Dün yeni hicri yıla girdiğimiz gündü. Yani dün, 1444 hicri yılı tamamlayarak 1445 hicri yıla girmiş olduğumuz gündü. Diğer bir ifadeyle dün, Efendimizin Mekke’den Medine’ye hicretinin 1445. yılının ilk günü idi. Dün, Muharrem ayının birinci günü yani hicri yılbaşı idi. Dün; Allah Rasûlünün, Mekke’nin inkâr batağından ayrılarak Medine’nin iman filizini yeşertmek için gidişinin yıldönümü idi.
Hicret; sıkıntılardan refaha gidişin, zulümden saadete, karanlıklardan aydınlığa ve ferdi faaliyetten İslâm devletine yürüyüşün adıdır. Rasûlullah, Mekke'de İslâm’a davetini sürdürürken Kureyşliler de inkârlarında ve inatlarında diretiyorlardı. Müşriklerin inananlara yaptıkları zulümler ve işkenceler ayyuka çıkmış, tahammül gücünü aşmıştı. İslâm’ın devlet sisteminin kurulması ve bu dinin yayılması için başka bir diyara ihtiyaç vardı.
Peygamberimiz müşriklerin zulümleri karsısında yılmıyor, bilhassa Mekke dışından gelenlere İslâm'ı anlatmaya devam ediyordu. Günün birinde Medine’den gelen 6 kişi, Efendimizi dinledikten sonra Müslüman olarak şehirlerine gittiler ve ertesi yıl 12 kişilik bir grupla gelerek; "Hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocukları öldürmemek, iftira etmemek, Allah ve Rasûlüne muhalefette bulunmamak hususunda" Peygamberimize söz verip bey'at ettiler.
Bu grubun Medine’de yapılan tebliğ faaliyeti, orada İslâm’ın çığ gibi büyümesini sağladı. Doğduğu yerde boğulmaya çalışılan İslâm, Medine’de filiz vermiş, boy atmaya başlamıştı. Bir yıl sonra 72 kişilik bir grupla gelen Medineli Müslümanlar, Efendimizi kendi şehirlerine davet ettiler ve Akabe mevkiinde; “Allah'tan getirdiklerine bilerek ve inanarak sana bey'at ediyoruz. Kendimizi, kadınlarımızı ve çocuklarımızı esirgeyip koruduğumuz şeylerden seni de, esirgeyip koruyacağız. Biz Rabbimize bey’at ediyoruz. Eğer bu ahdimizi bozarsak, Allah'ın ahdini bozan, bedbaht insanlar olalım. Ya Rasûlallah! Biz ahdimize sadığız" diyerek söz verdiler.
Mekke’de zulüm giderek artıyordu. Bu sebeple Peygamberimiz, Mekkeli Müslümanların Medine'ye hicret etmelerine izin verdi. Kısa zamanda Müslümanların büyük bir kısmı gizlice hicret etti. Müşrikler, Hicrete engel olmak için var güçleriyle karşı koyuyorlardı. Hz. Ömer, silahını kuşandı, Kâbe'yi tavaf etti, çevrede bulunan müşriklere hicret edeceğini söyleyerek ve "Anasını ağlatmak, karısını dul, çocuklarını yetim bırakmak isteyen varsa gelsin" diyerek hicret etti. Hz. Ömer'den sonra Hz. Hamza ve diğer Müslümanlar hicret ettiler. Efendimiz, Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ali’ye beklemelerini söyledi.
Müşrikler, Müslümanların Medine'de yayıldıklarını ve Medine’nin İslâm Merkezi olmaya başladığını görünce telaşa düştüler. Peygamberimizin hicretine engel olabilmek için Darü'n-Nedve adı verilen meclis binasında toplandılar. Uzun süren görüşme ve tartışmadan sonra Ebû Cehil'in düşüncesinde karar kıldılar. Karara göre her kabileden bir kişi seçilecek ve hep birlikte Peygamberimiz öldürülecekti.
Onlar bu planı yaparken, Efendimiz, Hz. Ebû Bekir'e Allah'ın kendilerine hicret iznini verdiğini bildirerek yol hazırlıklarına başlandı. Mekkelilere ait emanetler teslim edildi ve Hz. Ali'ye Peygamberimizin evinde kalması emredildi.
Gecenin geç vaktinde planlarını gerçekleştirmek üzere müşrikler Peygamberimizin evini kuşattılar. Allah Rasûlü, Yasin Suresini okuyarak ve Yaratan’a sığınarak, müşriklerin arasından yürüyüp gitti. Müşriklerin gözleri perdelenmişti ve Efendimizin gidişini görememişti. Daha sonra Efendimizin yatağında yatanın Hz. Ali olduğunu görünce tuzaklarının boşa gittiğini anladılar. Rasûlullah (s.a.v.) Hz. Ebû Bekir'le birlikte Sevr Dağı'na gelerek mağarada gizlendiler. Bu dağ Medine yolunun zıt istikametinde idi ve müşrikleri şaşırtmak için böyle bir yola başvurulmuştu.
Müşrikler, iz sürenlerin yardımı ile dağ, tepe demeden her tarafı aradılar. Bir ara mağaranın önüne kadar geldiler. Bu esnada Efendimiz, endişe eden yol arkadaşına “korkma, Allah bizimle beraberdir” diyordu. Müşrikler, mağaranın ağzına bir güvercinin Rasûlullah'ın oraya girmesinden hemen sonra yuva yaptığını ve örümceğin ağ ördüğünü görünce geri döndüler. Hz. Allah, Rasûlünü yüksek burçlarla, sağlam kalelerle değil güvercin yuvası ve örümcek ağıyla korumuştu.
