TYB Konya Şubesi’nin geçtiğimiz Cumartesi günkü programı, medeniyet inşamız adına son derece ufuk açıcıydı. Konuğumuz Prof. Dr. Mustafa İsen hocamız, etkinliğin ana konusu olan “İslam Medeniyetinin İnşa ve İhyasını Biyografi Üzerinden Değerlendirmek” başlığı altında önemli tespitler paylaştı.

Bu nazik ve kıymetli etkinliği düzenleyenlere şimdiden teşekkürlerimizi iletiyorum.

Medeniyetlerin Sıçrama Noktası ve Taklit İlkesi

Prof. Dr. Mustafa İsen’in sunumuna dönecek olursak; Hoca, "Irkların kültürleri, medeniyetleri ise milletlerin medeniyetlerini kurduğunu" vurguladı. Bilindiği gibi, tarih boyunca kurulan birçok medeniyet, birbirine katkı sunarak günümüze ulaştı. Bugünün Batı Medeniyeti, tıpkı İslam medeniyetinin diğer medeniyetlerden yararlandığı gibi, elbette İslam medeniyetinden de yararlanmıştır.

Hocamızın şu tespiti ise oldukça çarpıcıydı: "Bir medeniyet başka toplumlar tarafından taklit ediliyorsa, artık o gerçek medeniyet olmuştur."

Bu cümle, Almanya’da görev yaptığım yıllarda Bonn’daki “Muhteşem Süleyman Sergisi”ni hatırlattı. O sergide, Kanuni döneminde Almanya’daki prensliklerin, saray görevlilerine Osmanlı saray kıyafetlerini zorunlu tuttuğunu, yani **“Osmanlı Modası”**nın Avrupa’da bir taklit unsuru olduğunu öğrenmiştik.

Beşeri Sermayeyi Geleceğe Taşımak

Bugün bir nevi fetret devrini yaşayan İslam medeniyetinin, devasa bir beşeri sermayeye sahip olduğunu biliyoruz. Ancak bu sermayeyi harekete geçirmek için özgün ve öncü çalışmalara ihtiyacımız var. Bunun için, sıçrama noktasını geçmişten alarak ve çağımızın dinamiklerini iyi bilerek hareket etmek zorundayız.

İhtiyacımız olan belki de, tarihimizdeki öncü şahsiyetlerin hayat hikâyelerinden onları farklı kılan özellikleri damıtarak, yeni bir vizyonla yola çıkmaktır. Bu bağlamda, ister tarihte ister günümüzde olsun, bize deniz feneri gibi yol gösterecek şahsiyetleri daha yakından tanımak zorundayız.

Söz gelimi, Prof. Dr. Fuat Sezgin ve Prof. Dr. Aziz Sancar gibi küresel ölçekte bilime damga vurmuş isimler... Elbette yakın çevremizdeki, yanımızdaki değerlerimizi de unutmamak gerekir.

Vefa ve İyimserlik

Son söz olarak, Prof. Dr. Mustafa İsen’in de ifade ettiği gibi kötümser olmamıza gerek yok. İyimser olmak için elimizde çok sebep var; zira şu anda çok iyi bir beşeri sermayemiz mevcut.

Eğer biz bu sermayeyi iyi yönetebilirsek, belki 50, belki 100 yıl sonra dünyanın ufuklarını yeniden İslam Medeniyetinin güneşi aydınlatacak. Tıpkı bir zamanlar olduğu gibi. Sigrid Hunke'nin Avrupa'nın Üzerine Doğan İslam Güneşi adlı eserinde de vurguladığı gibi, tekrar neden olmasın? Ama bunun da bir bedeli var: Ter dökmek ve gece gündüz çalışmak.

Konya STK’larına Teşekkür

Bu bağlamda, Konya’daki, Konya Aydınlar Ocağı, TYB Konya Şubesi, Birlik Vakfı, HİSDER gibi kuruluşların, düzenledikleri etkinliklerle hem şehrimizin hem de ülkemizin düşünce ve kültür dünyasına katkı sağlamak konusunda üzerlerine düşen görevleri başarıyla yerine getirdiğini görüyor ve takdir ediyoruz.

Örneğin, Konya Aydınlar Ocağı’nda geçtiğimiz hafta Salı günü Hafız-ı Kütüp Derviş Hasan Yüğrük ve merhum Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu için yapılan program, hem vefa hem de göle maya çalma bakımından övgüye layıktır. Programda konuşmacılarımız Hasan Yaşar hocamız, Mustafa Sinan Ümit Bey ve Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü’ye teşekkürlerimizi iletiyor; programın onur konuğu Kütüphaneci Derviş Hasan Yüğrük’e ise şükranlarımızı ve hayırlı uzun ömür dileklerimizi sunuyoruz.

Selam ve dua ile…