç dizi çekilmiştir?

1918 yılının Mart ayında Rus destekli Ermeniler tarafından Bakü'de Azerbaycan Türklerine karşı büyük bir soykırım yapılmıştır. Tarihçiler göre sadece 29-31 Mart günleri arasında Bakü'de 20 binden fazla Azerbaycanlı katledilmiştir. Bu nedenle 31 Mart tarihi Azerbaycan Devleti tarafından “Azerbaycanlıların soykırım günü” ilan edilmiştir. 

31 Mart Azerbaycanlıların soykırım gününden kaç kişinin haberi var? Türkiye bu tarihte hangi etkinlikleri yapıyor?

Karabağ ve Hocalı meselesini kaç kişi hakkıyla biliyor?

Bu meseleleri önce Türk insanına sonra uluslararası kamuoyuna hakkıyla anlatabilmek yerine Devlet adamlarımız kalkıp ortak acıdan söz ediyor, taziye mesajları yayınlıyor. Milletvekillerimiz, siyasetçilerimiz, sanatçılarımız Ermenilerden özür dileme yarışına giriyor. Bursa'da yapılan Türkiye – Ermenistan maçında Azerbaycan bayrakları toplanıyor.

İçimizdeki hainler Ermenilere destek yürüyüşü yapıyor.

Bu şartlarda, soykırım yalanını tanıyan ülkelere kızmaya hakkımız var mı?

Onların aldıkları kararlar bizi bağlamaz demek çözüm mü?

Çanakkale savaşının 100. yıl etkinliklerine şu kadar Devlet başkanı geldi demek meseleyi halleder mi?