Dün öğle saatlerinde çok kıymetli yazar dostum, büyüğüm, birçoğunuzun da birbirinden kıymetli eserlerinden tanıdığı Hüzeyme Yeşim Koçak Hanımefendi ile bir araya geldik. Son derece keyifli ve bir o kadar da verimli bir sohbet oldu.

Sohbetin içeriği konusunda ayrıntıya girmeyeceğim. Benim asıl değinmek istediğim kaliteli bir insanla yapılan sohbetin ne kadar faydalı hatta şifalı olabileceği. Kalpten kalbe bir yol vardır. Bu yoldan günümüz tabiriyle pozitif bir enerji yol bulursa insanın gönlü öylesine ferahlar ve genişler ki değme ilaç bu etkinin yerini tutamaz kanaatindeyim.

Sohbet esnasında bende oluşan en belirgin intiba insanın değerli bir porselen gibi olduğu ve eğer kelimeler ve mimikler doğru seçilmezse bu porselenin çabucak kırılacağı. İşte tam da burada kıymetli insanlarla sohbet etmenin neden şifalı olduğu konusu açıklık kazanıyor. Etraftaki her nesneye ve özellikle eşref-i mahlûkat olan insana nasıl muamele edilmesi gerektiğini en iyi bilen bu müstesna insanlar muhatabına hitap ederken kelimeleri bir kuyumcu hassasiyetiyle özenerek seçiyor ve gerektiği ölçüde israf etmeden sarf ediyor ki bu miktar tam da karşıdaki insanın alması gerektiği kadardır. Kelimelerden, gözlerden, hislerden akan bütün bu olumlu ve özenli yönelimler insana kendini özel ve değerli hissettirecek sihirli bir etkiye sahip. Tıpkı pahalı bir restoranda yemek yiyorsunuz gibi.

İnsanın aradığı bundan başka nedir ki? Değer görmek, kaliteli bir şekilde dinlenilmek. Kendini iyi hissetmenin harika bir yolu böylesi insanlarla bir araya gelmek ve kaliteli zamanlar geçirmek. Tıpkı kaliteli bir kitap okumak gibi; Satır aralarında gezinirken aradığınız cümleye rastlamak, doktora gidip derdinizi anlatınca doğru teşhisi koyması ve doğru tedaviyi uygulaması gibi. Bazen de annenizin nane limon kaynatmasındaki sıcaklığı ve şefkati duyumsamak gibi.

Adına ne dersek diyelim ilgidir, samimiyetten ayrılmadan gösterilen saygıdır birliktelikleri anlamlı kılan. İnsan kendini rahat ve mutlu hissettiği mekânlarda zamanın nasıl geçtiğini anlayamaz. Benim içinde aynen böyle oldu ve bir solukta geldik sohbetin sonuna. 

'Evazeyi bu âleme Davut gibi sal, Baki kalan bu kubbede bir hoş seda imiş' dediği gibi üstadın aslolan su gibi geçen ömürde gök kubbede bir hoş seda bırakabilmek sanırım.

Sohbetten size aktarabileceğim bir nokta şudur;  Hüzeyme Y. Koçak Hanımefendi sık sık hanım yazarların desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi. Kadınların birçok alanda olduğu gibi yazarlık alanında da gereken çabayı gösterdiklerinde önemli eserler meydana getirebileceğini ve kadın olsun erkek olsun muhakkak herkesin sevdiği ve kendini yetenekli gördüğü işi yapması gerektiğini ifade etti. Tabi bunu söylerken 'dehanın yüzde doksan dokuzu çalışmaktır' sözüne atıfta bulunmayı da ihmal etmedi.

Bu doyumsuz sohbetten aktaracaklarım tabii ki bunlarla sınırlı değil. Fakat şimdilik bu kadarla iktifa edeceğim. Bu değerli insana bir kez de gazetem aracılığıyla teşekkür etmek isterim.

Umarım yakın bir gelecekte yeniden bir araya gelir ve akıp giden hayata küçücük bir mola verme şansına sahip oluruz. Baki kalacak hoş sedalarınızın çoğalması dileğiyle iyi hafta sonları.