Yaklaşık 20 gündür Konya’da değildim…
Spor Federasyonları seçimleri nedeniyle TSYD delegesi olarak postu Ankara’ya serdik…
Ama ne serme!
Koşturmaca, yorgunluk, kulis, stres, spora hizmet edeceğine inandığınız, dolayısıyla da destek verdiğiniz aday kazanacak mı, kazanamayacak mı endişesi ile geçen 20 günün sonunda kapağı Konya’ya attık…
Şükürler olsun…
Bırakın maç izlemeyi, yemek yemeye bile fırsatın olmadığı bir seçim süreci yaşandı…
Yaklaşık 55 spor federasyonunun 45’inde oy kullandım…
Bir günde 5-6 federasyonun genel kuruluna katıldığım oldu…
Sabah 10’da başlayan maraton bazen 3-4, bazen 4-5 gibi bitiyordu…
İmzalar için 60-70 km yol gidiyor, aynı mesafeyi bu kez de oy kullanmak için yapıyorduk…
Nasıl bir koşturmaca içinde olduğumuzu bir biz, yani TSYD Genel Merkez Yönetimden Gökhan Akengin, Ankara Şube Başkanı Ercan Ata, Ankara Şube Asbaşkanı Bülent Karadaş, Ankara TSYD’nin emektarı Bekir Gürpınar, bir de Allah biliyor…
Tabii ki de Spor Hizmetleri Genel Müdürü Mehmet Baykan, Genel Müdür Yardımcıları, Daire Başkanları ve benim akrabam da olan Yönetim Hizmetleri Daire Başkanı Mustafa Elduran da biliyor…
Çünkü, aynı koşturmacayı onlar da yaptı…
Seçimlerle ya da adaylarla ilgili mutlaka yazacaklarım olacak, çünkü yazılmaya değer o kadar konu var ki, sümenaltı edilmemeli…
Özellikle de adayların oylar sayılırken yüz ifadelerini yazmakla belki anlatamayız, ama yüzlerinin renkten renge girdiğini paylaşabiliriz…
Mesela, seçimi kazanamayacağını bildiği halde, “yeşillik olsun” diye seçime girenler…
Mesela, seçilemeyeceğini anladığı için, seçilecek adayın himmetine sığınanlar…
Mesela, seçilemeyeceğini bilerek, bir sonraki seçime yatırım yapanlar…
Mesela, seçimi kazanacağına inanan, dolayısıyla kendini başkan gibi gören, ancak 50-60 farkı yiyince, “veresiye satan esnaf” gibi perişan olanlar…
Ve…
Federasyon seçimlerini, namus meselesi haline getirip, rakibine bel altı vuruşlar yaparak, olmadık çirkinliklere başvuran, ancak imza bulamayıp, dışarıda kalanlar!
Neler neler…
Evet…
Zülfiyare dokunsa da, yazılacak, çizilecek, konuşulacak o kadar konu ve malzeme var ki, mutlaka yazılmalı…
Allah emanetini almazsa, mutlaka…
Seçimlerle ilgili şimdilik bu kadar.
NOT: TSYD Ankara Şubemizin her şeyi Figen Asiler ile stajyer çalışanımız Nurgül Çetak, yine stajyer kardeşimiz Özgür Özyegen ve hizmetli kardeşimiz Eylem Bozkurt’a yürek dolusu teşekkür ediyorum…
Bana katlandıkları için…
Sağolsunlar.
xxx
KARTAL ZİRVEYE TUTUNDU
Seçimler nedeniyle Konyaspor’un Fenerbahçe ve Göztepe maçlarını ne çıplak gözle ne de televizyondan izleme şansı bulamadım…
Ama, Kartal bu iki maçta da büyük iş çıkardı…
Fenerbahçe’yi içeride, Göztepe’yi dışarıda taca atarak, puan cetvelinde zirveye tutundu…
Daha ne olsun…
Tabii ki burada aslan payı İlhan Palut’un…
Teknik adamların takım üzerindeki etkilerinin yüzde 10 ile yüzde 20 arasında olduğunu düşünenlerdenim…
Bu benim kendi futbol aklım, kendi futbol felsefem…
Ama…
İlhan Palut’un bu anlamda çıtayı biraz daha yükselttiğine inanıyorum…
Skorlara bakarak değil, saha içi ve dışı eylemlerine ve hamlelerine bakarak söylüyorum…
Artık futbolda eski hocaların futbol düzeni, yani “kara şanzıman, düz vites” futbol düzeninin çok alıcısı yok…
Yeni nesil hocalar revaçta…
İlhan Palut gibi, veri ve analizin önemini bilen, taktik bilgisi, gözlem beceresi, oyunu okuma, futbolcularla etkin bir iletişim kuran ve oyuncusunu maçına göre iyi motive eden hocalar, kulüplerin öncelikli tercihleri oluyor…
İlhan Hocanın da yeni nesil teknik adam olması ve Konyaspor’u kısıtlı kadrosuna rağmen, lig üçüncülüğüne taşıması nedeniyle, yiğidin hakkını yiğide verelim istedik…
Helal olsun kendisine, çünkü iyi iş çıkartıyor…
Ve…
Bu takımın tek santrafor özellikli oyuncusu Ahmed Hassan değil, Sokol…
Sokol’un yokluğunda tahtaya yazılacak ilk isim bile değil…
Ama, şu bir gerçek ki, Konyaspor’un en uçtaki ismi Sokol…
Koşuyor, didiniyor, asist yapıyor, gol atıyor, deyim yerindeyse tam manasıyla bir saha içi emekçisi…
Nokta.