Evet maalesef Hz. Mevlana'yı metalaştırdık!
Yapıla gelen yanlış kutlamalar, yanlış ifadeler ve yanlış bilgilendirmelerle Hz. Mevlana'yı meta haline getirdik, ticarileştirdik.
Alınır, satılır bir konuma getirdik...
Sömüren kapitalist sistem yapısı gereği her şeyi metalaştırır, her şey para aracılığıyla kullanım değerinin ötesinde değiştirilir ve üretir.
Her şey kelimesine dikkat! Satılmayacak, paraya dönüşmeyecek nesnenin, objenin, kültürün, dinin, gelenek ve göreneklerin olmadığına işaret ediyor...
İşte sömüren kapitalist Mevlana'yı sömürmeye başladı.
Mevlanacı geçinen, Mevlana üzerinden yolunu bulan dalkavuklar sayesinde Mevlana içerikli metalar ortaya çıktı.
Sadece Türkiye'de değil Çin ve Tayvan'da onlarca çeşit biblosu, Mevlana içerikli saatler, hediyelik eşyalar yapıldı, sözlerini ve resmini içeren halılar dokundu. Semazen oyuncaklar üretildi, camdan, topraktan, alçıdan bibloları, heykelleri evleri, işyerlerini, yolları, parkları süsledi...
En kötüsü de çeşitli alçı ve seramiklerden yapılan bibloları.
Bu bibloları yapıp satmak, putları yerle bir eden yüce İslam açısından ne kadar doğru? İnsanlar o biblolara bakıp Hz. Mevlana'yı mı hatırlayacak?
İslam'a ilgisi daha mı çok artacak?...
Bana göre hiçbir anlamı olmayacak.
Sadece Mekke'de müşriklerin sözde tanrılarını put yapıp sattıkları gibi Hz. Mevlana'yı kazanç kapısı görenler biblolarını yapıp, satmaya devam edecek...
İşin en kötüsü Müslümanlık adı altında Mevlanacı dalkavukların, bunları hoş görmesi.
Nasıl bir hoşgörü içinde dönüyorlarsa, Atatürk'ün heykelleri için, "Puta tapılmaz" diyenler, iş para kazanma araçları Hz. Mevlana olunca, "Ne var canım bunda? Hayatında bir kere Konya'ya gelenler var, bu biblolardan alıyorlar. Biblolara bakarak Hz. Mevlana ve Konya'yı hatırlıyorlar" ifadelerini kullanıyorlar.
Bunların caiz olup olmadığı ilahiyatçıların işidir.
Bizim hüküm verme gibi bir haddimiz olamaz.
Ancak çeşitli kaynaklardan aktarılan şu hadis-i şerifleri de dikkate almak gerekiyor;
"Kıyamet günü bu suretleri yapanlara; yaptığınızı canlandırınız denilecektir." (Buhari)
"Kıyamet günü Allah'ın en şiddetli azabına maruz olanlar, Allah'ın yarattıklarını taklid edenlerdir." (Ahmed bin Hanbel, Müsned)
"Hazreti Aişe bir gün resimli bir yastık satın aldı. Peygamber (sav) dışardan yastığı görünce içeri girmedi. Kapının önünde ayakta kaldı. Hazreti Aişe (ra) da onun yüzündeki memnuniyetsizliği anladı ve şöyle dedi:
- Yâ Resûlullah! Allah ve O'nun Resulüne tövbe ediyorum, günahım nedir?
Peygamber (sav) ona cevaben buyurdu ki:
- Yastıktır!..
Hazreti Aişe:
- Üzerine oturup yaslanasın diye senin için satın aldım.
Peygamber (sav) buyurdu ki:
- Resim yapanlara azab verilecek, yaptığınızı canlandırınız denilecektir. İçinde resim bulunan eve melekler girmez."(Müslim, IV/90)