2014-2015 eğitim-öğretim yılının ilk devresi geçtiğimiz Cuma günüyle birlikte sona erdi. Türkiye genelinde milyonlarca ilkokul, ortaokul ve lise öğrencisi karne heyecanı yaşadı. Tabii öğrencilerin bir kısmı tatlı bir heyecan yaşarken kimisi de 'ne heyecanı, keşke hiç verilmeseydi daha iyiydi' dedi.
Esasında emeğin, meşakkatin, fedakarlığın bir neticesidir karne. Tabir uygun düşerse karne tabii iyiyse- öğrencinin yarıyıl tatilinde göğsünün kabarmasına neden olan nesne, ikinci döneme gazla başlamasına vesile olan bir sonuçtur. Velhasıl iyisiyle, kötüsüyle bir dönemi arkada bıraktı milyonlarca öğrenci. Sonuç ne olursa olsun bundan sonra öğrenci 'önündeki maçlara bakmak' zorundadır. Unutulmamalıdır ki her hatanın mutlaka bir telafisi vardır. Öğrenciliğim zamanında kırık diye tabir edilen 1'lerle eve karne getirdiğim olmuştur. Bir 'züğürt tesellisi midir nedir, 'askersiz öğrenci olmaz' diye kendimi avutur dururdum. Gerçekten öyle ama. Askersiz öğrenci, kalemsiz, deftersiz öğrenci benzer.
Başlıkta da ifade ettiğim gibi herkes kendi karnesine baksın. Peki kim bu herkes? Anne, baba, varsa ağabeyler, ablalar, kardeşler ve öğrenciler. Dedim ya her hatanın mutlaka bir telafisi bulunur. Önemli olan hatalardan ders çıkarabilmektir. Herkes kendisine göre ders çıkartacak. Anne- baba, bir dönem boyunca evladımı okula gönderirken sabah kahvaltısına önem gösterdin mi, akşam okuldan geldikten sonra gerekli ilgi ve alakayı gösterip, 'yavrum bugün ne yaptın, ne ettin? Dedin mi vesaire gerekli sualleri kendisine sormalı ve ona göre çocuğuna tutum ve davranışta bulunmalıdır. Hakeza ailedeki diğer fertler de okuyan öğrenci üzerinde aynı soruları kendisine sorması icap eder.
En büyük karne ise öğrencinindir. Öğrenci ise esaslı bir şekilde direkt vicdanına sorarak, bir dönem boyunca ne yaptım? Karınca misali koşturdum, çabaladım, çalıştım mı yoksa ağustos böceği yan gelip yattım mı diye kendisini muhakeme etmelidir. Bugün büyük holdinglerin, şirketlerin başında bulunan insanların hayat hikayelerin bakın, hep günleri zorluklarla geçmiştir. Onlar da elbette zaman zaman okurken derslerden kırık not aldıkları olmuştur. Ama mutlaka sonunda kazanan taraf olmuşlardır. Başarılarının arkasında yatan sırrı sorduğunuzda ise 'çok çalıştım, pes etmedim' dediklerine şahit olursunuz. Bir de biz mesleğimiz gereği günde her kesimden onlarca insanla içli dışlı olduğumuz için söz konusu durumlara daha çok şahit olmaktayız.
Her şeyden önce elhamdülillah biz Müslümanız. Müslüman ise her sahada kendini iyi yetiştirmelidir. Bir gavura karşı her konuda üstün olmalıdır. Çünkü biz Allah katında müjdelenen bu şerefli dinin temsilcileriyiz. En önemlisi alemlerin onun yüzü suyu hürmetine yaratılan Efendimizin ümmetiyiz. Okumaktan, çalışmaktan usanmamalıyız. Yine unutulmamalıdır ki her bahar bir çiçekle başlar. Öğrencilerimiz bu ülkenin çiçekleridir, geleceğidir. Bir ebeveyn olarak onlara gerekli ihtimamı mutlaka göstermeliyiz.