Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Milli değerlere saldıranlara Konya'dan 'Türkçe' mitingi ile seslendi.
10 binlerce kişinin bulunduğu miting alanında terörle müzakere kapsamında Türkçe'nin ve Türk Milleti'nin itibarsızlaştırılmasına sert tepki gösterdi!
Peki, birilerinin ifade ettiği gibi böyle bir mitinge gerek var mıydı?
Gerek olup olmadığını Sayın Bahçeli açıklıyor;  “Etnik ve mezhep kışkırtıcılığına soyunan, kavga ve çatışma çıkarmak için fırsat kollayan, nifakın ele başları faal haldedir! Bu günlerde milliyetçiliğe hakaret, Türk kimliğine nefret popülerdir. Ne kadar millet hasmı varsa, alayı menfaat ortaklığında buluşmuştur! Bu durum AK Parti için utançtır, yüz karasıdır ve asla peşini bırakmayacak günahtır.”
Şimdi bu sözlerinde Bahçeli haksız mıdır?
PKK lideri katil Öcalan, BDP ve destekçileri AB tarafından ana dilde eğitim talebi başta olmak üzere, anayasaya farklı etnik dillerinde girmesi yönünde dayatmalar yapıp, Türk Devleti'ni tehdit etmektedir.
Terörle mücadele değil müzakere kapsamında öyle derin hatalar yapılmıştır ki bugün Türkiye'de kaç milletin yaşadığı dahi soru işaretidir. Bir taraftan Türkçe resmi dil olarak kalacak denilirken ana dilde eğitimin yolu açılmıştır.
Silah zoruyla yüzde 5 oy toplayan terör örgütü PKK, yüzde 95'e kafa tutar hale gelmiştir. PKK baskıları sonucunda Kürt kimliği her yerde öne çıkarken Türk kimliği küçümsenmekte, ırkçılık ve faşistlik olarak nitelendirilmiştir!
Ümmetimiz Müslümanlardır. Ancak Allah (c.c) yüce Kur'an'ımız da, “! Sizi milletler ve kabileler kıldık ki, birbirinizi tanıyasınız!” buyurmaktadır.  Dolayısıyla Kürt'ü öne çıkarmak, Kürtçe'yi, Kürt örf ve adetlerini savunmak ırkçılık olmayıp, Türk Milleti'ni öne çıkarmayı ırkçılık olarak görmek hangi mantığa ve akla sığmaktadır. Türk Milleti 2 bin yıldır tarih sahnesindedir ve dili de Türkçe'dir. Alfabesi değişmiş, dili değişmemiştir. Bugün Türkmenistan, Özbekistan ile lehçe farkı olmasına rağmen anlaşabilmemiz Türkçe'nin Türk Milleti için değişmeyen ses bayrağı olduğunun kanıtıdır.
Emeviler zamanında Araplar, “İslam sadece Araplar için indirilmiş” derken 751 yılında Talas Savaşı'nda Arapların yanında Çin'e karşı savaşarak Müslümanlığı tercih etmesinden sonra Türkler, İslam'ın bayraktarlığını üstlenmiş ve Allah'ın kelamının 3 kıtaya yayılmasına vesile olmuştur. Bugün dahi İslam toplumları Türkiye'ye bir sempati duyuyorsa bu Türk Milleti'nin İslam'a verdiği önemden ileri gelmektedir.
Rahmetli Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, 8 İslam ülkesini Türkiye önderliğinde D8 çatısı altında birleştirmesinin ana gayesi Türkiye'ye verilen önemden kaynaklanmaktadır!  
Bu açıdan İslam'ı Avrupa'nın içlerine kadar yaymak için Anadolu'ya gelmiş ve bin yıldır buraları yurt edinmiş Türk Milleti'ni yok saymanın kabul edilebilir bir yanı yoktur!
Şunu ifade etmek gerekirse; Türkiye'de yaşayan etnik gruplarının kendi dillerini konuşmalarında hiçbir sorun yoktur. Ancak bu durum Türkçe'nin resmi dil olmasını engellememeli. Türkçe Resmi dil ise eğitimde de, kamu kurum ve kuruluşlarında Türkçe konuşulur ve yazılır. Aileler çocuklarının ana dillerini öğrenmesini istiyorsa, seçmeli ders olarak öğrenebilmeleri sağlanabilir. Ancak aynı ders bir sınıfta Türkçe, bir sınıfta farklı etnik dillerden biri ile ders anlatılıyor ise bu durum Türkiye'yi birleştirmekten ziyade daha da ayrıştırır. İşte Türkçe'nin önemi budur. Bin yıldır Anadolu topraklarında Türkçe resmi dil olmasının arkasındaki hikmet budur!
Nitekim MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, “Varlığımızın nişanesi Türkçe'dir. Kültürümüzün kaynağı Türkçe'dir. Birliğimizin şemsiyesi, kardeşliğimizin çatısı, bin yıllık kaynaşmanın kanıtı Türkçe'dir!” şeklindeki sözleri doğru tespitlerdir.
Bu bakımdan MHP lideri Bahçeli'nin Türkçe Mitingi yerinde olmuştur. Vatandaşlara hitaben söylediği, “Vatan elden gidiyor farkıda mısın?” sözü de gelinen süreçte uyarı niteliğindedir.
Bu uyarıya uyup oymamak Türk Milleti'nin elindedir. Lakin terörist çapulcularına taviz verildikçe binlerce yıllık İslam'a şerefli hizmetlerde bulunmuş Türk Milleti'nin son vatan toprağı Anadolu'da haysiyet ve şerefinin kalmayacağı görülmektedir.
Onun için Mehmet Akif Ersoy'un, İstiklal Marşı'nda, ifade ettiği şu sözü biran olsun aklımızdan çıkarmamalıyız;
“Arkadaş! Yurdumu alçaklara uğratma sakın!”