Öncelikle öğretmen olan Ağabeyim, kardeşim, kızım, yeğenlerim ve eğiten, öğreten kendisine emanet edilen Anadolu’da Türk milletinin geleceğinin güvencesi olan çocukları kendi çocuğu gibi görerek eğiten öğretmenlerin Öğretmenler günü kutlu olsun!
Mehmet ali Tapramaz hocamın ifadesi ile yılın 364 günü batının papağanı olan POF’ların yönlendirmesi ile öğretmene sövenler, eleştirenler ve işini yapmasını engelleyenler var iken;
Varsın bir gün bizim olsun. Derken..
Öğretmenlik kutsi meslektir. Tanrının şekillendirdiği vücutlara; Verdiği aklı kullanmayı öğreten, ruhları ve akılları eğiten, önüne gelen çocuğu kendi çocuğu gibi görenlerin mesleğidir öğretmenlik!
Ne mutlu ki, öğretmen olmuşum diyor.
Tabi okul denince ilk göz ağrısı ilkokuldur. İlkokula başlangıç unutulmaz hele ilk öğretmeniniz unutulur mu?
Öğretmen deyince her zaman saygı, hürmet, himmetle andığım İlkokul öğretmenim Osman Özkan hatırlarım. Bunun yanında son altı ay öğretmenliğimizi yapan Osmaniyeli Nazile Çetingöz Demiri’de anmadan geçmeyeceğim.
Elbette Osman Özkan Öğretmenin üzerimizde çok hakkı ve emeği vardır. Eğer biz onu unutursak nankörlük etmiş oluruz.
Her zaman hayırla yâd ederim.
Çünkü o yıllarını varlık, yokluk demeyip önüne gelen öğrencileri bütün imkânları zorlayarak yetiştirme gayreti içinde olan idealist bir öğretmendi.
Bugün biz onun gayretlerinin meyvesini hayata atıldıktan sonra hala yemekteyiz.
Önceki yıllarda İstanbul’da tekstil işi yapan ilkokul arkadaşım Bünyamin Yüceaktaş;
--- Ahmet’çiğim Konya’ya her geldiğimde İlkokul öğretmenimizin Osman Özkan’ı vefat edinceye kadar her zaman ziyaret ettim. Demişti.
Osman Özkan Öğretmen son demine kadar öğretmenliğine devam etti. Emekli olmuş olmamış hiç önemli değil. Onlar öyle yetişti. Bu Memleketi, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, ilel ebet payidar kılmak için çalışmaya devam ettiler.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk;
“ÖĞRETMENLER, YENİ NESİLLERİ SİZ YETİŞTİRECEKSİNİZ VE YENİ NESİLLER SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR!”
Sözünü emir telakki ederek bu düsturla öğrenci yetiştiren öğretmenim Osman Özkan’ın bil vesile hayırla yâd ediyorum. Kendisi geçen yıl doksan yaşında Allah’ın rahmetine kavuştu. Cenabı Allah’ rahmet eylesin biz ondan razı idik inşallah öbür âleminde mamurdur kıymettar öğretmenim! Bil vesile Fatiha gönderiyorum.
Bize o yıllarda öğrettiği Aydın Nazilli yöresinden Muzaffer Sarısözen tarafından derlenen türküyle selamlayalım;
ŞU DALMA’DAN GEÇTİN Mİ?
Şu Dalma’dan geçtin mi?
Soğuk sular içtin mi?
Efelerin içinde,
Yörük Ali’yi seçtin mi?
**
Hey gidinin efesi,
Efesi efelerin efesi..
Şu Dalma’nın çeşmesi,
Ne hoş olur içmesi,
**
Yörük Ali’yi sorarsan,
Efelerin seçmesi!
Hey gidinin efesi,
Efesi efelerin efesi..
**
Cepkenimin kolları,
Parıldıyor pulları,
Yörük Ali geliyor,
Açıl Aydın yolları!
Hey gidinin efesi,
Efesi efelerin efesi..
*
Öğretmenler günü deyince böylesi duygularla doldum.
Evet, bizim öğretmenlerimiz; eken, biçen, çalışan, üreten, her türlü alt yapısı yeniden kurulan Ülkeme yani Türkiye Cumhuriyeti’ne ışık olmuş, yol olmuş, yol bulmuş, hayatlarını aydınlanma ve çağdaş Türk Medeniyeti için vakfetmiş yılmaz yorulmaz kahramanları eli öpülesi öğretmenlerimizin ahirete göçenlerin ruhları şad olsun. Sağ olanlara sağlık huzur diliyorum.
Bugün kutsi öğretmenlik mesleğini hakkıyla yapanlara selam olsun!