Konya Gazeteciler Cemiyeti yönetimi olarak önceki gün Konya İl Emniyet Müdürü Mevlüt Demir'i makamında ziyaret ettik.

Kendisiyle Konya üzerine, emniyet ve huzurun sağlanması üzerine verimli bir sohbet gerçekleştirdik. Daha önce birkaç programda rast gelmiş ancak birebir görüşmediğimiz için nasıl biri olduğu ile ilgili fikir edinememiştik.

O da sizin benim gibi insanmış...

Hatta şimdiye kadar gördüğüm nadir kamu yöneticilerinden. Diğerlerinden farklı tarafı, alışılagelmiş olan devletin soğuk yüzünü yansıtmayan, Emniyet Müdürü korkusu oluşturmayan, polisten tedirgin etmeyen mizacı, tatlı dilli ve hoş sohbet bir insan olması...

İnsanın gözüne bakıp, kalbini görmeyi başarabilmiş. Gözlerine baktığınız zaman da kalbini görebiliyorsunuz. İletişime açık bir insan olduğu her halinden belli.

Makam, mevki, koltuk düşkünü biri olmaması, insana insan olduğu için kıymet veren biri olması, bilindik mahkeme duvarı suratlı kamu yöneticilerinden ve özellikle emniyet müdürlerinden olmaması onu benim nazarımda farklı bir yere koydu.

Emniyetin soğuk duvarlarının arkasında da durmuyor. Bu sıcaklığı yakınında olanlar hissedebiliyor. Daha gelir gelmez Konya'yı keşfe çıkmış. Kısa zamanda Konya'ya hakim bir Emniyet Müdürü haline gelmiş.

Konya Valiliği'nin koordinatörlüğünde jandarmanın da dahil olduğu huzur toplantıları belirli periyotlarla gerçekleştiriliyor. Bu toplantılarda da Konya'nın asayişi, emniyeti, güvenliği, meydana gelen olaylar tüm yönleriyle irdeleniyor.

Yeni başladı huzur toplantıları. Daha önce yapılmış olsa illa ki haberimiz olurdu. Konya İl Emniyet Müdürü Mevlüt Demir'i hem güler yüzlü, sıcak kanlı tavrı ile bizden biri olduğunu hissettirdiği için, hem de şeffaf yönetim anlayışı ile Konya'nın emniyetine ilişkin bilgileri paylaşması nedeniyle teşekkür ediyoruz.

İnsanın olduğu yerde her şey olur. Konya'ya coğrafyasına baktığımızda da farklı kültürlere sahip insanları bir arada barındıran bir şehri görüyoruz. Ülkemizin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine farklı bölgelerden insanlar bu şehirde ikamet ediyor. Tabi bununla da kalmıyor, özellikle belli başlı mahallelerimiz var ki, görseniz Birleşmiş Milletler'in Konya Şubesi sanırsınız.

İnsanlar arasında rengine, meşrebine, ırkına göre bir ayrım yapmak doğru değil. Böyle bir ayrımı yapamayız. Ancak her ne kadar biz ayırmasak da bu ayrım kendiliğinden oluyor. Ayrım da toplumsal çatışmayı beraberinde getiriyor. Bu nedenle Konya'yı emin bir Konya yapabilmek için emniyet güçlerimize büyük görevler düşüyor.

İşleri zor, Allah kolaylıklar versin.

Önleyici kolluk kuvveti hizmetleriyle çatışmanın çıkmasını önlemeye çalışsak, huzurun ve barışın sağlanması için çaba sarf etsek de yeterli olmayabiliyor. Zaman zaman toplum içinde duyunca üzüldüğümüz, bir taraftan da ders alma ihtiyacı hissettiğimiz olaylarla karşılaşıyoruz.

Mesela daha çocuk diyebileceğimiz yaştaki insanların birbirilerini bıçaklaması, intihar etmesi vesaire...

Nasıl bir ruh yapısı, nasıl bir düşünce ile kendi canlarına kast edebiliyorlar, bilemiyorum... Son bir ay içerisinde Konya il merkezi ve çevresinde meydana gelen intihar vakalarının sayısının ortalamanın üzerinde olduğunu biliyoruz. Toplum olarak cinnet geçiriyoruz diyeceğim ama baktığımızda intihar vakalarının büyük bir bölümünün daha ilköğretim çağındaki gençlerden oluştuğunu görünce söyleyecek söz dahi bulamıyoruz.

Buna emniyet de çaresiz kalıyor. Ne yapabilir ki, her gencin peşine bir polis taksak, yine bir sonuç alamayız.

Bu tür vakaların perde arkasına baktığımızda da arkadaşlar arasındaki sözlü tartışma veya kız arkadaş erkek arkadaş kavgası olduğunu görüyoruz.

İmanımız mı zayıfladı acaba? Kur'an'dan ve dinimizden mi uzaklaştık da bunlar başımıza gelir oldu.

Tabi gündem siyaset olunca bu tür olaylar yer almıyor toplumun gündeminde. Ama acı bir gerçek var ki, beyinleri bir şekilde yıkanmış olan genç yaştaki kardeşlerimizi son dönemde incir çekirdeğini doldurmayan meseleler yüzünden kaybetmeye başladık.

Bir telefon çalsa, 'Çocuğunuzu bıçakladılar, kızınız kalbinden kendisini silahla vurarak intihar etti, oğlunuz kendisini yüksekten attı' deseler ne yaparsınız? Allah esirgesin tabi ama eyvah demeden, çocuklarınızla ilgilenin.

Mesnevi'den:

“Kendisini kamil sanan, ululuk sahibi Allah'ın yolunda uçamaz.”