Tanyeri hep mi gri?.. Hep mi karanlık şu gökyüzü?.. Ufak tefek göz kırpan yıldızları var ama fayda etmiyor ki aydınlanmaya! Bir öne, bir arkaya! Gönlümün yer çekimi dünyada kaldı oysa! 

Bu aralar hiç ses yok sevenlerden! Yüreğinizin sesini mi kıstınız yoksa kimsesizlikten?.. F. Kafka'nın tespiti üzere, “Yazmadığınıza bakılırsa iyi olmalısınız. Bizler çoğunlukla iyi olduğumuz zaman susarız!” 

Bu aralar yalnızlığı biraz abartmış olabilirim. Kurdum Ay'da bir salıncak, başladım çocuklar gibi bir öne, bir arkaya sallanmaya! Yalnızlıktan ziyade etrafım doluydu oysa! Renk cümbüşü gibi süslü bir kız çocuğunu andıran dünya, tam da karşımda idi. Ben ise dünyanın abisi gibi duran onun yol göstericisi, uydusu olan Ay'da etrafı seyretmekte idim. 

Kimisi ateşler içinde yalnızlıktan yanarken, kimisi birbiri ardına düşmüş çocuklar gibi yakalambaç oynamaktaydı! 

Bir boşlukta sallandırıyorsun yüreğini ve kime baksan biraz sessizlik, biraz yalnızlık, biraz korku!  Sevilmeye muhtaç bir çocuk gibiyim gönül aralarında! Kim ses etse ona doğru koşup sarılacak gibi!

Bir çiğ tanesi süzülerek geldi gönlümün üzerine... Onun gelmesiyle bir ürperti sardı bedenimi! Dilsizdir benim acılarım! Derdini anlatamayan bir suskun gibi! Yüreğim güz ayazında kalmış, burnu akan hasta bir çocuk! Çiğ tanesi gibi duru, yemyeşil bir yaprağın üzerini buz gibi beyaza bürüyen! 

Gönlümüz öyle duru ki! Her günü tekrar tekrar güncelliyoruz umut ile! Gülümsemek için bir bahane, küçük bir sürpriz için hep bir çaba! Çocukların parmaklarında dolaşan küçük bir uğur böceğinin uğuruna inanmakta hâlâ!

Herkes bir köşede dinlenmek istiyor. Yorgun düşlerini, tazeleri ile değiştirmek uğruna! Bir ağaç gölgesi gibi serin, huzur ve güven veren insanlarda!  

Kendimi hep dünyanın en garip insanı olarak düşünmüşümdür. Farklı şeylere heves ettiğimi, düşüncelerimin saçma sapan bir hâle büründüğünü! Öyle miyim bilinmez lâkin farklı insanların kendine has dünyalarına buyur edildiğimden beri, herkesin kendince bir garipliğe sahip olduğunu hisseder oldum. 

Herkesin kendine özgü düşünceleri ve yalnızlığı var. Evet, yalnızlık mühim şey! Her insanda farklı farklı anlama gelen, kendine özel olan!  Yalnız kalmaya hasret olan insanlar bile var şu dünyada! Oysa çoğumuz kalabalıklar içinde bihaber yalnızlık yaşamaktayız. Yalnızlık bizden, biz ise ondan habersiz!

Sallan be yüreğim! Çocuklar gibi gülücüklerini etrafa yayarcasına! Kalabalık bir yalnızlık içinde kendi uyduna bağlı kalarak! Çiğ tanesini de boş ver, lapa lapa yağan kara meydan okuyan bir kardelen edasıyla boy göster yeryüzünün bir köşesinde! 

Gülüşüne âşık ol.  Ve sen hiç susma be içimdeki çocuk! Sen sustuğun zaman gönlüme bir yumruk iner, uğunurum yokluğunda! Bahara hasret kalır, göç eden kuşları dört gözle beklerim. Tırtıllar renk renk kelebeklere dönüşemez. Pembe düşler, mavi gökyüzü griye bürünür! 

Sen hiç susma be çocuk! Bedenimin uydusu olan gönül Ay'ımda, daim olan salıncağında gülücüğünü yaya yaya sallan hep! Neşelendir yalnızlığa bürünmüş garip benliğimi! Tekrar tekrar güncelle yeni doğan günü! Çünkü senin yokluğun beni derbeder eder. Vesselam.