Geçen haftaki yazımda insanlarını çok sevdiğim, tarihi bir belde ve bizimde Lüpen (Termiye) ile ilgili denemeleri yaptığımız Konya ili Doğanhisar ilçesine bağlı küçük bir yerleşim yeri olan Deştiğin kasabası hakkında bilgiler vermeye çalışmıştım. Yazımla ilgili çok anlamlı dönüşler olduğu için bu yazıyı da yazmayı uygun buldum. İç Anadolu Bölgesi’nin önemi Lüpen ekimi yapılan yerleşim yerlerinden biri bu ilçeye bağlı Deştiğin (Kasabası) Mahallesidir. Konya’da Seydişehir ilçesine bağlı Ketenli, Çamurlu ve diğer bazı yerleşim yerleri gibi Lüpen ekimi yapılan yerlerde vardır. Biz Deştiğinde yapmayı tercih etmiştik. Öncelikle Araştırma ekibimiz hakkında bilgi vereyim. Araştırmaya başladığımız yıllarda ben ve Ahmet Tamkoç Yardımcı Doçent, Ali Topal, Ramazan Acar ve Mehmet Babaoğlu Araştırma Görevlisi unvanına sahip idik. 1996 yılından sonra Kazakistanlı Doktora öğrencim Cumadilhan Kerimbek ve bazı öğrencilerimiz de denemelerimize katkı sağlamıştır.

Büyük oğlumun Konya ‘da Hazım Uluşahin lkokulunda öğretmeni olan daha sonra da bu kasabada Belediye Başkanlığı yapmış olan Hüseyin Yokuş hoca vasıtasıyla başlamış ve Deştiğin ile Lüpen ile ilgili araştırmalardan dolayı tanışmıştık. O yılarda adı TEK (Türkiye Elektrik Kurumu) çalışanı Enver Tutar’ın arazisinde Lüpen denemelerini kurduğumuz için belde ile tanışıklığımız ve dostluğumuz başlamıştır. Enver beyden başka arazisinde deneme yaptığımız tarla sahipleri de vardı. Ayrıca, öğrencimiz olanların aileleri ve çaylarını içtiğimiz Deştiğin’liler ile dostluğumuz devam ettirilmiştir. Aşağıda resim daha sonraki yıllarda benim bir ziyaretimde Enver Beyin bahçesinde Hüseyin Yokuş ve Enver beyle birlikteyiz (Resim 1).

Resim 1.Hüseyin Yokuş, ben ve Enver Tutar (Yıl 2018)

1990’lı yıllarda Enver Tutar ile tanışıp evine çok yakın arazisine ilk defa gittik. Enver bey araziyi gösterip işine döndü, biz arazide denemememizi kurmaya başladık. Biz çalışırken Enver beyin eşi Gülay Hanım bizi eve yemeğe davet etti. Biz evde Enver Bey olmadığı için eve yemeğe gitmedik. Akşama doğru Enver Bey yanımıza gelip neden yemeğe çağrıldığımız halde gitmediğimizi sordu ve bize epeyce sitem etti. Bize söylediği şu sözleri asla unutmadık; “bizim yemeğimiz yenir, suyumuz, çayımız ve kahvemiz içilir, bundan sonra eve gelmeyecekseniz denemeyi de burada kurmayın” demişti. Ben Çumralı olduğumdan bizim köylerde evde erkek olmayınca kadınlar yabancı erkeği eve davet etmezler ve erkekler de bunu bildiği için eve girmezler. İşimizin olmasının yanında Enver Beyin evde olmaması esas gitmeme nedenimizi bizde ki geleneğin böyle olduğunu kendisine izah ettim ve anlaştık. İç Anadolu Bölgesinin Konya iline bağlı farklı ilçelerinden olmamız nedeniyle kültürlerimizde de farklılıkların olduğunu o gün burada bizzat yaşamış olduk. Bu kültür farklılığını anladıktan sonra deneme süresince her gittiğimizde Enver Beyin evinde misafir olduk ve Gülay ablanın ikramlarına hayır demedik. Her gittiğimizde Gülay ablanın yemeğini yedik ve Gülay ablanın yemekleri sayesinde kendimizi kendi evimizde gibi hissettik. Bir gün yemek sonrası Ramazan Acar öyle uzun bir yemek duası yapmıştı. Sonra kendisine neden bu kadar uzattın diye sorunca hocam bu yemeğe bu dua az bile diye cevaplandırmıştı.

