Gazze'ye yapılan saldırılar hepimizi derinden yaralıyor. Kardeşlerimiz zulüm altında ölürken bizim de içimizden bir şeyler kopup gidiyor. Ancak orada şehit olanlar ne ilk ne de son.
Suriye'de Esad'ın bombalarıyla ölen kardeşlerimizin yasını tutamadan, batının uşakları Irak'ı karıştırıp oradaki kardeşlerimizi öldürmeye başladılar. Dikkatimiz dağıldı. Tam Irak'da neler oluyor diye anlamaya çalışırken, İsrail sudan bir sebeple Gazze'de katliama girişti. Filistin tüm dünya Müslümanlarının hassasiyetle ilgi gösterdiği bir bölgedir. Dolayısıyla ortada geçerli hiçbir sebep yokken Gazze'de çocuk, kadın demeden bombalarla ölüm yağdıran İsrail herkesin ilgi ve tepkisini buraya çekmiştir. Tam bir dikkat dağıtma operasyonu yapılıyor. Her yerde Filistin için infial oluşturulurken batının uşakları Irak'da istedikleri operasyonu dikkat çekmeden yapmaya devam ediyor.
Gazze'ye dikkat çekmeyelim diyemeyiz, tam aksine zâten yumuşak karnımız olan Filistin için dahi yeteri kadar tepki ortaya koyamazken ilgimizi başka yönde tutalım demiyorum. Ancak İsrail'e bu yaptığın zalimliğin sebebini görüyoruz ve biz Filistinli Müslümanların yanındayız ama başka bölgelerde yapılan oyunlarında farkındayız mesajını vermemiz gerekli.
Irak'da IŞİD lideri bu hengâmede kendini Halife ilân ettikten sonra şimdi de emir-ül mü'minin olduğunu duyuruyor. Yâni tüm Müslümanların emiri, yöneticisi. Sadece Türkiye'den değil tüm dünyadan saf, temiz imâna sahip ve cihad sevdalısı ne kadar radikal (!) Müslüman genç varsa oraya gidiyor. Batının uşaklarının bizim gibi pasif Müslümanlarla işi yok. Gerektiğinde canını dahi ortaya koyabilecek samimiyette aktif Müslüman gençleri gözlerinden kestirmişler. Bu gençleri IŞİD lideri gibi sahtekârlarla aldatarak diğer uyuyan Müslümanların arasından seçip bir araya topluyorlar. Cihad ediyoruz zanneden gençler kime hizmet ettiklerinin farkına bile varamadan büyük oyuna kurban gidecekler.
Peki Müslümanlar şuurlu bir tepki ortaya koyarken ne yapmalı? Ne idüğü belirsiz ve İslâm kisvesiyle Hakk'ın hudutlarını çiğneyen sapkınların peşine mi takılmalı?
Müslümanların birbirlerine destek olmaları ve Hakk'ın tarafını tutmaları için dua etmenin yeterli olmadığını biliyoruz. Şimdi her yerden İsrail ve Yahudi mallarını boykot sesleri yükseliyor. Yeterli mi? Asla ! Çünkü dünyadaki sermayenin çok büyük bir çoğunluğunu ellerinde tutan Yahudi güçleri para ile korkutamazsınız. Zaten sen ben şu veya bu Yahudi malını zaten satın almıyorduk. Şimdi boykot çağrısıyla ne değişti ki? Bütün marketlerde o mallar çatır çatır satılmaya devam ediyor.
Anadolu Müslümanlarının bir âdeti vardır; içki satılan bir mekândan alış-veriş yapmazlar. Kazancı İsrail'e destek olarak dönen malların satıldığı yerlerden neden alış-veriş yapalım ki. O malların satılmadığı yer var mı? sorusunu sorabilirsiniz. İstenirse pekâlâ bulunur, bulunmasa bile alış-veriş yaptığımız yerlere uyarıda bulunarak bu malları satmaya devam etmeleri halinde tekrar gelmeyeceğimizi belirtebiliriz. Tepki koymak pasif olmamalıdır. Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış şeklinde olmamalıdır.
Sadece o veya bu markaları almamak İsrail'e hiçbir yaptırım getirmez. Yukarıda belirttiğim gibi paranın hakimi olan Yahudileri hedeflerinden caydırabilmek için parayla korkutamayız. İsrail'i kuran ve destek olan İngiltere ve ABD gibi batılı ülkelerin tüm ekonomilerini sallayacak yaptırımlar uygulanabilirse ancak sonuç alınır. Bu da tarihte örneği görüldüğü gibi Müslüman olduğunu iddia eden Arapların üç beş gün tatlı petrol gelirinden vazgeçip vanaları kapatması ile sağlanabilir. Dünya ekonomisi finans merkezleri ve petrol merkezleri üzerinde duruyor. Petrol kaynakları üzerinde oturan Müslümanlar ne yazık ki vanaları kontrol edemiyorlar. İşte İsrail tam da bu noktada en büyük petrol rezervlerinden biri olan Irak'ta oynanan oyunları perdelemek için pervasızca Gazze'ye saldırıyor. Böylece biz de kısır döngüden çıkamıyoruz.
Tüm Müslümanların gözünün açılması temennisiyle!