Basına yansıyan haberlere göre Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CHP kendi adayını çıkarmaya karar vermiş.
Zaten başka türlü olamazdı. Suni ittifaklar ile sonuca gidilemeyeceği aşikâr.
Ancak adayın kim olacağı netlik kazanmadı.
Bu arada 30 Mart seçimlerinde alınan sonuçlar da tartışılmaya başlandı. Yavaş yavaş eleştirilerin dozu artıyor.
Örneğin Antalya Milletvekilleri, yanlış aday ile seçime girildiği iddiasıyla Antalya İl Örgütünün istifasını istemişler.
Aslına bakarsanız bu istifa çağrısı Antalya İl Örgütü'ne değil Kılıçdaroğlu'na yönelik bir çağrıdır. Çünkü Antalya gibi bir yerde Büyükşehir Belediye Başkan adayını İl Örgütü belirleyemez. Adayın Genel Merkez tarafından belirlendiğini herkes biliyor.
Kısacası CHP yine karışmaya aday.
Ancak, Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi belki ciddî bir hareket olmayabilir.
Ama sonrası şüpheli!
Çünkü CHP ne yaparsa yapsın halka güven vermiyor. Başörtüsü açılımı da yapsa, cemaate kucak da açsa sonuç değişmiyor. Çünkü halk CHP'yi samimi bulmuyor.
Bunun en önemli sebebi CHP'nin ve CHP'li bürokratların öteden beri dine soğuk bakmaları.
Lâikliği adeta dinsizlik gibi algılayıp dinle aralarına mesafe koymaları.
28 Şubat sürecine destek vermeleri.
Şimdi ne yaparlarsa yapsınlar bunları unutturamıyorlar.
Bir de Sayın Genel Başkan her ne kadar “değiştik” mesajları vermeye çalışsa da parti içinden farklı sesler yükselmeye devam ediyor. Halk kime inanacağını bilemiyor.
Kısacası Cumhuriyet Halk Partisi halkın partisi olamadı. Halkın değerlerini benimseyemedi. Halkı kucaklayamadı. Halkın değerlerine sahip çıkmak yerine kendi değerlerini dayatmaya, kısacası halkı kendi istediği biçimde dönüştürmeye çalıştı. Ama olmadı. Bu anlayışla başaralı olması da mümkün değildi.
Sonuçta erimeye başladı.
Her ne kadar Ana Muhalefet Partisi olsa da, 30 Mart seçimlerinde Ankara, İstanbul ve İzmir'de MHP'yi geride bırakmasaydı, MHP ikinci parti olacaktı. Çünkü MHP bu üç il ve bir de Güneydoğu Anadolu dışındaki pek çok ilde ciddî oylar alarak 2. parti oldu.
Üstelik bazı illerde CHP hiç yok.
CHP eriyor. Bunun için muhafazakâr kesime yanaşmaya çalışıyor, milliyetçi muhafazakâr isimleri aday gösteriyor. Ama yetmiyor. Çünkü halkı inandıramıyor.
Böyle giderse Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de sonuç değişmeyecek.
Radikal bir CHP'liye halk oy vermez.
CHP'nin adayı ilk ikiye kalsa bile ikinci turda muhafazakâr oyların önemli bir kısmı AKP'ye gider.
CHP'nin tek şansı, MHP tabanının ve aynı zamanda MHP'li olmayan muhafazakâr kesimin hoşuna gidecek bir aday çıkarmak. Mansur Yavaş örneğinde olduğu gibi!
Ama bu da kendi tabanını rahatsız eder.
Sonuçta Sayın Kılıçdaroğlu'nun önünde iki ucu da pisliğe bulaşmış bir değnek duruyor ve neresinden tutacağını bilemiyor.
Değişen dünyaya ayak uyduramamış, bu nedenle nerede duracağını bilemeyen CHP hızla kan kaybediyor.
Oysa Türkiye'nin gerçek anlamda sosyal demokrat bir partiye ihtiyacı var. Dinî değerlerle kavgalı olmayan, halkı kucaklayan, mukaddes değerlere sahip çıkan, samimî bir sosyal demokrat partiye!
Türkiye'de ilk defa Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılıyor. Bu seçim tarihî bir seçim olacak.
Bu seçim sadece milletin değil siyasî partilerin de kaderini etkileyecek bir seçim olabilir. Özellikle de CHP'nin.
Gidişata bakılırsa CHP bir seçimden daha yenilgi ile ayrılacağa benziyor.
Bekleyip, neler olacağını hep birlikte göreceğiz.