ABD ve İsrail tarafından 28 Şubat’ta İran’a başlatılan saldırılar devam ediyor.

Saldırılarda, saldırganların söylediği gibi sadece askeri bölgeler vurulmuyor. Bunlarla birlikte sivillerin yaşadığı bölgeler de vuruluyor. Okullar, hastaneler, evler vurulan yerler arasında. Buralara yapılan saldırılarda çok sayıda sivil hayatını kaybetmiş durumda.

Saldırıların ikinci gününde bir okul vurularak 163 çocuk katledilmişti. Bununla ilgili ABD ve İsrail tarafından o kadar değişik açıklamalar yapıldı ki insan hangisine inanacağını şaşırıyor ama biz biliyoruz ki bu açıklamaların hepsi yalan.

Trump, okulu “İran vurdu” dedi. Vurulan okulda yapılan inceleme sonunda ABD füze parçaları çıktı.

ABD Savaş Bakanı, “İran’ın okullardan, hastanelerden füze atışı yaptığını” açıkladı. Bu İran tarafından yalanlandığı gibi, yapılan araştırmalarda böyle bir atışın yapıldığı tespit edilemedi. Kaldı ki bu açıklama doğru bile olsa, 163 masum kız çocuğunun öldürülmesi mi gerekiyordu?

İsrail tarafından, “Okulun 10 yıl önce askeri bina olarak kullanıldığı” açıklandı. İran bunu da yalanlayarak “Bina okul olarak yapıldı ve yapıldığı ilk günden beri okul olarak kullanıldı” şeklinde açıklama yaptı. Ayrıca İsrail’i doğrulayan hiçbir işaret, iz bulunamadı. Yine öyle bile olsa 10 yıl önceki durumuna göre hareket edilerek 163 kız çocuğu katledilir mi? Bugünkü durumunu tespit etmekten aciz misiniz?

Her açıklamaları yalan… Hiçbir şekilde doğru sözleri yok. Bunların hayatı yalan üzere kurulu…

Ayrıca bir lise daha bombalandı. Allah’tan lisede eğitim yoktu da can kaybı yaşanmadı.

Savaşın başladığı ilk günlerde İran, çeşitli Arap ülkelerinde bulunan ABD üslerine füze atışları yaptı. Geçen haftaki yazımda İran’ın bu konuda hata yaptığını yazmıştım. Neden mi? İran, Arap ülkelerine yaptığı füze atışları ile kendine düşman çoğaltmış olmaktadır. Bunların yerine tüm enerjisini kendisine saldıran İsrail’e ve ABD uçak gemilerine sarf etmesi gerekir.

Daha sonraki günlerde İran Cumhurbaşkanı akıllıca bir açıklama yaparak, “Komşularımızdan özür diliyoruz. Bundan sonra oralardan bize bir saldırı gelmedikçe biz de komşularımıza saldırmayacağız” dedi.

Arap ülkeleri de bu açıklamayı ve özrü anlayışla karşıladılar.

Ancak anlayışla karşılamayan da vardı. Kim mi? Azerbaycan Devlet Başkanı Aliyev…

Aliyev, Azerbaycan topraklarına düşen bir füze ile ilgili olarak çok sert tepki verdi ve tüm devlet teamüllerini alaşağı ederek İran’a “Şerefsizler” açıklamasında bulundu. Bununla da kalmadı hemen İsrail ile görüştü. Bu görüşmeden sonra İsrail tarafı; “Azerbaycan, İran’a karşı bizimle birlikte savaşa giriyor” şeklinde açıklama yaptı.

İki yıl süren Gazze katliamında yüzbinlerce Müslüman katledildiği halde bir defa olsun İsrail’i kınamayan Aliyev’in, özür dilenmesine rağmen ABD ve İsrail’den güç alarak İran’a efelenmesi asla kabul edilemez.

Aynı günlerde bir İran füzesinin Türkiye’ye doğru gelmekte iken havada NATO tarafından vurulduğu açıklandı. Türkiye, gayet sakin bir şekilde davranarak İran ile gerekli görüşmeleri yaptı. İran, “Türkiye ile bir sorunlarının olmadığını ve Türkiye’ye gelmekte olan füzenin kendileri tarafından atılmadığını” açıkladı.

Birkaç gün önce aynı olay tekrarlandı. NATO tekrar açıklama yaptı: “Türkiye’ye gelmekte olan İran füzesini havada vurduk.”

İran derhal karşı açıklama yaparak, “Füzenin Türkiye’ye kendileri tarafından atılmadığını” belirtti.

Şu soruları sormak gerekiyor:

Türkiye’ye atılan bu füzeler gerçekten İran füzeleri mi? Füzeler gerçekten Türkiye’ye mi atılıyor? Bu füzeler kim tarafından atılıyor?

Bu soruların cevaplarını bulmak için devletimiz gerekli araştırmaları yapıyor ve mutlaka açığa çıkaracaktır.

ABD ve İsrail saldırıları ile zaten zor durumda olan İran, karşısına bir de Türkiye’yi alacak kadar akılsız ve ahmak olamaz. İran bizim gibi kadim bir devlet… Kadim bir devlet böylesine akıl dışı uygulamalar ve saçmalıklar yapmaz. Türkiye kadim devlet anlayışı içinde hareket ederek, olayı sakinlikle çözmeye çalışıyor. Aliyev gibi ani çıkışlar ve efelenmelerde bulunmuyor.

İran böylesine akılsız ve salakca bir girişimde bulunmayacağına ve de İranlı yetkililerce gerekli açıklamalar yapıldığına göre bu olay ne anlama geliyor?

Bunun bir tek anlamı var. O da İran ile Türkiye karşı karşıya getirilmek isteniyor. Türkiye, İran’a karşı savaşa çekilmek isteniyor. Azerbaycan hemen oyuna geldi. Türkiye’yi de aynı oyuna dâhil etmek istiyorlar. Plan budur. Ama Türkiye bu oyuna gelecek, bu planı yutacak bir ülke değildir. Türkiye bu oyuna gelmeyeceği gibi, Azerbaycan’ı da bu oyundan kurtarmak için gerekli girişimlerde bulunacaktır hatta bulunmuştur bile…

Şeytan aklı boş durmuyor ama bunun karşısında Türkiye’nin kadim devlet aklı da çalışıyor. Bu akıl mutlaka şeytanları yere serecektir.

Savaşın ne zaman biteceği konusunda ABD Başkanı Trump’ın arka arkaya yaptığı çelişkili açıklamalar da devam ediyor.

“Savaş 2 ay sürebilir.”

“Savaş bitme noktasına geldi.”

“İran tam teslim oluncaya kadar savaş sürecek.”

“Savaş, İran rejimi değişince biter.”

“Savaşın ne zaman biteceğine ben karar veririm.”

Bu açıklamaların tamamı Trump’a ait. Hepsi birbiriyle çelişen açıklamalar. Savaşın bölgede daha fazla yayılmadan bir an önce sona ermesi en büyük temennimiz.

Daha önce de yazmıştım. İran geçmişte çok büyük hatalar yaptı. Mezhebini, İslâm’ın önüne koydu. Bugün ABD ve İsrail saldırıları altında ama hiç kimseden destek alamıyor. Buna rağmen değil mi ki büyük şeytanlar ABD ve İsrail ile savaşıyor, İran halkının yanında olmak dini ve insani bir vecibedir. Sağlıklı ve mutlu yarınlar diliyorum.