Türkiye olarak 44 şehidimizi toprağa verdik. 

Yüreğimiz bir kez daha yandı... 

Haçlı-Siyonist İttifakı'nın köpekleri, Kâinatın Efendisi Hz. Peygamber (sav)'in doğum günü öncesinde 44 canımızı aldı. 

Türk Milleti olarak şehitlerimizin acısını yüreğimize attık, "VATAN SAĞOLSUN" dedik... 

Bugüne kadar millet olarak tek bir şey için mücadele verdik: VATAN.

Vatanı namusumuz olarak gördük ve göreceğiz. Çünkü vatansız yaşamak Türk Milleti için onursuzluktur ki 16 büyük devlet kurmamız bunun göstergesidir...  

Bugün de bizi bu vatanda rahat bırakmak istemiyorlar. 

Selçuklular'dan Türkiye Cumhuriyeti'ne kadar küffarın tek isteği vardır: Türkleri Anadolu'dan atmak. 

Başarabildiler mi? Hayır.

Meydan muharebelerinde defalarca hezimete uğramalarına rağmen kahpece, şerefsizce saldırmaktan kaçınmıyorlar; bomba patlatarak Türk Milleti sindirilmeye, korkutulmaya çalışılıyor. 

Peki, korkan bir millet var mı? 

44 vatan evladının cenazeleri bunun cevabını veriyor. Gerek şehit aileleri gerek vatandaşlar, Türkiye düşmanlarına karşı tek vücut. 

Asil Türk Milleti, Batı'ya karşı 2. Milli Mücadelesi'ni vermeye güç ve kuvvette sahiptir.

Eğer bu mücadeleyi vermezsek, Türkiye'nin önündeki engelleri kaldırmazsak bizi bekleyen Türk-İslam Dünyası'nda kan ve gözyaşı akmaya devam edecek. 

Bombayı patlatanlar ve patlattıranlar belli. 

Millet gaflet uykusundan uyanmıştır, yapılması gerekenler bellidir. 

İvedilikle Hıyanet-i Vataniye Kanunu (Vatana İhanet Kanunu) yeniden çıkarılmalıdır.

Çünkü içerideki düşmanlar dışarıdaki düşmanlara karşı mücadelede elimizi zayıflatıyor. 

Terörle mücadele noktasında milletimizin birlik ve beraberliği takdire şayandır. 

Avrupa'yı kızdıran en önemli etkenlerden biri de bu birlik ve beraberliktir. 

Ne yaptıysa Türkiye'yi bölememiştir ve bölemeyecektir. 

Ancak milletimizin bu birlikteliğini güçlendirmek için hukuki düzenlemeler de hayata geçirilmelidir. 

Milli Mücadele yıllarında olduğu gibi Hıyanet-i Vataniye Kanunu günümüz şartlarında düzenlenerek, iç düşmanların hareket kabiliyeti ortadan kaldırılmalıdır. 

Kamuda veya özelde terörü kim destekliyor ve besliyorsa en ağır şekilde yargılanmalı, Türkiye Cumhuriyeti'ni istemeyenler vatandaşlıktan çıkarılmalıdır. 

Kanun kapsamında idam cezası mutlaka getirilmeli. Teröre kim bulaşmış ise dar ağacına gönderilmeli, pişmanlık yasasına son verilmelidir. 

Tüm terör örgütlerine karşı savaş açılmalı, içeride ve dışarıda güvenlik güçlerine her türlü yetki verilip teröristler nefes alamaz hale gelmelidir. 

Teröre maddi-manevi destekleyen Batı'ya karşı ilişkiler yeniden gözden geçirilmelidir. Türkiye'nin bu gibi kahpece saldırılara boyun eğmeyeceği gösterilmelidir. 

Haçlı-Siyonist İttifakı'nın altında ezilen tüm milletlerle biraraya gelinip, yeni bir dünyanın temeli atılmalıdır. 

Bu zemin hazırdır. Mazlum milletler sadece Türkiye'den bir işaret beklemektedir. 

Saldırı sonrasında terörü destekleyenler, "Türkiye'nin yanındayız" derken, Azerbaycan, Pakistan, Hindistan gibi ülkelerin "Kardeş Ülke Türkiye" ifadesini kullanması tesadüf değildir. 

Buna inanıyorum ki bu birliktelik gerçekleşecektir. Anadolu'dan dünyaya adaletle hükmeden Türk Milleti yine bunu başaracaktır. Çünkü İslamiyet'le birlikte nizam-ı alem fikri vücudumuza işlemiştir. Dünya döndükçe de bu fikriyat değişmeyecektir... 

15 Temmuz'da olduğu gibi şehit cenazelerine de yansıyan, "Namlunun ucunda cenneti gören Türk Milleti'nden Vatan alınamaz" ifadesi aslında milletin şu anki ruh halini ortaya koyuyor. 

İslam'ın sancaktarlığını yaptığımız sürece Siyonist-Haçlı İttifakına boyun eğmeyeceğiz.

Dik duracağız, yürüyeceğiz, Yeniden Büyük Türkiye'yi kuracağız...

İstanbul'daki bombalı saldırısında şehit olan tüm vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyorum.... Tüm şehitlerimizin mekanları cennet, ruhları şad olsun inşallah...