Konya'nın turizmde tek dayanak noktası olarak kabul edilen Hz. Mevlana'yı bir kez daha andık.

1 yıllık emek 1 haftada bitti.

Konya; turizmi, sosyal hayatı, hareketliliği ile bir haftalık bir heyecan yaşadı.

17 Aralık akşamı turistik Şeb-i Arus ile heyecan bitti.

18 Aralık sabahı Konya bir kez daha sessizliğe büründü.

Bir dahaki 7-17 Aralık'a kadar...

Peki, ağzımızdan düşürmediğimiz, "Medeniyet beşiği Konya, Selçukluların Başkenti Konya, kültür ve tarih şehri Konya..." da heyecan bir hafta mı sürmeli?

Ama maalesef Mevlana endeksli turizm, turizm ve kültürün başında olanların dar görüşlülüğü, vizyoner bakışsızlığı heyecanı bir haftaya indiriyor.

"Mevlana törenlerini şaşalı yapalım" düşüncesi olduğu sürece, kültür ve turizmin başına Konya'yı turizmde marka yapacak kişiler geçmediği sürece, işte turist gelir, 7 Aralık'ta gelir 17 Aralık'ta gider.

Bugüne kadar Konya ne kaybettiyse vizyonu, ufku olmayan yöneticiler yüzünden kaybetti.

Hem Osmanlı hem de Cumhuriyet döneminde böyle oldu.

"Verilenle, olanla yetinsinler" mantığı içinde gelişim göstermeyen bir şehir oldu. 

Cumhuriyet döneminde muhafazakar partiler en fazla Konya'yı övdü, en fazla oyu Konya'dan aldı ama en az yatırımı da Konya'ya yaptı.

Nasıl olsa; "idare ederler" diye görev yapacağı alanda tecrübesi olmayan insanları görevlere getirildi.

Bu alanlardan biri de kültür ve turizm.

Konya'daki şu kültür, tarih, medeniyet birikimi başka bir ülkede olacak orayı dünyanın merkezi yapar.

Ama biz Nasreddin Hoca'nın "Ayağıyla bastığı yeri işte dünyanın ortası burası" dediği gibi Mevlana'yı turizm merkezli ele alıyoruz.

Bu düşünce yapısı ile turizmde marka olamayız.

Mevlana ve Mevlanacı aşıkları ile değil gerçek anlamda kültür, turizm aşıkları ile yönetilmediğimiz sürece, "Yılda 10 milyon turist gelecek" sözleri laf-ı güzaftan öteye gitmez.

"Camii kapısını bilmez, sofuluk taslar" atasözünde olduğu gibi yetenek ve özellikleri uygun olmayan insanlardan daha fazlasını bekleyemeyiz.

Onun için artık İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü baştan aşağı ivedilikle yenilenmelidir.

Konya'yı turizm merkezi yapacak insanlar bu görevi yapmalıdır.

Elbette Hz. Mevlana 7-17 Aralık'ta yine anılmaya devam edecek ama diğer günlerde de turizmi canlı tutacak insanlar bu şehir için gereklidir.

Yerli ve yabancı turistler sadece Mevlana törenlerine gelip, görüp gitmemeli.

İnsanlık tarihinin ilk yerleşim yerlerinden biri olan ve tarih akışı içerisinde birçok medeniyetin izlerini bağrında taşıyan Konya, adeta bir müze şehir hüviyetinde karşımızdadır.

Konya'nın müze şehir hüviyetini çok iyi bilenBaşbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu'nun, "Medeniyetlerin beşiği Konya, Kadim Başkent..." ifadelerinin içeriğini doldurma vakti gelmiştir.

Artık daha fazla beklemenin, turist nasıl olsa gelir, biz işimize bakalım devri bitmiştir, zaman kalmamıştır.

Zaman harekete geçme zamanıdır. Bu süreçte kimseye ahde vefa göstermenin anlamı yoktur.

"Mevlanacı bir Konya" imajından, "Turizm şehri Konya'ya" geçme vakti gelmiştir.

Ama geçiş şu anki vizyoner bakış ile çok mümkün görünmemektedir...