Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesinin tanıtım günlerini yaşıyoruz. Haliyle hem üniversite içinden hem de üniversite dışından misafirlerimiz, üniversitemizi ziyaret için geliyorlar. Genelde ise üniversiteye girme arifesinde olan lise öğrencileri, daha çok teveccüh ediyorlar. 

Hafta içi derslerime hazırlanırken bir telefon geldi. Kütüphaneden tanıdık bir ses hocam müsaitseniz yanımda bir lise Edebiyat hocası var ve sizinle görüşmek istiyor dedi. Tanışma faslının ardından, lise hocamızın isteğini öğrendim. Lise öğrencileri üniversitede işlenen dersleri merak etmişler ve amfide bir ders dinlemek istiyorlarmış. İsteğini kabul ettim. Sayın Dekanımızın da olurunu aldıktan sonra birinci sınıflara verdiğim İktisada Giriş dersini Amfiye aldım ve gayet başarılı diye düşündüğüm bir ders işledik. 

Ders bitiminde öğrencilerle sohbet etme ve Fakültemizi gezdirme fırsatımız da oldu. Sohbetimiz sırasında ilk fark ettiğim, pırıl pırıl gençlerimizin gözünde gelecek ile ilgili bir takım kaygılar olduğu idi. Gelecek ile ilgili tercih ve seçim, kargaşa ve kaygılar arasında, doğru bölümün seçilip seçilmemesi, mezuniyet sonrası iş imkânlarının ne olacağı gibi belirsizlikler, şimdiden gençlerimizin gözlerine yansımıştı. 

Sonra düşünmeye başladım. Hayatın bu yaşlarda gerçeği belki de tastamam buydu. Bilimlerin bilim yapma sorunu yanında insanların günlük telaşe kaygıları! Acaba hangisi daha gerçekti? 

Ekonomiyi düşündüm daha sonra, iyi kötü bir işleyişi vardı ama acaba insanların kaygılarını gidermeye yetiyor muydu? Açıklanan yığınla veri, yapılan onlarca tahmin, analiz, yorum; basit bir mesele olan gençlerin, gözlerindeki gelecek belirsizliğini neden ortadan kaldırmıyordu?

Üretilen veriler sadece yorumlanıyor, gidişat hakkında bir malumat veriyor ama somut adımlar ardı sıra gelmekte ya gecikiyor ya da hiç atılmıyordu/atılamıyordu. 

Ardından yaklaşan seçimler aklıma geldi. Açıklanan (ekonomik-sosyal-siyasal) seçim beyannameleri, verilen vaatler, acaba gençlerin gözlerindeki kaygıları ne kadar giderebiliyordu? 

Yapılan her ne olursa olsun insanların kaygılarını gidermeden amacına ulaşmış sayılmaz görüşündeyim. 

Genelleme oluşturularak, ortak payda için yapılan aktarımlar, özelde sonuç çıktıları olarak geri dönmeyebilir. Bu beklentinin tersi çıktılar, birey temelli ekonomi için ancak kısır büyüme sağlayabilir. 

Günümüz, alenen ve apaçık hassasiyet toplama yarışı olmalıdır.

Özelde gençlerimiz ve genelde tüm insanımızın kaygılarını olabildiğince giderecek politikalar üretmek, tüm bilim alanları için elzem iken, siyaset ve ekonomi için de ilk adım olmalıdır.

 

Y. Doç. Dr. Bülent Darıcı

[email protected]