Bir gün Cebrâil gelmişti nûrlu huzura
Hüzünler düştü bir anda Fahr-i Kâinat’a
Dedi Yâ Resûlallah sabret duyduğun sırra
Hüseyin’in yolu düşer Kerbelâ çölüne

**

Öptü kokladı torununu bağrına bastı
Mübarek gözlerinden inci yaşları aktı
Ashabı hayret etti gönülleri de şaştı
Hüzünler çökmüştü Nebî’nin nûrlu yüzüne

**

Bu canım yavrum buyurdu şehit düşecektir
Susuz çöller içinde canları verecektir
Ümmetimde ne yazık onlara kıyacaktır
Kanı güle dönecek Kerbelâ’nın yurdunda

**

Avucuna bırakıldı kanlı kızıl toprak
Kokladı toprağı mahzun ve de ağlayarak
Bu toprak kan olursa bilinki ey ümmetim
Hüseyin’im şehit olmuştur dedi yanarak

**

Asırlar geçse de dinmedi bu acısı
Yakar ehlinin gönlünü Kerbelâ sancısı
Hüseyin’in aşkı ile atan her bir kalbi
Bir ömür ağlatır ah Kerbelâ’nın acısı