Bu seçimin galibi her halükarda vatandaş olacak...
Bunu rahatlıkla söyleyebiliyoruz çünkü, iktidarıyla, ana muhalefetiyle, muhalefetiyle bütün partiler seçim beyannameleri ile verdikleri sözlerle adeta birbiriyle yarışıyor.
Verilen bu sözler ne kadar yerine getirilir, ne kadar gerçekliğe ulaşır, orasını bilemeyiz.
Ama, mevcut siyasi yapıya göre tek başına iktidar olabilecek bir parti var, o da AK Parti.
Velev ki, AK Parti tek başına hükümeti kurabilecek kadar milletvekili sayısına yine ulaşamadı. Bu ihtimal üzerinde durmak bile AK Parti'yi korkutuyor. Sadece AK Parti değil aslında, tek başına hükümetin kurulamayacağı ihtimali toplumun en az yüzde 51'ini korkutuyor.
Ancak AK Parti'nin tek başına hükümeti kuracak yeterlilikte milletvekili sayısına ulaşamaması halinde bile kazanan yine millet olacak.
Çünkü seçim beyannamelerine bakıldığında, partilerin hemen hemen aynı şeyleri, farklı yöntemlerle dillendirdiklerini görüyoruz.
Elbette ki, farklı olacaklar. Biri 5 veriyorsa, diğeri ben 6 vermeye talibim havasında... Farklılık bundan ileri gitmiyor.
Temelde bakıldığında hepsinin ortak mantığı, halka arz etmek üzere kurgulanmış...
Yani anlayacağınız, tüm partilerin seçim beyannameleri, inleyen beyannameler olmuş.
Partilerin gözünden 1 Kasım'a bakıldığında, herkesin kabullendiği bir tablo ortaya çıkıyor. Bu tabloya göre ise, AK Parti tek başına hükümeti kuruyor. CHP yine ana muhalefet partisi oluyor. MHP de mecliste yerini alıyor. HDP'ye gelince, HDP barajı kıl payı kaçırıyor...
Bunu ben söylemiyorum. Siyasilerin söylemlerinden bu sonuç çıkıyor...
Bir de halk gözünden yani kendi gözümüzden bakalım olaya...
Aslında halkın gözünde de gönlünde de seçim diye bir dert yok artık. Bıkmışız seçmekten, seçilmekten... Kim ne yaparsa yapsın. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın edasına büründük. Büründürüldük...
Seçimin daha biri biterken, yeni bir seçime daha hazırlanıyoruz. Daha birinin ceremesini çekmeden, yeni bir seçim ile burun buruna geliyoruz.
Sanayici ağlıyor... Seçim üzerine seçim derken, ekonominin bozulması haliyle üreten Konya sanayicisinin de belini büktü. İhracat büyük ölçüde düştü. İhracat bağlantısı kurduğumuz birçok kapıya şu an kilit vurulmuş durumda.
Şimdi yeni pazar arayışları içindeyiz. Ne yapsak da her geçen gün kötüye giden bu hal ve gidişi doğrultup tekrar rayına oturtabilelimi düşünüyor.
Küçük esnaf dert küpü... Yanına yaklaşılmıyor. Fena öfkeli... Bayramdan yeni çıkmış olmamıza rağmen birçok esnaf, işlerinin her geçen gün kötüye gittiğinden, çoğu zaman siftahsız kepenk kapattığından yakınıyor.
Sokaktaki simitçi çocuk bile, günde 100 simit satarken, sattığı simit sayısının 70'e düştüğünden yakınıyor.
Ama tüm bunlara rağmen, kimse mücadeleyi elden bırakmıyor. Bir hedef belirlenmiş. Adına da 1 Kasım denilmiş. Seçmen hakikaten 1 Kasım'ın ertesinden çok ümitli. İyi şeyler olacak kanaatinde.
Sabrediyor, sebat gösteriyor. Başka da çaresi yok. İsyan edecek değil ya. Bekliyor...
Akşamleyin eve gidip yatağına uzandığında, kafasını yastığa koyduğunda huzurlu değilse de, 1 Kasım'dan sonra gelmesini umduğu huzurlu günlerin hayalini kurarak derin bir uykuya dalıyor.
İyi uykular...