Ülkemizin üzerine kâbus gibi çöken terör eylemleriyle Suruç'ta otuz iki canı kaybettik, aynı gün Adıyaman'da bir askerimizin şehit olduğu ve Şanlıurfa'dan da iki polisimizin şehit edildiği haberi ile uyandık.  Dünyayı çepeçevre saran terör, açlık, savaş, işgal, umuda yolculuklar gibi pek çok dram ülkemiz dışında yaşanıyor iken, ülkemiz tüm insanlık için bir güvenli liman olmuşken;  Küresel güçler ve onlara maşa olmaya çalışanlarca ülkemizi de ateş çemberinin içerisine çekmeyi istiyorlar. Cennet vatanımızda, bereketli topraklarda herkesin yüzü gülmüş, ülkemiz; insanlığın umudu olmuşken nedir bu düşmanlık, kime fayda sağlıyor ırkçılık üzerine kurulmuş terör eylemleri,  vatan evlatlarına kurşun sıkmalar!

Kaç sabah daha ölüm korkusuyla uyanacağız? Kaç gece daha annelerin ağıtlarıyla gecelerimiz uykusuz geçecek? Çok mu zor kardeşçe yaşamak, Nedir bu doyumsuzluk?  Nasıl bir anlayışsa teröre destek verenler başka bir terör örgütünden rahatsızlar! Eğer terörden bu topraklar çok çektiyse; ardından huzurlu günlere kavuştuysak sahip olduğumuz güzel günlerin tadını çıkaralım. Üzerimizde oynanan tüm oyunların oyun kurucusu İsrail, İngiltere ve ABD'dir. Bu memleketin huzurunu bozmaya kalkışanlar bir gün huzurlarının bozulacağından şikâyet etmeye hakları yoktur. İnsanlarda inanç ve din adına bir şey bırakmazsanız yahut da sağlam İslam inancını kazandırmazsanız; korkusuzca her türlü terör eylemini rahatça bir şekilde yapabilir. Yüce Dinimiz İslam bir kişiyi öldürenin tüm insanlığı öldürmüş gibi günahkâr olacağını beyan etmişken kalbinde zerre imanı olan kimse düşüncesi ne olursa olsun bir topluluğu öldüremeyeceği gibi masum bir şeklide evinde uyuyan vatan evlatlarına el kaldıramaz. 

Bu toprakların çocuklarını yıllarca birbirlerine düşman ettiler. Oysaki şu bereketli topraklarda silah tutan eller el ele vererek büyük bir dayanışma ve yardımlaşma içerisinde üretime, kalkınmaya omuz verselerdi ülkemiz en gelişmiş devletler arasında yerini alırdı. Otuz yıldan fazladır süren bu kalleş ve kirli savaş hem şehit üstüne şehit verdirdi, hem de kandırılmış binlerce çocuk terör örgütü saflarında toprağa düştü. Eğer kardeşçe yaşasaydık ülkemiz kazanırdı. Doğusuyla batısıyla şu anki bulunduğumuz maddi imkânların daha da üstünde konforlu bir hayat yaşardık. Enerjimiz, Ülkemiz için yatırıma dönüşecek, vatanımızı kalkındıracak milyar dolarlar terörle mücadeleye feda edilmeyecekti.

İngilizler Mısır'ı işgal ettiklerinde Mısır'ı sadece on beş bin askerle yönetirler. İşgalci İngiliz üst düzey bir komutana: “On beş bin askerle Mısır'ı nasıl elinizde tutuyorsunuz. Osmanlı bir donanma ile üstünüze gelirse bundan çekinmiyor musunuz” diye sorduklarında “ Osmanlı Devleti öyle bir şeyi kalkıştığı anda başlarına altlarından kalkamayacakları bir meşgale açarız ki bizimle uğraşmayı akıllarına bile getiremezler” demiştir. Dünya üzerinde stratejik öneme sahip ülkemiz için planları olan bu sömürgeciler hiç durmadan toplumuzun hassas yaralarını kaşımaya devam ediyorlar. Bunu da içimizdeki muhibbanları aracılığıyla yahut da etnik ayrımcılığı tahrik ederek yapmaktadırlar.  

Bize düşen görev bu işleri tezgahlayan üst akılları tanıyıp dostumuzu düşmanımızı iyi bellemektir. Birlik ve beraberliğimizi bozmak isteyenlere fırsat vermemektir. Bu ülke tüm ezilmişlere, gariplere, kimsesizlere tarih boyunca sığınak olmuştur, olmaya da devam etmektedir. Eğer ülkemiz karışır, biz başka yere göç etmeye kalkarsak gidecek başka yerimiz yok. Bizlerin kardeşçe yaşamaktan başka bir seçeneği yoktur. Ancak kardeşliği bozan, birlik ve beraberliğimizi ortadan kaldıracak hangi hareket varsa kangren olmuş bir azanın vücuttan atılması gibi gereken tıbbı operasyon yapılmalıdır.  Ümmetin birlik ve beraberliği her şeyin üstündedir. 

Rabbim vatanımıza, milletimize, devletimize zeval vermesin. Eğer bunlardan birine bir şey olursa hep birlikte altında kalırız. Bu topraklarda yaşayan kimse kazançlı çıkamaz. Hepimiz birden kaybederiz. Bu topraklar yıllarca bu güzel günleri bekliyordu. Bu rahatlık bu özgürlük, bu mutluluk ve huzur yine özlemini çekeceğimiz günler olmasın. Yıkılan kardeşliğimizin ayağa kaldırılması için herkes elini taşın altına koymalıdır. Şer gördüklerimizde hayır olabilir, hayır gördüklerimizde şer olabilir. Bizler Allah'a sağlam kul olursak Rabbim ümmete umut olmuş bu toprakların sahiplerini umutsuz bırakmayacaktır.