Şüphesiz milenyum başlangıç kabul edilirse, ekonomi bilimi ve ekonomi iletişimi, hiç bu kadar popüler olmamıştı. Bu günlerde nereye baksak ekonomi gözlüğünden yansıyan bilgilere ve yorumlara maruz kalıyoruz. Ekonomi odaklı bu görüşler bireyi, olumlu yönde olduğu kadar olumsuz yönde de etkilemektedir. Acaba, bu derece ekonomi körlüğü, insan yaşamını hangi boyutlara ulaştırır, merak konusu?
Tam da bu noktada farklı bir kavram olan ekonomizm kelimesi karşımıza çıkmaktadır. Ekonomizm, toplumda gerçekleşen hemen her olayı ekonomi penceresinden değerlendiren, indirgemeci yapıya sahip bir kavramdır. Bu haliyle Ekonomizm kavramı, günümüzün liberal kapitalist görünümünün ulaştığı, son nokta diyebiliriz. Kurulacak işletmeden tutun da verilecek finansal kararlara kadar hatta ekonomi dışında olan diğer tüm alanlar da dahil etkisini hissetmek mümkündür.
Bu salt ekonomi kökenli bakış; yararı yanında sakıncaları da beraberinde getirmektedir. Yararı olarak, tüm insanlığın sözde bugünkü ortak amacına hizmet etmesi noktasında karşılıklı birlikteliği sağlamasının yanında sakınca veya zararı ise diğer bilim alanlarını yok sayması veya hesaba katmaması sonucu tek tip bilim anlayışını zorunlu kılması şeklinde görülebilir.
Ekonomizm, aynı zamanda tek gözlükle tüm insan-insan, insan-çevre, insan-toplum, insan-devlet ve hatta devlet-devlet ilişkilerine baktığı için insan yararını maksimum kılmak adına kartel düşünce biçimi oluşturarak, insanı kazanç primi ile diğer insanlardan ve toplum(lar)dan koparmakta ve yalnızlığını fonlamaktadır. Bu döngüsel hareket insanları yorumsuzlaştırmakta veya uç noktalara çıkarmakta ve toplumsal travmalara kapı aralamaktadır. Göç, yoksulluk, savaşlar, kıtlık gibi toplumsal patlamalar yanında çevre kirliliği yaratarak doğal kaynakları yok etmesi, ekonomizm bakış açısı ile kazanç eksenli yapıyı hissettirmeden birer kazanç kapısı haline dönüştürmektedir.
Yağan yağmurun belirli bir kısmı ile faydası maksimize edilen toprağın, aşırı yağış halinde sel ile toprağın zararı maksimize etmesi örneğinde olduğu gibi kişisel olarak ekonomi bilgisi yararı, ekonomizm gözlüğü takıldığında yararsızlığı beraberinde getirebilmektedir. Ekonomizm gözlüğünde mutsuzluğun karşılığı kazanç olarak görülmekte ancak elde edilen kazançlar GSYH içinde mutsuzluk değerlerini gösterememektedir.
Ekonomizmin dışsallığı piyasa sisteminin asimetrik bilgi anlayışı ile buluşmasını da çabuklaştırmaktadır. Hatta dışsallığın bir diğer yönü kabul edilen bedavacılık sorununda da yine bilgiyi, Ekonomizmi içselleştirecek ölçüde Kamulaştırma sorununa dahi atfedebilmektedir.
Akerlof'un deyimi ile limon piyasası hâkimiyeti cevherlerin önüne geçmekte ve cevherlerde limonlaşmaktadır. Ekonomizm burada hem nedenlere kapı aralamakta hem de limonlara yenik düşmektedir. Tam da bu nokta da bilginin bilgisizliği ya da bilginin eksikliği limonları cevherleştirmektedir. Bu arada Devletler ise Ekonomizmi vergilendirmeyi düşünmeyi bırakın, adeta Ekonomizm, Devleti vergilendirme yoluyla dahasını da hesabına eklemektedir. Bu şekilde sistem işlemeye devam ederse, Ekonomizm diğer bilim alanları içinde limonlaşarak cevher konumuna yükselebilecektir.
Piyasa sisteminin sınırlılığı, limonlaşan ekonomizm kavramı dolayısıyla, krizlere cevap vermekten de uzaklaşmaktadır. Dahası yeni krizlere de kapı aralamaktadır. Bu krizler ileride; ekonomizm siyaseti, ekonomizm inanç sistemi, ekonomizm sosyolojisi, ekonomizm tarihi vb. gibi örneklerle köklü bilimlerin, geçersizliğini sağlayabilecektir.
Ekonomizm gözlüğü ile bulanıklığın netliğe dönüşmesi yanıltıcı olabilir. Ekonomizm boyutsuzlaşması derinleşmektedir. Basit anlatımla Ekonomizm, başta ekonomi olmak üzere tüm bilim alanlarını ve kişisel değerleri önemsizleştirme yol ayrımını bir kerte geçmiştir. Yapılması gereken, geleneksel çözümleri tekrar gözden geçirmektir.
Çözüm kişisel olmaktansa kişilikleştirmekten geçmelidir.
Y. Doç. Dr. Bülent Darıcı