Nasreddin Hoca, kadılık yaparken bir gün bir ahbabı burnundan soluyarak gelmiş. Hasmı için söylemediğini bırakmamış. Sonra:

- Hocam, Allah aşkına söyle, demiş, haklı değil miyim?

Hoca ne yapsın?

- Haklısın, demiş.

Ahbabı sinirleri yatışmış olarak gitmiş. Onun hemen arkasından hasmı gelmiş. Bu defa da o başlamış atıp tutmaya, yok bana şöyle, yok böyle yaptı demeye. O da Hoca'ya sormuş:

- Haklı değil miyim?

Hoca:

- Vallahi çok haklısın, demiş.

Adam da sakinleşerek gitmiş. Tüm bunlara tanık olan Hoca'nın karısı bile bu işe şaşırmış kalmış.

- Senin kadılığında bir garip Hoca Efendi. İkisine de sen haklısın dedin. Hiç öyle şey olur mu?

Nasreddin Hoca hanımının yüzüne bakıp:

- Hatun demiş, sen de haklısın!

Sabırla 7 Haziran gününü bekliyoruz. Şu seçimler hayırlısıyla, bir kaza bela yaşanmadan, kargalar gözümüzü oymadan, taban tavana uyup kavgaya tutuşmadan, seçime kan bulanmadan bitse de kurtulsak artık.

Şurada sadece birkaç gün kaldı seçimlere. Ama seçim zamanı yaklaştıkça, parti liderlerinin söylemleri ağırlaştı. Birbirilerine daha ağır ithamlarda bulunuyor, vaatlerde sınır tanımıyorlar. Yapılabilecek olanlar, yapılması muhtemel olanlar var, bir de sadece dilde kalacağı kuvvetle muhtemel olanlar var.

Hangisini dinlerseniz, ona hak verirsiniz. 'Sen haklısın' dersiniz Nasreddin Hoca'nın hesabı...

Uçuk kaçık vaatlere milletin karnı artık doydu. A partisi veya B partisi değil mesele. Önemli olan akla ve mantığa uygun olan şeyler söylemek, yeni şeyler söylemek...

Olacak olan var, olmayacak olan var!

Şener Şen'in başrolünü oynadığı bir filmin repliği geldi aklıma. Şener Şen bir partiden adaylığını koyuyor. Köyün ağası olduğu için de kendisine güveniyor. Tebaasının kendisine tam destek vereceğini düşünüyor.

Seçim sonuçları açıklanıyor, bir de bakıyor ki, kendisine sadece 1 oy verilmiş. Hemen etrafındakiler oya sahipleniyor 'Ağam o oyu ben verdim. Benim oyum o' diyerek. Öteki hemen devreye giriyor, 'ben verdim o oyu.'

Ağa etrafındakileri dinledikten sonra, 'bir oyu sizler verdiniz de benim oyum nereye gitti?' diyor.

Meğer bizim ağanın rakibi, cennetten tapu vermiş de oyların hepsini kapmış.

Türk sinemasındaki bazı filmler toplumun gerçeklerini ortaya koyuyor. Bir dönemin aynası adeta. Şimdilerde ise o dönemlere atıfta bulunmamak, bu film repliklerini hatırlayıp gülmemek mümkün değil.

Bir taraftan toplumu gerip, şiddet üzerinden prim elde etmeye çalıştıklarını, diğer taraftan da uçuk kaçık vaatlerde bulunduklarını görüyoruz. Utanmasalar, cennetten toprak da vadedecekler.

Heyecanlıyız, bu normal. Kimse kaybetmek istemez. Ama etraflıca kızıştık. Sinir kat sayılarımız yükseldi, çok gerginiz. Allah'tan kısa bir süre kaldı. Şöyle siyasetin genel havasını bir yokluyorum da bu seçim 7 Haziran'da değil, 14 Haziran'da yapılacak olsaymış toplumsal patlamalar yaşanmaya başlarmış.

Kadı değilim, davalı veya davacı da değilim ama...

Ben de haklı mıyım?

Mesnevi'den:

“Delinin elinden silahı al da, adalet ve sulh senden razı olsun!”