İtalyan ekolü olarak adlandırılan ─ 3-5-2 ve 3-4-3 sistemleri üçlü savunmayı esas alan bu sistem, taktiksel açıdan futbola bambaşka bir hava katıyor açıkçası. Juventus ve İtalya Milli Futbol Takımında 3-5-2 ve zaman zaman 3-4-3 sistemini kullanan Conte bu sene Chelsea'de 4-2-3-1 oyun sistemini benimsemiş ve takımını bu dizilişle sahaya sürmüştü. İlk altı maçında iki mağlubiyet bir beraberlik alan Conte yönetimindeki Chelsea, 6. haftadaki 3-0 Arsenal yenilgisinden sonra şu anki sistemi olan 3-4-3 sistemine geçiş yaptı. Bu geçişle beş maçta on altı gol atıp kalesinde de gol görmedi. United, Tottenham, City, (Leicester) gibi güçlü rakiplerine karşı alınan bu galibiyetler sistemin ne kadar dominant şekilde işlediğinin de bir göstergesi. On altı maçta on üç galibiyet bir mağlubiyet iki beraberlik gibi inanılmaz bir performans gösteren Chelsea'de sistemin nasıl işlediğinden ve kısa sürede gösterdiği etkiden bahsetmek istiyorum. Sistemde top sizdeyken sol ve sağ stoperleriniz bir bek gibi kenarlara açılır, dörtlünün sol ve sağ kenarları 2. Bölgede pozisyonuna göre orta sahaya yakın ya da kenarda kalır. Ortanın ikilisinden biri tek kalan stopere yaklaşır top alır ya da oyun kenarlardan başladıysa ikiliden biri 1. Bölgeye yakın kalır. İleri üçlüde oynayan iki oyuncudan biri 2. Bölgeye gelip top alabilir. Top kenarlardan oyuna girdiğindeyse taç çizgisine yakın 3. Bölgede oynayabilir. Ama genellikle Conte'nin Chelsea'sinde Hazard Pedro ya da Willian 3. Bölgede serbest oynayıp bazen gizli forvet bazen ofansif orta saha görevi görüyorlar. Orta sahanın ikilisiyse sahada neredeyse basmadık yer bırakmıyorlar. Tabi onlardan biri Ngolo Kanteyse kelimeler yetmez anlatmak için... Bu adamın rolünden bahsetmeden geçemeyeceğim yine de. Topsuz oyunda ikili mücadelelerde takımına pozitif tüm katkıyı veren topu olabildiğine basit oynayan, sistemde eksik olan ne varsa kapatan ve bunları bize gerçekten çok kolay gibi gösteren Kante günümüz orta sahasına yepyeni bir anlam kattı. Sisteme kaleci ve forvetin önemiyle devam edelim. Bu sistemde oyunu önde okuyan, ceza sahasına hakim, topu oyuna doğru sokabilecek bir kaleci sistemin doğru işlemesine yardımcı olur. Courtois ile Chelsea'de gördüğümüz üzere sistemde kalecinin önemini bir kez daha anlıyoruz. Santrafor özellikli oyuncuysa maç içerisinde topsuz oyunda aldatıcı koşularla ya da sakladığı top ve takımına alan açmasıyla, yaptığı al ver, duvar paslarıyla sistemde kilit roldedir. Conte'nin Chelsea'sinde Diego Costa bu görevi fazlasıyla iyi yapıyor. Girdiği gol pozisyonlarının yanı sıra takım arkadaşlarına ve özellikle ileri uçta birlikte oynadığı Hazard ve Pedro (Willian)a alan açmasıyla skor üretmelerini sağlıyor. Top rakipteyken ise üçlü savunma yerleşiyor dörtlünün iki kenarı da bir bek görevi görüyor. 1. Bölgede beş defans oyuncusuyla oturmuş bir savunma ortaya çıkıyor. Pozisyona göre iki orta saha da topun arkasına geçiyor. Hatta Tottenham maçında sık sık gördüğümüz üzere Hazard ve Pedro da savunmada neredeyse 1. bölgede topun arkasındaydı. Ama kalabalık ve dirençli orta sahalara karşı ikinci bölgede üstünlüğü zaman zaman kaybettiğinde sistemin aksadığını görebiliyoruz. Ama sistemin bir iki maç dışında kusursuz işlemesi Conte'nin sistemiyle İngiltere'ye damga vurmasını sağladı. Kafandaki sistemi takıma uygulamakla takıma göre sistem kurma arasında hocalar genellikle ikiye ayrılır. Conte bize kafasında ki sistemi bazı yenilikler katarak uygulayabileceğini gösterdi. Benim düşüncem Conte'nin bu sistemi kafasında hep planladığı yönde. Sezon başı kampında sonrada lig maçlarında bunu hayata geçirmek için uygun ortam aradı ve zamanı geldiğinde, bence sadece Chelsea için değil İngiliz ve dünya futboluna yepyeni bir soluk getirdi. Yeni bir sistem olmamakla birlikte Conte ile güncellendiğini düşünüyorum. Modern futbola olan etkisini önümüzdeki yıllarda daha iyi anlayacağımızı düşünüyorum.