Bir zamanlar topla, tüfekle, askerle, silahla yapılan savaş, şimdilerde yerini kültürel değerler üzerinden yapılan savaşa bıraktı.

Sosyologların kültür emperyalizmi olarak adlandırdığı bu savaşın mağlubu ne yazık ki baştan biz olmuşuz gibi görünüyor.

Bizim kültürümüz, İslam medeniyeti ile büyümüş, gelişmiş ve şekillenmiş. Dolayısıyla, üzerinde İslami motifleri görmek doğaldır.

Batıyamedeniyeti öğreten Türk milleti, şimdilerde batının ileri gitmişliğinden etkileniyor. Bu etkileri, doğrudan veya dolaylı olarak günlük hayatımızda görüyor, hissediyoruz. Ama ne yazık ki birçok şeyin farkına dahi varamıyoruz.

Bunu yabancı tabela ve isim hayranlığımız ile örneklendirebiliriz.

Gazeteniz Yenigün'ün sayfalarında da yabancılaşmaya özentinin ortaya çıkardığı bu durumu gösteren bir haber bulunuyor.

Firma, belki bilinçli belki de ucunun nereye varacağını bilmeden, tabelasına Hıristiyanların dini sembolü olan haç işaretini andırır bir şekilde 'x' işareti yerleştirmiş.

Birazcık değerlerine saygılı, hassasiyeti olan insanların hemen ilgisini çekiyor bu durum. Toplumu doğru yönlendirmeyi, yanlışları gösterip, doğrulara yöneltmeyi ilke edinmiş olan biz gazetecilere de bu oyunun istemeden bir parçası olanları nazikçe uyarmak düşüyor.

Uyarıyoruz!

Sadece bununla da sınırlı değil. Geçtiğimiz haftalarda Antalya-Alanya bölgesine bir seyahatim oldu. Seydişehir yakınlarında yol kenarında yatan irice bir hayvana rastladım. Yaklaştığımda bunun köylüler tarafından domdom kurşunu ile vurulmuş olan bir hınzır olduğunu gördüm.

Seydişehir ve Beyşehir çiftçisinin baş düşmanı bu hayvanlar. Tarlalarını bu beladan korumak için nöbet tutup, zaman zaman da sürek avına çıkıyor bölgedeki çiftçiler.

Alanya'da yabancı menşeli bir markette hınzır etinin de satılır olduğunu gördüm. Turistlerin yoğun olduğu bir bölgede, 'Müslüman mahallesinde salyangoz satmak' deyiminin pek de bir hükmü kalmıyormuş, onu anladım.

Seydişehirve Beyşehir ilçelerinde çiftçinin mallarına zarar vermesinden endişe ederek ve verdiği zararları en aza indirmek amacıyla vurup öldürdüğü hınzırlar, özellikle yabancı turistlerin yoğun olduğu sahil kesimine satılıyormuş.

Yani bizim Beyşehir ve Seydişehir bölgesinde gördüğümüz yaban hınzırlarının etleri sahil kesiminde market reyonlarında yerlerini alıyor. Yabancı turistler de bunu tüketiyor.

Hınzırın tek eşli olmadığı ve eşini kıskanmadığı herkesçe biliniyor. Yapılan bilimsel araştırmalar neticesinde hınzır etini tüketen bireylerde de kıskançlık bilincinin zayıfladığı tespit edilmiş.

Gâvurmilleti bu nedenle kıskanmıyor, bu nedenle ahlak yapıları bizimkinden çok farklı.

Bizim kültürümüzde olmayan, dinen yasaklanmış ve ahlaken de bize aykırı olan bu lanetin bizleri de etkileyecek olmasındanendişeleniriz!

Mesnevi'den:

“İnsan bir ağaca benzer, ahdi de ağacın köküne. Kökün iyileşmesine, sağlamlaşmasına çalışmak gerek.”