İmanımızı ispat sadedinde söylemek zorunda olduğumuz şehadet cümlesinin ikinci bölümü; ben şehadet ederim ki, Muhammed (as) Allah'ın kulu ve resulüdür. Şeklindedir; malum-u aliniz!
Burada Peygamber (as) için kul olma özelliği ilk sırada ve özellikle vurgulanmaktadır.
Biz anlıyoruz ki, bu makam, yani kulluk makamı insan için en yüksek makam olarak verilmiş bir makamdır.
Eğer habibi için bu makamı münasip görmüş ve onunla taltif etmişse Halık-ı Zülcelal bu makam insan için biçilmiş en yüce makamdır hükmüne varmamız isabetli olacaktır.
Akıl sahipleri, ilim, irfan sahipleri herhalde bu yüce makamın peşinde koşacaklar, oraya varmaya çalışacaklardır.
Burada Allah'u veliyyül mü'minin Allah mü'minlerin velisidir. Ayeti ile bağlantı kurmaya çalışacağım.
Min gayri haddin!
Veli kelimesini anlamak için teşbihan kendimizden örnek vermek istiyorum.
Çocuğumuz vardır ve onu okula göndeririz; doğal olarak velisi oluruz.
Biz bir veli olarak; çocuğumuzun,
Gece uykusunu, yattığı yerden üzerindeki örtüye, başındaki yastığa kadar düşünürüz.
Sabah uyanmasını, kahvaltısını, elbisesini, temizliğini, çantasının hazır olup olmadığını düşünürüz.
Servis veya benzer ulaşım aracı ile okula gitmesini, okulunu, arkadaşlarını, öğretmenlerini düşünürüz.
Derslerini, geleceğini düşünürüz!
Daha neler ve neleri düşünürüz.
İlginç olan biz bunları içten ve adeta fıtri olarak yaparız.
Teşbihte hata olmaz derler, işte Allahu Teala mü'minlerin velisi olarak onların her şeylerini tabir caizse düşünüyor ve ayarlıyor.
Kulluk ile veli ilişkisini böylece zihnimde kurmaya çalıştım.
Hissettim ki sonsuz kudret, merhamet ve lütuf sahibi bir veli tarafından adeta el üstünde tutuluyoruz.
Bu halde kul olmak en yüce makam olmuyor mu?
Evet derdi kederi olmayan en yüce makam kanaatimce!
Nasrettin Hoca'ya sormuşlar:
Kimsin?
Hiç demiş Hoca, Hiç kimseyim.
Dudak büküp önemsemediklerini görünce, sormuş Hoca:
Sen kimsin?
Mutasarrıf demiş adam kabara kabara.
Sonra ne olacaksın? diye sormuş Nasrettin Hoca.
Herhalde vali olurum diye cevaplamış adam.
Daha sonra? diye üstelemiş Hoca.
Vezir demiş adam.
Daha daha sonra ne olacaksın?
Bir ihtimal sadrazam olabilirim.
Peki, ondan sonra?
Artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp son makamını söylemiş:
Hiç.
Daha niye kabarıyorsun be adam.
Ben şimdiden senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım:
Hiçlik makamında!
Kula düşen sadece haddini bilmekten ibarettir vesselam!