İki yıl aradan sonra, dostları ve huzuru yeniden bulmak amacıyla Lübnan’a doğru yola çıktık. Aslında, JİL Derneği'nin organize ettiği programda plaket takdimi için bir hafta önce davet edilmiştik. Ancak davet sahibi öğrencimizin rahatsızlanması nedeniyle yolculuğumuz bir hafta ertelendi ve törene katılamadık. Bu yazımızda, Lübnan’daki izlenimlerimizi ve tanıklıklarımızı sizlerle paylaşacağız.
YOLCULUK
Gece yarısı saat 23:50’de AJet’in uçağıyla Beyrut’a doğru havalandık. Yolcuların büyük çoğunluğu Suriyeliydi. Pasaport kontrolünde bu fark daha da belirgindi. Yolculuk sırasında dikkatimi Türkçe konuşan bir aile çekti. Lübnan asıllı olan bu aile, Trabzon’un Yomra ilçesine yerleşmiş, dış ticaretle geçimlerini sağlıyorlardı. Ailenin oğlu Ali Serhan ile yol boyu sohbet ettik. Ali, Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde yüksek lisansa başlamak üzereydi. Samimi ve sıcak kanlı bir gençti. Türkçeyi öğrenirken yaşadığı bir hatırası ise gülümseticiydi:

Saçlarımı Yakar Mısın?
Berbere giden Ali, traş sonrası berbere dönüp "Saçlarımı yakar mısın?" der. Berber ters ters bakar. Ali tekrarlar. Sonunda berber sorar:
“Sen yabancı mısın?” Ali “Evet” deyince berber “yıkamak” istediğini anlayarak saçını yıkar. “Yakar mısın?” ve “Yıkar mısın?” farkı işte bu kadar önemli!
BEYRUT: TARİHİN VE ÇEŞİTLİLİĞİN ŞEHRİ
Beyrut, farklı din ve mezheplerin iç içe yaşadığı, geçmişin izlerini bugüne taşıyan bir şehir. Müşavirimiz Celal Turgut Koç Bey bizi karşıladı. Konya’dan tanışıklığımız olan müşavirimiz burada oldukça aktif ve gayretli bir çalışma yürütüyor.


Ziyaret Ettiğimiz Önemli Mekânlar:
Mecidiye Camii: Sultan Abdülmecid tarafından restore edilen, Osmanlı izlerini taşıyan önemli bir camii. Namazımızı burada eda ettik.
Emîr Münzir Camii: Yapısı Bursa’daki Ulu Cami’yi andırıyor. İçindeki şadırvan dikkat çekici. El Ömeri Camii: Önce Haçlı Kilisesi olarak inşa edilmiş, Memlükler döneminde camiye çevrilmiş. Hamidiye Saat Kulesi: Osmanlı’dan kalma bu yapı şehrin sahil kısmında yer alıyor. Beyrut’un sahilinde yürümek, insanı İzmir Kordon'da hissettirebilir. Sahil şeridinde hem denize girenler hem de fotoğraf çektirenlerle dolu. Şehirde gelir dağılımı arasındaki uçurum oldukça fazla. Türkiye’nin dizileri ve eğitim kurumları sayesinde Türkçeye olan ilgi artmakta. Ancak Alman, Fransız ve Amerikalı kültür kurumlarının etkinliği çok daha yüksek.

SAYDA VE CHEHIME ZİYARETİ
Sayda (Sidon): Fenikelilerden günümüze gelen kadim bir şehir. Hariri ailesinin yaptırdığı cami oldukça büyük ve cemaati kalabalık. Dernekler aracılığıyla yetimlere destek veriliyor. Sayda’da Almanya’da çalışan bir gurbetçiyle tanıştık. Ülkesinin yolsuzluk ve rüşvetten dolayı geri kaldığını ifade etti.
Chehime: Konya’daki UMAİHL öğrencimiz Kerim Chafy’nin memleketi. Ailesiyle tanıştık. Chehime’de eğitim seviyesi yüksek. Devlet yöneticilerinin önemli bir kısmı buradan çıkmış.

TRABLUS VE AKKAR: OSMANLI’NIN İZLERİ
Trablus: Şehir tam anlamıyla bir Osmanlı şehri. Kal'atü’l Müslimin (Müslümanların Kalesi) ifadesi bizi duygulandırdı. Şehir bakımsız olsa da halk dindar ve Osmanlı'ya bağlı. Ziyaret ettiğimiz Nasihat-ı Nur Derneği, gençlere hem dini hem de mesleki eğitim veriyor. TİKA destekleriyle güzel işler başarmışlar.
Akkar: Türkmen köylerinin bulunduğu bu bölgede UMAİHL öğrencimiz Wassim ile buluştuk. Derneklerin mültecilere yönelik anaokulu çalışmaları umut verici. Ancak çevre kirliliği ciddi bir sorun. Şelalelerde plastik atıklar dikkat çekici.
JEEL DERNEĞİ VE SOSYAL PROJELER
JEEL Derneği, Lübnan’daki en aktif ve başarılı yardım kuruluşlarından biri. 2341 yetime sponsor olmuşlar. Projeleri arasında:
Bir Nesil Bir Nesli Canlandırır
Dilek Odası
Souk aa Souk
180 Derece Projesi
Türkiye’den birçok STK ile ortak çalışmalar yürütüyorlar.
DELHOUN VE MEVLİD KUTLAMALARI
Mevlid-i Nebi programları çerçevesinde Dürziler ve Sünni gruplar da ilahiler ve etkinlikler düzenliyor. Özellikle Habeşiler olarak anılan bir grup dikkat çekici. Ancak finansal güçleri ve hızlı büyümeleri kafalarda soru işareti oluşturuyor.
BCHAMOUN VE VEDA
Ziyaretimizin son günü BCHAMOUN’daydık. Abdülhamit dönemi basımı bir Kur’an-ı Kerim’i inceledik. Ardından büyükelçilik ziyaretimizi gerçekleştirdik. Hizbullah gösterileri nedeniyle Beyrut içinde güvenlik önlemleri alınmıştı. Tüm zorluklara rağmen havaalanına ulaştık ve uçağa yetiştik.
SON NOTLAR
Lübnanlı dostlarımız, Türk halkına büyük sevgi ve güven besliyor.
Eğitim ve kültürel alanda Türkiye’nin daha etkin olması için sahada çalışanların çabası büyük.
Bu ziyaret, hem gönül bağlarımızı kuvvetlendirdi hem de ümmet bilincimizi tazeledi.
TEŞEKKÜR
Başta ev sahibi öğrencimiz Ali Farouk ve ailesine, eğitim müşavirimiz Celal Turgut Koç Bey’e, öğrencilerimiz Kerim Chafy, Kerim Zarzour ve Wassim’e, tüm dostlara teşekkür ediyoruz.
Sonuç:
Lübnan, çalkantılı siyasi yapısı ve zorluklarla dolu güncel durumuna rağmen, umut veren insanları ve derin tarihiyle gönlümüzde yer eden bir coğrafya. Gönül coğrafyamıza her temas, bizi daha da diri kılıyor. Rabbim, ümmetin her ferdine huzur ve birlik nasip etsin.