2010’da başlayan Arap Baharı ile birlikte Suriye’deki özgürlük ayaklanması geçtiğimiz hafta en kanlı dönemine girmiş oldu.
Atılan kimyasal silah sonucu bin 200’den fazla Suriyeli hayatını kaybetti. Ölenlerin çoğu da çocuktu.
Kimyasal silahı kimin kullandığı şuan belli değil. Devlet Başkanı Beşar Esad, “Silahı biz kullanmadık”, özgür Suriye ordusu ise, “biz kullanmadık, Esad kullandı” diyor.  
Belki de ikisi de kullanmadı; Kimyasal silah da ABD veya İsrail’in oyununun bir parçası. Çünkü ikisi de Suriye’ye bir müdahale istiyor. Bugüne kadar Rusya ve Çin’in Esad’ı desteklemesinden dolayı ABD, müdahaleyi göze alamadı. Ne yapması gerekiyordu? İki önemli gücü müdahaleye ikna edici bir durum oluşturmalıydı…
Afganistan işgalini, “İkiz Kulelerini” yıkarak gerçekleştirdi, Irak işgalini, “nükleer silah tehdidini” kullanarak gerçekleştirdi. Şimdi de Suriye’ye kimyasal silah kullandığını belirterek, uluslar arası müdahale gerçekleştirecek…
Suriye’de isyanı başlatan ABD, özgür Suriye ordusunu silahlandıran ABD, (günahını almış olmayalım ama tarih tekerrürden ibarettir büyük olasılıkla kimyasal silahı ateşlettiren) ABD, İşgal edecek olan yine ABD. Niçin? Rusya’nın ve Çin’in Akdeniz’de önemli bir müttefiki olan Esad’a ders vermek. Yani kazanan ABD, ölen Müslümanlar…
Peki, AK Parti Hükümeti böyle bir tablo karşısında niye, Suriye’ye müdahaleye destek vereceğini söylüyor? (Şunu kabul edelim ki devletlerarasında çıkar ilişkileri vardır. Çıkarınız yoksa elinizi bile oynatmazsınız.) Suriye’nin kuzeyinde konuşlanan PKK’nın uzantısı PYD terör örgütü yok edilecek mi?  Bilinmiyor. Herhangi bir toprak talebimiz var mı? Yok. Yer altı ve yerüstü kaynaklarını istiyor muyuz? Hayır. O zaman ABD, Fransa ve İngiltere’den oluşan haçlı ordusuna niçin destek vereceğiz? Çünkü onlar bu saydıkları mı elde etmek istiyor. Kaç bin kişi ölecek umurların da bile değil…
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Meclis’ten herhangi bir tezkere yetkisi almadan, “Suriye’ye müdahale edecek koalisyonda yer alırız” açıklamasında bulunuyor.
Bülent Arınç da müdahale için yeni tezkerenin çıkarılacağından bahsediyor.
Görünen o ki hükümet Suriye ile savaşa hazır. Sıfır sorun politikası savaşa dönüşecek gibi. Savaşa girmek kolay da sonuçlarına katlanmak kolay mı?
Libya’da, AK Parti Hükümeti aynı hatayı yaptı. 100 yıl önce haçlı ordusuna karşı Libya için savaşan atalarımızı unutup, yüzyıl sonra haçlı ordusunun torunları ile Libya’nın işgaline ortak olduk.
Onun için aynı hatayı Suriye’de yapmayalım. Türkiye’nin Suriye’de haçlı ordusuyla savaşa girmesi demek bin yıllık Anadolu tarihinde Türk Dış Politikası’nın çökmesi demektir. 1939’a kadar Fransa’dan Hatay’ı almak için yoğun mücadele ettik, bugün Suriye’nin işgali için ortak hareket mi edeceğiz? 1. Dünya Savaşı’nda Fransızlara, İngilizlere karşı savaştığımız toprakları bugün Fransa, İngiltere ile işgal edeceğiz! Türkiye, 90 yıl önce haçlı Avrupa’ya karşı savunduğu topraklara bugün haçlılarla birlikte giremez ve girmemelidir.   
Katil, zorba Esad’ı iktidardan indirmek adına böyle bir aymazlığa düşmeye, çıkmaz bir sokakta sıkışıp kalmaya gerek var mı? Bu müdahalenin içinde yer almayı İslam alemine nasıl anlatacaksınız? Yarın ABD, Arabistan’da bir özgürlük ayaklanması çıkarıp Suud ailesini de tahtan indirmek istese, kutsal toprakların işgaline aynı şekilde ortak mı olacağız? Ya da ABD ve İsrail Filistin’in bağımsızlığı için Hamas ve El Fetih’i yok etmek istese yine müdahalenin içinde mi yer alacağız?…
Ayrıca şurası önemlidir ki; Afganistan ve Irak işgalinde İngiliz ve Amerikan askerlerinin yaptıkları vahşet ortadadır. Binlerce Müslüman kadına tecavüz etmelerinin yanında çocukları zevkine öldürüp, zevkine işkence yapmışlardır. Aynı tablonun Suriye’de de yaşanmayacağının garantisini kimse veremez. Sömürgeci gavur askerlerin Suriye’de gerçekleştireceği tecavüzlerin, öldürmelerin, işkencelerin bir sorumlusu da Türkiye olacaktır. Bu tablo karşısında Türk Askeri’nin yani Mehmetçiğin de adı kirlenecektir. Ordumuzun böyle bir şey yapmayacağı kesindir. Fakat müdahalenin içinde bulunacak olmamız, Türk Askeri’nin de adını kirletecektir. 2 bin yıllık şerefli geçmişe sahip Türk Askeri,  askerlik şerefinden yoksun haçlı askerlerin yaptıkları pisliklere ortak edilecektir!
Onun için savaş kararı verilirken, tüm şartlar iyi değerlendirilmelidir. Dış müdahale demek sayısız bombaların patlaması, insanların ölmesi demektir. Ölecek olanlar da Müslümanlardır. Bu bir vebaldir.   Suriye’ye müdahale Esad’ı koltuğundan eder ama Türkiye olarak sömürgeci devletlerden hiçbir farkımız kalmaz…