Yazılı ve görsel basın yani TV, gazeteler, sosyal medyada öncelik futbol ile yatıp kalkıyoruz. Haber kanalarında durum aynı önce futbol, sonra da CHP butlan, ABD-İran Savaşı ..Hal böyle olunca elin oğlundan kalır yanımız mı var. Deyip futbolla ilgili yazı yazalım dedik. Öyle ya 30 yılı aşkın spor kulübü yöneticiliği yaptık. Spor kulüplerinde üyeliğimiz devam ediyor.
Eee 2025 ve 2026 Futbol Sezonu 17 Mayıs 2026 tarihinde sona erdi. Aynı ay içinde TFF tarafından tescil edildi.
Son haftada Lig Şampiyonu olan Galatasaray son maçta Kasımpaşa Spora 1-0 yenildi. Fenerbahçe Eyüpsporla 3-3 berabere kaldı. Trabzon Spor Gençler Birliğine 3-0 yenildi.
Süper ligde Gençlerbirliği’ne 3-0 yenilen Trabzonspor, Ziraat Türkiye Kupasında Gençlerbirliği’ni eleyerek Konyaspor ile final oynadı. Trabzonspor Konyaspor’u 2-1 yenerek Ziraat Türkiye Kupasını Müzesine götürdü. Ne kadar güzel değil mi?
Süper ligden düşen Antalyaspor, Kayseri spor ve Karagümrük spor bir iki veryansın ettiler. O kadar
Öte yandan Türk Millî Takımımız 2002’den 24 yıl sonra Amerika’da oynanacak Dünya kupasına katılıyor olmamıza türk milleti olarak çok sevindik. Destanlar yazdık. Alev Başaran’da yazmış yazsısını olduğu sizlerle paylaşıyorum.
“”Dünya Kupasında ilk maçımızı Avustralya ile oynadık ve 2-0 yenildik. Tanıtım filmimizdeki İHA, SiHA, TOOG görüntüleri, Erdoğan’ın maç yaptığı kareler bile kazanmamıza yetmedi. Savaşa gider gibi maça gidiyor görüntüsü vermek futbola yetmedi.
Futbolcularımızın fiziksel eksikliklerin yanı sıra milli duygularının eksik olduğunu düşünüyorum! Kiminin Juventus’tan kiminin Real Madrid ‘ten Bringhton dan Porto’dan paraları hesaplarına yatıyor. Ve hiç biri o takımlarda oynadıkları performansı milli maçlarda göstermiyor! Ülkemizde de bizlere verilen gaz var, topçularımız da oynatılan reklâm filmlerinden para kazanıyor. Ne gerek var top koşturmaya…
Bütün firmalar ateşli bir şekilde dünya kupasına yönelik reklâmları gösterime soktu! Arada da Tarkan’ın önceden yaptığı marşla heyecanlanırız bir iki hafta daha! Milyon Euroluk topçularımız rakibin savunma disiplinini aşamadı! Barış’ın saçı çok özenliydi! Ama horona hali kalmadı, Kerem’in maçta olduğuna bir kaç şahit lâzımdı!
Çok üzgünmüş futbolcularımız, ama toparlanacaklarmış! Bizler de üzgünüz ama bir türlü toparlanamıyoruz! Hele üstüne Avustralya Milli Takımının bütün oyuncularının toplam piyasa değerinin yaklaşık 78 milyon Euro, Bizim Çocukların toplam piyasa değerinin 473,70 milyon Euro olduğunu öğrenince biz taraftarların toparlanmamız zaman alacak!””
Yere göğe sığdıramadığımız Türk Futbolu ilk sınavında Avustralya’ya yenilmesiyle Anadolu’da yıllardır söylene gelen deyim vardır. “Halep orda ise arşın burada!”
Halep oradaysa arşın burada", atıp tutanlara, abartılı hikâyeler anlatanlara veya meydan okuyanlara karşı söylenen çok popüler bir Türk deyimidir. Bir iddianın kanıtlanmasını veya söylenen sözün şu an ve burada eyleme dökülmesini talep etmek için kullanılır.
Hikâyesi kısaca şöyledir: Eski zamanlarda, Halep'ten başka bir şehre göç eden biri yaşarmış. Bu kişi bulunduğu ortamlarda sürekli Halep'teyken ne kadar büyük kahramanlıklar yaptığından, ne kadar uzağa atlayıp koştuğundan abartarak bahsedermiş.
Bir gün yine böyle hava atarken, "Ben Halep'te bir sıçrayışta kırk arşın atlardım" diye iddia etmiş. Onu dinleyenlerden aklıselim biri dayanamamış ve şu cevabı vermiş: "Halep oradaysa arşın burada!" Yani, "Eğer gerçekten bu kadar iyi atlıyordun ve iddian doğruysa, işte ölçü (arşın) da burada, atla da görelim" diyerek adamın yalanını ortaya çıkarmış.
Deyim, günümüzde de bir konuda boyundan büyük iddialarda bulunan kişilerden icraat beklemek veya kanıt istemek amacıyla sıkça kullanılır. Bilmem anlatabildim mi?