Hz. Peygamber (s.a.v) ile Hz. Ebû Bekir, mağarada üç gün kaldılar. Daha sonra Medine’ye doğru yol almaya başladılar. 1 Muharrem günü kutlu yürüyüş başlamıştı. Kureyşliler, Peygamberimizi bütün uğraşlarına rağmen bulamayınca, O’nu bulana yüz deve vereceklerini vâdettiler. Bu büyük mükâfatı almak için Efendimizi arayan ve yerini bulan Süraka ve Büreyde ile yanındakiler başlarından geçen olağanüstü olaylar üzerine Müslüman oldular. Kutlu yürüyüş; tehlikeli anların yaşandığı, sarp dağ geçitlerinden ve ıssız çöllerden geçildiği 8 günlük bir yolculuktan sonra önce Kuba’ya sonra da Medine’ye ulaşılarak sona erdi.
Efendimiz, Medine’de emsalsiz bir coşku ve büyük bir sevgi seli ile karşılandı. Medine, tarihinde görmediği büyük bir coşkuyu yaşıyordu. Medineliler, “Ey Allah’ın Rasûlü! evlerimizle, mallarımızla, canlarımızla emrinize hazırız” diye haykırıyorlardı.
Bütün mü'minler, evlerinin damına çıkmış, bütün halk yollara dökülmüş; "Allahû ekber! Rasûlullah geldi! Allahû ekber! Muhammed geldi! Yâ Rasûlallah! Yâ Muhammed! ” diyerek bağırıyorlardı.
Kadınlar ve çocuklar, hep bir ağızdan: "Vedâ tepelerinden dolunay doğdu bize! Allah'a davet eden oldukça, şükür etmek gerekir halimize, Ey bize gönderilen Peygamber! Sen boyun eğmemiz gereken bir emir ile geldin bize" diye şiirler okuyorlar, küçük kızlar def çalarak; “biz neccâr oğullarının kızlarıyız, ne mutlu bize Muhammed’in komşularıyız” şarkısını söylüyorlardı.
Hicret sayesinde Mekke’de 13 yıl süren eziyet, işkence ve zulüm dönemini sona ermiş ve Müslümanlar Medine’de kendi devletlerine kavuşmuşlardı. Hicri yılın başlangıcı olarak kabul edilen Hicret’ten sonra, İslâm dini tüm dünyaya Medine’den yayıldı.
Yeni hicri yılın hayırlara vesile olmasını ve dünya Müslümanlarının içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtuluş yılı olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyor ve tüm Müslümanların yeni hicri yıllarını tebrik ediyorum.
Yazıma Hicret şiirimle son veriyor, sağlıklı ve mutlu yarınlar diliyorum.
HİCRET
Yeni Hicri yılı, mübarek olsun,
Tüm İslâm âlemi, huzurla dolsun.
-
Hicret Medine’de devlet olmaktır,
Şer yurdundan çıkıp hayrı bulmaktır,
-
Müşrikler yok etmek istedi dini,
Öldürmekti niyet, seçkin emini,
-
Zirveye çıkınca müşrik zulmeti,
Rabb’den emir geldi: “Başlat hicreti.”
-
Kesin emir verdi, Rabb’ül Âlemin,
Hemen çıktı yola, Rasûl’ü Emin.
-
Ebubekir Sıddık vardı yanında,
Peygamber yârânı, geldi ânında.
-
Mekke’den Medine idi tek hedef,
Medine için bu büyük bir şeref.
-
Sevr mağarasıydı üç gün gizleyen,
Müşriklerdi O’nu her an izleyen.
-
Geldiler mağara önüne kadar,
Hepsi hırsla dolu, saldırgan, kindar.
-
“İşte bulduk” deyip hızla daldılar,
Örümcek ağını görüp kaldılar.
-
Ebubekir Sıddık, endişelidir,
Peygamber için çok telaşelidir.
-
“Korkma’” dedi Rasûl, “Allah bizimle”,
Göstermedi Allah, büyük gizemle.
-
Göremezlerdi ki perdeli gözler,
Bâtılla sıvanmış, kapkara özler.
-
Koruyan Allah’tı, Nebi rahattı,
Rab’den kainata âb-ı hayattı.
-
Allah’ın seçilmiş sevgili kulu,
Hakk’ın gönderdiği en son Rasûlu.
-
Örümcek ağıyla korudu Allah,
Dönünce müşrikler, buldular felah.
-
Müşriklerin aklı ermedi sırra,
Büyük bir ibretti gelecek asra.
-
Geldiler Yesrib’e çölü aşarak,
Karşıladı herkes aşkla coşarak,
“Ne mutlu ay doğdu, üzerimize”,
Dediler, “itaat gerekir bize”.
-
Yesrib’ken Medine oldu bu diyar,
Muhacir ve Ensar herkes bahtiyar.
-
On üç yıllık Mekke zulmü son buldu,
Şirk düzeni tümden yerle bir oldu.
-
Hicretle kuruldu, İslâm devleti.
Rabbimiz yüceltti, bütün ümmeti.
-
Başladı böylece Hak medeniyet,
Allah’tı indiren güven, emniyet.
-
Geldi bundan sonra Asrı Saadet,
Kuruldu dünyada eşsiz adalet.
Ya Rabb bizi âhir Nebiyle haşret.
SALİH SEDAT ERSÖZ