Ey garip bülbül diyarın kandedir
Bir haber ver gülizarınkandedir
Sen bu ilde kimseye yar olmadın
Var senin elbette yarinkandedir
Büyüklerin sözleri sözlerin büyükleridir. Diye çok sevdiğim bir söz var. ( Bu arada söz sözcüğünü fazlaca kullandığımın farkındayım) Kudemanın (önden gidenler) kelamını böylesine etkili kılan iki neden var. Birincisi, onlar yalnızca Allah'ın rızasını gözeterek kelam ederler. İkincisi ise kul korkusu, kelle kaygısı ile asla hakkı söylemekten vazgeçmezler.
İşte Niyazi Mısri'nin başına gelen tam da böyle bir şey. Hazret Malatya'da doğar. Mısır'da ve çeşitli ilim irfan merkezlerinde eğitim görür. Bu nedenle mahlası Mısri'dir. Halka vaaz-u nasihat etmeye başlar. Ünü günden güne artar. Bununla beraber görev yerleri de daha ünlü camiiler olur. Fakat ne zaman ki sözleri padişaha dokunur, o vakit görevden alınmalar, görev yerinde değişiklikler ve hatta sürgünler başlar. Ama o asla doğruları söylemekten geri durmaz.
Niyazi Mısri hazretlerinin birkaç kez Limni Adası'na sürgün edildiği ve son sürgün edilişten bir yıl sonra orada vefat ettiği biliniyor. Bu süreçte kendisini sürgüne gönderen padişaha beddua ettiği de.
Yıllar sonra eserleri ve sözleri incelenip suçsuzluğu kanıtlanıyor. Bir gün Sultan Abdülmecîd Hân, Selânik'e giderken fırtına sebebi ile gemi Limni'ye sığınmak zorunda kaldığı zaman, uzaktan gördüğü türbenin kime âit olduğunu sorar. Yanında bulunanlardan birisi türbenin Niyâzî-i Mısrî'yeâit olduğunu söyler ve onun başından geçenleri anlatır. Bunun üzerine Sultan Abdülmecîd , Niyâzî-i Mısrî hazretlerinin kabrini ziyâret etmek için türbeye gider. Türbede, Niyâzî-i Mısrî'nin ruhuna hitaben; Ey Niyâzî-i Mısrî, kıymetini bilemeyen kimselere bedduâ eylemişsin. Sonra gelen bizlerin bunda bir kabahati yok. Bizlere, feyzli nazarının geldiği aşikâr olmadıkça, türbenden dışarı çıkmam diye yalvarır ve Kur'ân-ı kerîm okuyarak rûhuna hediye eder. Niyâzî-i Mısrî hazretlerinin feyz dolu nazarına kavuşunca dışarı çıkar ve türbenin tamir edilmesi için emir verir
Niyazi Mısri Hz. büyük bir âlim, çok başarılı bir divan şairi ve ediptir. Bir birinden değerli çok sayıda eserinin yanında Türkçe Divan'ı oldukça yanık ve kolay anlaşılır olması ile dikkat çekicidir.Şiirlerinden pek çoğu bestelenerek tasavvuf musikimize kazandırılmış olup, günümüzde hala söylenen ve kulakların aşina olduğu pek çok eseri mevcuttur.Bunlardan bazıları; Derman arardım derdime, Tevhidile, Arifi kamil kelamın duymağa irfan gerek, Ey garip bülbül diyarın kandedir vb. şeklinde sıralanabilir. Niyazi Mısri'yi ve onun gibi gönül erlerini doğru okuyup anlamak ve şefaatine mazhar olmak duası ile.
Gökte uçarken yere indirdiler
Çarı unsur bendlerine urdular
Nur iken adın Niyazi koydular
Şol ezel ki itibarın kandedir.