Uzun zamandır sizlerle birlikte değildik, Türkiye’de sadece Dış Ticaret” ve buna bağlı “Uluslararası Politik Ekonomi” yazan nadir köşe yazarlarından bir olarak, (elbette ki zaman zaman Dış Ticaret haricindeki diğer konulara değiniyorum.) ama ağırlıklı olarak esas konumuzun Dış Ticaret olduğunun altını çizerek tekrardan merhaba demek istiyorum.

Uzun zaman sonra yazacağım ilk yazımda, “Orta Vadeli Program 2026-2028” dönemini kapsayan ve dış ticaret bağlamında neler planlanmış ve yapılması öngörülüyor. Bu kapsamdaki destek ve eleştirilerimi bu bağlamda sizlerle paylaşmak istiyorum.

Orta Vadeli Programın Dış Ticaret ile ilgili ilk üst başlığı “İhracatta Pazar ve Ürün Çeşitliliğin Artırılması” ve ilk konumuz Gümrük Birliği.

Gümrük Birliğinin bizim dış ticaret politikalarımızı belirlemede, ayağımıza vurulan bir zincir olduğunu yazımın devam eden bölümle detaylıca anlatacağım. Tersten olursak Gümrük Birliği’nin Ortaklık Konsey Kapsamında, dış ticaret politikalarımız maalesef ki Avrupa Birliğine bağlı.

ANA FİKİR

Gümrük Birliği kapsamındaki durum maalesef ki devam ettirilemez ve güncellenmesi de bir fayda sağlamaz. (Not: Eğer AB bizimle masaya oturursa şu ana kadar oturmadı yok oturduysa da en azından benim eksikliğim haberim olmadı diyelim) müzakere edeceği ve etmeyeceği konu ve konular net ve belli. (Yazı dizisi olduğundan gerekçelerini ilerleyen bölümlerde tek tek açıklayacağım.) Ana fikre gelirsek Gümrük Birliği Kapsamında güncelleme sözleriyle vakit kaybetmeden hızlıca Gümrük Birliğinden çıkmalı ve AB ile Serbest Ticaret Anlaşması yapılmalıdır.

KONUYA YAVAŞ YAVAŞ GELELİM.

OVP 2026 2028, sayfa 32 de geçen ifade şöyle;

Gümrük Birliğinin güncellenmesine yönelik Avrupa Birliği (AB) kurumları ve üye ülkeler

nezdinde çalışmalar yürütülecektir.

Bir önceki, OVP 2025 2027, sayfa 46’da geçen ifade de şu şekilde;

Gümrük Birliği’nin güncellenmesine yönelik Avrupa Birliği (AB) kurumları ve üye ülkeler nezdinde çalışmalar sürdürülecektir.

Geriye Kalan OVP’larda ise (hemen hemen aynı ifadelerle)

· 2024 -2026 (sayfa 22 ‘de)

· 2023 -2025 (Ödemeler Dengesi İçerisinde Politika ve Tedbirler Kısmında m.8)

· 2022*2024 (Ödemeler Dengesi İçerisinde Ödemeler Dengesi İçerisinde Politika ve Tedbirler kısmında m.8)

· 2021-2023 (Cari İşlemler Dengesi İçerisinde, Dış Ticaret ile İlgili Politika ve Tedbirler kısmında numara verilemeden ifade dilmiş)

· 2020-2022 (Cari İşlemler Dengesi İçerisinde, Dış Ticaret ile İlgili Politika ve Tedbirler kısmında numara verilemeden ifade dilmiş)

· 2019-2021 (Cari İşlemler Dengesi İçerisinde, Dış Ticaret ile İlgili Politika ve Tedbirler kısmında numara verilemeden ifade dilmiş)

· 2018-2020 (Cari Dengede Sürdürülebilirlik İçerisinde, İhracatın Artırılması kısmında numara verilemeden ifade dilmiş)

SORU ŞU;

Neden güncellemeyle ilgili masaya oturamıyoruz? ya da süreci değiştiremiyoruz? Çünkü AB bizimle güncellemeyi konuşmaz, konuşsa bile sadece konuşacağı tek konu olur. İlerleyen zamanda bu konunun da ne olacağını söyleyeceğim.

KISA BİR TARİHÇE

Gümrük Birliğinin güncellenmesi fikri yanlış anımsamıyorsam ilk defa ABD ile AB arasında yapılması planlanan Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) anlaşması ile gündeme gelmişti ki 2019 yılında yürürlüğe girmesi planlanmaktaydı. Bu arada TRUMP ilk başkanlığı döneminde hepimize ve dünya ticaretine büyük bir iyilik yaparak bu anlaşmayı, tabiri uygunsa çöpe attı ve böylelikle TTIP tarihin tozlu raflarında yerini almış oldu.

Yani diyeceğim o ki, o gün bugündür Gümrük Birliği güncellemesini hep konuşuruz da AB ile masaya oturamayız. En son örnekte “Orta Vadeli Program 2026-2028” olsa gerek,

TARİHÇEYE DÖNELİM VE GÜMRÜK BİRLİĞİNİN,

Bizim açımızdan ilk problemli konusuna gelelim. 1996 yılında yürürlüğe giren Ortaklık konsey kararı gereğince yani GB kapsamında;

Bizler kendi başımıza karar verip herhangi bir ülke ile Serbest Ticaret Anlaşması yapamıyoruz ancak ve ancak AB’nin diğer ülkeler ile yaptığı Serbest Ticaret Anlaşmaları gereğince (biz bu anlaşmalara da taraf olamıyoruz) bize verilen bir hakla (bu ifademi maruz görün çünkü öyle) AB’nin diğer ülkelerle anlaşma yaptığı ülkelerle masaya oturup, müzakere yapma hakkı kazanıyoruz.

İşte Gümrük Birliğini güncelleme düşüncesi ve söylemi yukarıda ifade ettiğim nedenden başladı ve maalesef ki hala kendi kendimize konuşuyoruz.

MESELA

Düşündünüz mü hiç yıllardır İhracatımızda ilk sıralarda yer alan IRAK ile, tek millet, iki devlet diye ifade ettiğimiz AZERBAYCAN ile veya yakın komşumuz olan ve ticarette önemli bir partnerimiz olan İRAN ile neden hiç Serbest Ticaret Anlaşması yapmadık veya yapamadık? (Bu arada Tercihli Ticaret Anlaşması ile Serbest Ticaret Anlaşmasını karıştırmayalım) Nasipse haftaya kaldığımız yerden devam edeceğiz.

SÖN SÖZ

Türkiye Gümrük Birliğine üye değildir. Bu yanlış algıyı da yıkmak gerekiyor.