Dar bir vadide kurulmuş, çok az araziye sahip olan Deştiğinde biz sadece Enver beyin arazisinde değil başka arazilerde de Lüpen ekimi yaptık. Babaoğlu’nun yurt dışından getirtmiş olduğu tatlı Lüpenlerle yaptığımız denemelerde olmuştu. Araştırma sonuçlarını yurt dışı ve yurt içi dergilerde yayınladık. Bu belde de iş imkânları kısıtlı olduğundan münavebeye yeni bir Lüpen çeşit ekimini yaygınlaştıralım diye gayretlerimiz acı Lüpene (yerel çeşide) zarar veremeyen tavşanlar tatlı Lüpeni rahatça yiyebiliyordu bu nedenle bu yerleşim yerinde pek ilgi görmediğinden yaygınlaşmadı.

Deneme yaptığımız sürece yaşadığımız bir iki anımı da anlatmak kültürümüz açısından önem taşıdığından yer vermek istedim. Deştiğin insanı çok misafirperver ve cana yakın insanlardır. Bunu sokakta, kahvede ve tarlada gördük ve yaşadık, kendilerine teşekkür ederim. Selam vermeden geçmeyen köylüler yanımıza uğrayıp hoş geldiniz deyip, hal hatır sorduktan sonra ne yaptığımızı ve kendilerinin bize yardımcı olabileceklerini soranlar hep olmuştur.

İnsanı vatanseverdir. Konya Doğanhisar'ın Deştiğin Mahallesi vatan uğruna bu güne kadar sekiz şehit vermiş bir beldedir. Belde, Doğanhisar Belediyesi tarafından "Şehitler Diyarı" olarak anılmaktadır. Şehitlerimizin isimleri; Metin Akalın, Bayram Bulat, Fatih Çarman, Mevlüt Baydur, Dursun Taştiken, Ahmet Akalın, Şükrü Çakar ve Bahri Çarman’dır. Mahallede yapılmış olan aşağıda Resim 2 ve 3’de görülen “Hatıra Ormanı” ve “Şehitler Anıtı” bunun bir nişanesidir.

Resim 2. Deştiğin Şehitler Hatıra Ormanı (H. Yokuş)

Resim 3. Deştiğin Şehitler Anıtı (H. Yokuş)

Vatan için canın veren şehitlerimize saygımız sonsuz olup bütün Şehitlerimize C. Allah Rahmet Eylesin, Ruhları Şad olsun. Mahalledeki şehitler anıtı da bu genel saygıdan dolayı ilgi beklemektedir. Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından 2017 yılında sekiz şehidin anısına açılan Deştiğin Şehitler Hatıra Ormanı zaman içerisinde bakımsızlıktan harabeye dönmemeli, daha bakımlı ve şehitlere duyulan saygıya layık olmayı beklemektedir. Bu hususu da ilgililere duyurmak istedim.

Yerleşim yerinde 1994 hizmete açılan bir de Sulama Göleti mevcuttur. Bu gölet, su ürünleri avcılığı ve piknik alanı olarak çevreye ve misafirlerine doğal güzelliği ile hizmet vermektedir. Mahallenin imkânları kısıtlı olduğundan mahalledeki bu yapılanlar için daha fazla hizmeti Doğanhisar veya Konya Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler müdürlüğünden beklemektedir. Eser yapmak güzel bir hizmet ancak hizmetin bakımını yapmak ve güzelliğini ve kullanımı sürekli hale getirilmesi daha güzel olacaktır. Gölün kenarında bulunan parkı göle nazır çok güzel bir dinlenme alanı olan parkın daha kullanışlı olması beklenilmektedir.

Deştiğin’de tarla arazisi az, iş imkânları kısıtlı, göç veren bir yerleşim yeri olduğundan yerleşim yeri dışında devlet memuru ve işçi olan çok sayıda insanı vardır. Geçen yazımda da belirttiğim; havası, suyu ve insanı güzel olan Deştiğin’de ikamet eden nüfusun çoğunluğunu emekli orta yaş ve orta yaş üzeri kişiler oluşturmaktadır. Ulaşım için hiç bir sıkıntısı olmayan beldenin bitki örtüsüyle kaplı dağları vardır. Farklı ve güzel bir havası olan beldenin dağlarında bazı yıllar Temmuz ayına kadar kar olurdu. Uzun süre karlı olan Kafa dağı, dağ sporları, su göleti de su ürünleri ve su sporları, parkları turizm açısından değerlendirilmelidir. Ayrıca çok sayıda mevcut su kaynakları da küçük su göletleri yapılarak ve şişeleme tesisleri kurularak değerlendirilmelidir.

Yörede bu ve benzeri beldelerde çilek ekimi yanında tıbbi ve aromatik bitkilerin yetiştirilmesi yöreye gelir getirici yeni bir kaynak olabilir. Bu yatırımlar yöreye sosyal ve ekonomik faydalar sağlayacaktır. Mütevazı insanların, mütevazı de bir yaşam sürdüğü, emekli cenneti denilebilecek bu beldeye yapılanların bakımı yanında yeni hizmetler de götürülmelidir.