Son zamanlarda bazı kesimler tarafından ilk ve ortaöğretimlerde zorunlu olan Din derslerinin seçmeli ders yapılması için ard arda açıklamalar yapılmaktadır. Söz konusu din dersi laikliğe aykırı olduğu için bu ders seçmeli hale getirilmeliymiş. İlk bakışta laik bir devlette din dersinin hatta biraz daha ileri gidelim Diyanet İşleri Başkanlığının da kaldırılması gerekiyor. Ancak iş göründüğü ya da anlatıldığı gibi değildir. Bir defa din dersinin adı özenle seçilmiş olup tam ismi “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi”dir. Yani "İslam Dini" diye zorunlu bir ders yoktur.

1982 Anayasasının 24. Maddesi şöyle der; “Kimse, ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz”. Devamın da “Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve orta-öğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır.”ifadesi yer almaktadır. Dikkat ederseniz okullarda “Din Eğitimi” verilmemektedir. “Din Öğretimi” verilmektedir. Peki, eğitimle öğretim arasında ne fark vardır. Öğretim bir bilginin salt haliyle verilmesidir. Öğrenci İster kabul eder ister etmez. Ama Eğitim ise o bilgiyi kabul edip, sindirme ve içselleştirme ameliyesidir. Örneğin tüm sanat ve zanaat dallarının eğitimi alınır. Bir işin çıraklığını, kalfalığını ve ustalığını yapmak o işin eğitimini almak  olarak tanımlanmaktadır.  Öğretim bilgi ve becerileri geliştirme faaliyeti iken Eğitim bir adım daha ileride olup, belirli bir amaç doğrultusunda öğrencinin davranışlarını değiştirme, hayatını etkileme sürecidir. Kanun koyucu din ile ilgili bilgi vermekle yetinileceğini herhangi bir dini benimsetemeyeceğini; yani namaz kılın, oruç tutun diye zorlanamayacağını burada anlatmış oluyor.

Dolayısıyla Laikliğin doğasında olan din ve inanç özgürlüğünün gereği devlet, halkın yaygın dinine saygı duyarak ve halkın ihtiyaç duyduğu din öğretimini ve din hizmetini bir şekilde vermek durumundadır. Diyanet İşleri Başkanlığı da bu düşünceye matuf kurulmuştur. Din bir vicdan işidir diyerek bu toprakların çocukları din öğretiminden mahrum bırakılamaz. Din vicdan işi olsa bile eğer çocuğun din konusunda herhangi bir bilgisi yoksa vicdana ne bırakılacaktır Allah aşkına... Üstelik Dinimiz İslam tüm insanlığı evrensel hakikatlere çağırır. Dinin özündeki tebliğ ve iyiliği emir ihmal edilirse; İslam'ın güzelliği ve Allah'ın insanlığa son seslenişi Kur'an'la insanlık nasıl tanışacaktır?  Kesinlikle din öğretimi seçmeli olmamalı ve öğrencilere İslam'ın güzelliklerini görme şansı verilmelidir.

İnsanlarda inanma ihtiyacı fıtridir doğuştan vardır. Bu ihtiyacı insana veren Allah'tır. Fıtrat yalan söylemez. Eğer insanlar doğru bir din eğitimi almazlarsa; fıtratında getirdiği din boşluğu başka materyallerle dolmaya başlar, işte o zaman insan bünyesinde çatışmalar başlar. Peygamber Efendimiz (S.A.V): “Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hıristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar.” (Buhârî, cenâiz 92) buyurarak her doğan çocuğun yaratıcısı Allah'ın son dinini kabul etmeye meyilli olduğunu, ancak istenildiği takdirde tabiatının ve fıtratının aksine başka dinlere yönlendirilebileceğini ifade etmiştir.

"Dinde zorlama yoktur; Artık hak ile batıl iyice ayrılmıştır. Tağutu (saptırıcıları) inkâr edip Allah'a inanan kimse, kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa sarılmıştır. Allah işitendir, bilendir. "(Bakara 256) ayetiyle Yüce Rabbimiz İslam'a girmek için kimseye baskı yapmamanın ilahi bir kanun olduğunu beyan ederek önce içimizdeki olası şirk kırıntılarını temizledikten sonra Rabbimize halis bir imanla yönelmenin fayda vereceğini açıklamıştır. Akla büyük önem veren dinimiz insanlara iman hakikatlerini gözü kapalı kabul etmesini istememektedir. Akletmeyen, aklını kullanmayan insanları yeryüzünün en şerli varlıkları olarak nitelendirmiş (Enfal,22) ve Allah'ın pisliği akletmeyenlerin üzerine bırakacağını (Yunus,100) bildirmiştir. Din vardır ve doğru olan bir tanedir. Doğru ve hak dini bulabilmek için o dinin güzellikleri insana ulaştırılmış olsun. Eğer gerçeği ve hakikati göstermezseniz karanlıkta kalmayı adet edinmiş mağarada yaşamış bir insanın güneşi görünce gözlerinin kamaştığı gibi beyinleri uyuşturulmuş, batılın kucağında yüzen insanlarda İslam güneşini görünce rahatsız olmaya başlarlar.

 Eğer İnsanlar ön yargılarla kalplerini kilitlemedilerse, dünya zevklerinin esiri olmadılarsa, günah bataklığında kalplerini iyice çürütmediler ise, ilahi hakikatlere gözlerini kapatmadılarsa; İslam'ı kabul etmemelerinin önünde hiçbir engel kalmamıştır.  Aklın yolu birdir. Allah insanları fıtrat dini üzere yaratmıştır. Rabbim gerçekleri görebilme feraseti versin.

Ali Hayri Çelik