Çanakkale savaşlarında ki şehitlerimizin yarın 100. yıl dönümü!

Her yıl büyük bir ilgi ile Çanakkale Gelibolu havzasında yine büyük bir merasimle anmaktayız ve bu yıl daha da geniş bir merasimle anma programı yapılmakta.

Tarihlerde, savaşın oluş şekli ve mücadeleler yer alır. Zafer ve mağlubiyetleri anlatır.

Ancak esas perde arkası ne gibi düşüncelerden meydana geldiğini doğru olarak anlatan yok denecek kadar azdır.

Daha çok, kişilerin araştırmaları neticesi çeşitli yerler de yayınlar olarak, kitapları okuyarak veya konferansları dinleyerek öğreniriz.

***

Çanakkale savaşının da ne gibi düşüncelerden meydana geldiğini bir özetleyelim.

Birinci Dünya savaşına Almanların oyunu ile Osmanlının nasıl ve mecburen girişini hepimiz bilmekteyiz sanırım.

Osmanlı ile savaşa giren Rusya Boğazları elde etmek emelindedir ama başaramamaktadır.

***.

Asırlardır Osmanlıyı bölüşmek isteriğinde olan yedi düvelin de tam aradığı ortamdır.

Bugün Demokrasi bahanesiyle asıl emeli Petrol ve Orta doğuya hükmetmek için bütün savaş silah, füze uçak ve gemileri ile Askerini Irak sınırları içine yığan Amerika gibi...

 Hristiyan devletleri olan yedi düvel de, Çanakkale'den geçmek için bütün harp gemilerini ve Avustralya'dan getirdiği on binden fazla Anzak'ları (asker) yığar.

***

Aynı zamanda İstanbul'u Rusya'ya bırakmayıp kendileri daha önce işgal eğilimi içindedirler.

Tarih nasıl tekerrür ediyor değil mi? Bugünkü olanlarla...

  ***

Çanakkale boğazı başlangıcına giren İngiliz, Fransız vb. gemileri iki, yakadaki tabyaları mızı bolca topa tutup yerle yeksan etmeye çalışırlar...Aynı Irak'a yaptıkları gibi!..

Bizim, topumuz, tüfeğimiz, harp gemilerimiz çok çok az idi ama...

İMANIMIZ... VATAN VE TOPRAK AŞKIMIZ...

Çok çok üstün bulunmaktaydı...

İlave ile Harp cesareti ve idaremiz de kuvvetli durumdadır.

Dahası; Maalesef Bu gün görülmekte olan, kimi bu yanda kimi o yanda olmadığı gibi, ben doğuluyum, kuzeyliyim, batılıyım, güneyliyim düşüncesinde bulunma ortamı da yoktu...

Yani açıkçası, Kürdüm, vb. diye ayrım yapmıyor. Kendi ırkından olan çoluk çocuğu bile hunharca, caniyane öldürüp, Devlete baş kaldırmıyor. Askerini şehit etmiyor. Vatan toprağını satma çabasına girmiyordu...

Tek vücut kaynaşmış bir kitle olarak, vatanını toprağını...

KANI VE CANINI VEREREK...

Müdafaa için, koşuyordu yedi düvele karşı, savaşmak için...

***

Daha geniş anlatmaya gerek var mı?..

Bir avuç mangası ile Kilitbahir'deki küçücük Top yuvasında, asıl kuvvetlerimiz gelinceye kadar yedi düvel filosunu topa tutup, kalan tek kişiye kadar direnip, iki gün boyunca şehit oluncaya kadar geçit vermeyenler...

Boğazı, mayınlardan arındıran düşmana karşı, aynı gecenin karanlığında ölüme burun dibi yaklaşarak yeniden mayın döşeme cesaretine müdrik, gemilerin batmasını sağlayan bahriyeliler imiz...

*** 

Ve Askerin..

Anasının söylediği;

Haydi yavrum! Ben seni bugün için doğurdum'

Hamurunu yiğitlik duygusuyla yoğurdum;

Türk evladı odur ki, yurdu olan toprağı,

Ana ırzı bilerek yad ayağı bastırmaz

                                  Bir yabancı bayrağı.(M. Emin Yurdakul)                                           

                            

Sözünü tutup, gereğince gazi ve şehit olan Dedelerimiz, Babalarımız...

***

Çanakkale'den yedi düveli geçirmeyip yüz geri göndererek..

Üzerinde hür yaşadığımız vatanı bahşedenler....

“ÇANAKKALE GEÇİLMEZ” yazısını tarih sayfalarına geçirdiler...

              ***

Her Yıl dönümlerin de, onlarla birlikte şu günlerde ki vatanımız için terörle mücadele edip şehit olan kahramanlarımızın da ruhları Şad olsun. 

Yerleri cennet mekân olsun...

***

Hoşça kalınız