Hz. Mevlana'nın en önemli eseri Mesnevi son yıllarda giderek popüler olmasının yanı sıra kitap olma özelliğinin de dışına çıkıyor. Neredeyse ilahi bir kitap olarak görülmeye başlandı...
İnsanlığın kurtuluşu “Mesnevi”de vurgusu yaygınlaştı!...
Konya'ya daha çok turist gelsin, Hz. Mevlana bibloları daha çok satılsın, yayınevleri durmadan Mesnevi'den beslensin, birileri “Hamdım piştim yandım” diyerek Aşkın Gözyaşları'yla Mesnevi'den isim yapsın, birileri “Mesnevi terapisi” adı altında çevresine kadınları toplayarak tanınırlığını arttırsın, cepleri para görsün... Mantığı için de zihinlere kurtuluş kitabı olarak yerleştirilmeye çalışılıyor...
Böyle giderse Uzakdoğu'da Mesnevi gibi felsefi kitaplardan çıkan Budizim, Konfüçyanizm gibi Mevlevilik de bir din tarikatı olarak çıkmazsa şaşırmayın...
Yanlış anlaşılmasın Mesnevi okunmasın demiyorum ama normal bir kitap gibi mantık çerçevesinde okunmalı. Sadece varolan bir durumun tespitini yapıyorum...
Tespitlerimin bir anlamda haklılığı ise Mevlana etkinlikleri sırasında Selçuk Üniversitesi Mevlana Araştırma Enstitüsü tarafından 10 Aralık 2012'de yapılan Mevlana Araştırmaları Çalıştayı'nda ortaya çıkıyor. Çalıştayda geniş kapsamlı olarak Mevlevilik değerlendirildi. Uzun tartışmaların sonunda da 28 maddelik bir bildiri yayınlandı...
Bildirinin 27 maddesini bir kenara bırakıyorum.Bir maddesi var ki oldukça tehlikeli! O da “İlk ve orta öğretimde müfredat programlarında Mevlana ve Mesnevi'den bahis bulunmadığı göz önüne alınarak bu eksikliğin giderilmesi konusunda Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu konu da çalışma yapması”nı öngören 11. Madde. Şimdi bu bildiriye konulan madde ne oluyor...
Bu yıl Milli Eğitim Bakanlığı önemli bir adıma imza attı ve ilköğretim ve lise de seçmeli ders olarak Kur'an-ı Kerim ve Siyer'i getirdi. Toplumun beklentilerine bir anlamda cevap verildi... Peki, bildiride yer alan maddeye göre Mesnevi'nin bir kitap olmaktan ziyade ne özelliği var da müfredata girecek. Sözüm ona dediklerine göre insanlığın kurtuluşu, barışı, sevgisi, hoşgörüsü Mesnevi'de yazıyormuş!Mesnevi ilahi kurtuluşun anahtarıymış. Mesnevi'yi okuyan aşka gelip zulümden vazgeçecekmiş. İnsanları düşünce dünyalarında sevgi olacakmış...
Bildiriye imza atan sayın profesörler, doçentler günlerce süren çalıştayda adam akıllı bir sonuca varamayıp ilgi çekmek için mi böyle bir madde koydunuz. “Kamuoyunda yer alalım diye mi” Mesnevi'nin seçmeli ders olsun teklifini attınız?... Sanırım öyle...
Sayın bilim insanları Kur'an Kerim hoşgörüyü de, sevgiyi de en iyi anlatan ve insanlığı kurtuluşa götürecek tek ilahi kitaptır. Siz kim oluyorsunuz da sanki “Kur'an bunları veremiyor” gibi ilköğretimden üniversiteye kadar seçmeli ders olarak Mesnevi'nin müfredatta alınmasını istiyorsunuz?...
Subliminal mesajlar vererek toplumun zihin dünyasını kirletmeye çalışmayın. Hz. Mevlana'yı sadece bir Allah dostu, evliya olarak ele alın ve eseri olan Mesnevi'yi de zihinlerde çok fazla büyütmeyin... Çocukların kafasını da daha ilköğretimden sulandırmayın!...
Cumhuriyet tarihinde sizler gibi akademisyenler gerçek mevleviliği saptırdığı için bugün dünyanın dört bir tarafında mevlevihaneler açıldı. Tarikatlar kuruldu. Zihinlere sadece dönerek ilahi aşka ulaşacağı fikri yerleşti.....
Belki bu durum henüz Türkiye'de oluşmadı ama Amerika'da, Avrupa'da boşlukta kalmış insanlar Mevleviliği, Budizm ve Konfüçyanizm gibi din olarak görmeye başladı, Mesnevi'yi de ilahi kitap. Öyle bir hale geldiler ki Konya'ya bile gelmez oldular çünkü her yerde sema yapılarak Mevlana anılmaya başladı. Beyaz elbiseyi giyen dönmeye başladı. Her döndüğünde de ilahi aşka kavuştuğunu sanıyor. Müslüman olmadan cennetin hayalini kuruyor...
Suçlu kim “meşhur olacağım” deyip mevleviliği yanlış anlatan bilim insanları, kuşakçılar ve onlara hayran olanlar, idari ve mülkü amirler...
Şimdi bu gerçekler varken kalkmış, önemli bir karar almış gibi insanlar mevleviliği ilkokuldan öğrenmeye başlasın... Orada bir durun!...
Sayın profesörler, doçentler, siz çocuklarınıza Kur'an yerine Mesnevi'yi okutturabilirsiniz, itikatınız bozulmadıysa hoşgörü ve sevgiyle dolu Hz. Peygamber'in hayatı yerine Hz. Mevlana'yı anlatabilirsiniz. Ancak milletin çocuklarından böyle birşey isteyemezsiniz. Akıl baliğ olmuş herkes Mesnevi'yi okuyabilir, kurtuluşun anahtarı olarak görebilirler, ama ben Hz. Mevlana'nın “Yaşadığım sürece Kur'an'ın kölesi, Hazret-i Muhammed'in ayağının tozuyum” dediği gibi Kur'an-ı okuyama ve okutturmaya, anlamaya ve anlatmaya devam edeceğim... Onun için meşhur olma tekliflerinizi bir kenara bırakın “dönmeye” devam edin...