Çocuktum! Azgın bir hayatın bela kokan, kurnazlık kokan sokaklarında, karakteri bozulmuş insanlıktan son gücümle kaçar gibi gerçeklerden kaçıp annemin koynuna saklanmak isteyen!

Bir gölgenin sessizliği gibi her şeyden sıyrılıp bir süreliğine de olsa kendimi bu dünyadan soyutlamak istedim. Bir de beni anlayan ayıcığım ve güvende hissettiğim yastığıma sarılıp uyumak...

Çocuktum ama öyle yorgundum ki! Dik bir yokuşu minik ayaklarımla çıkmanın bitkinliğinde!Hayattan daha şimdiden küçücük kalbimle bezdiğimi hissedercesine! Issız sokaklarda samimiyetin boynu bükük terkedildiğini fark ettiğimden beri ürkek bakıyorum etrafa! Daha birçok şeyin farkında olmadan ilerliyorum minik adımlarımla hayat denen bu upuzun yolda!

Çocukluğumu yaşayamadan, hep bir sakınmaya kurban giden hayallerimin ardından alık alık bakarak geçiyor zaman!Bugün bir avuç çocukluk istiyorum. Azıcık heyecan, birazcık şaşkınlık, belki birkaç sürpriz! Ama ille de çocukluk olsun. İnsanlıktan yoksunlara kurban edilmemiş bir ağız tadıyla yaşayabileceğim!

Çocuktum! Küçüklüğümden korkan bir çocuk... Hiçbir zaman sokakta oynanan o oyunların hazzına erişemeyeceğim bir çocukluktu benimkisi! Belki komşularımızın zillerine basıp kaçmanın heyecanını, saklambaç oynarken saklandığım yerden uzun süre çıkmayıp nefes nefese merakla beklediğim zamanları, fener alaylarında hava karardıktan sonra dışarı çıkıp oyunlar oynamanın bana vereceği mutluluktan uzağım. Ama önemli olan güvende olmam ve annemin gönlünü rahat ettirmem değil mi?..

Çocuktum, bütün büyüklerin benim gibi olmaya heves ettiği! Benim ise zarar görmeden biran önce büyümek istediğim.

İnsanlık bir hayat kuralı değil, akıl halidir. Yıllar cildi buruşturabilir ama insanlığın bitişiyle ruh buruşur.  

Çocukluğumun en güzel anısını alıp astım aklımın duvarına! Başladı aynadan fısıldamaya tüm masumiyeti ile! Gülmelerini, küslüklerini, dizinin kanamasını, arkadaşıyla kavga etmesini, ezan okunana kadar eve girmediğini, çeşmenin başında yaptığı su savaşlarını, korkusuzca şivlilikte bir şeker için tabana kuvvet deyip uzaklara gittiğini anlattı. Bunları yaşamak güzeldir, dedim. Meşakkatli bir güzellik!

Şimdilerde unutulmaya yüz tutması için zorlanan bir çocukluk nüfuz ediyor hayatlara! Kapı komşusundan şeker almaya korkan, hiç kimseye selam vermeyecek olan! Arkadaşlıktan, paylaşmaktan uzak! İsteyerek değil! Bu meziyetleri mecburiyetten çıkarıyoruz yaşamlarımızdan! Yeni yeşeren çiçeklerin açamadan koparılarak yaşama hakkına taciz edildiğinden beri! 

Bir hayal okyanusu yarattım kendime, girdim içine yüzmeye başladım. Bir günlük ömrü olan bir kelebeğin hayata veda etmesi geldi gözlerimin önüne!Yüreğim ukde ukde! Çözmeyi bilene emanet etmekle yetindim.

Yavrularını dış tehlikelere karşı ağzında büyüten Mosmon Balığı gibi bizlerde evlerimizden dışarı çıkarmaya korkarak büyüteceğiz çocuklarımızı! Gönlümüzde taşıdığımız gibi sırtımızda da taşıyacağız. Asıl olan bizim yaptığımız da değil, bize bunu yaptırmaya zorlayan ahlaksızların suçu!

Bir hüzün geldi çöreklendi gönlümün ta orta yerine! Ne denir, nasıl anlatılır?.. Hiç bilmiyorum. Sanki kelimelerim lügatten silinmiş, bana bir haller olmuş! Cümlelerim kifayetsiz, bana bir hüzün vurmuş!Umut ediyorum ki, bu olaylara mukabil bir çözüm bulunsun. Bir Hadis-i Şerif'in içimi ferahlatan kelamına sığınıyorum, “Allah'tan başka yardımcısı bulunmayan çaresiz birine zulmedene Allah, şiddetle azap eder.” Sözün bittiği yer!Vesselam.