Psikoloji insanların davranış ve zihin bozukluklarıyla bir bütün olduğundan psikolojisi bozulan kimseler bu sebepten ötürü davranış bozuklukları ve zihin bozuklukları sergilemektedir. Psikolojiyi bozan pek çok şey bulunmaktadır. Üstelik psikoloji bozukluğu sadece yetişkinlerde değil, çocuklarda da görülmektedir. 

Psikolojisi bozulan bir insan normal insanların verdiği tepkilerden ya çok daha fazlasını verir yada tam tersi tepkisiz kalır.Örnek olarak bir insanın kızması gereken durumlarda kızmaması yada kızılacak, sinirlenilecek bir durumda çok aşırı tepki vermesi gibi. Yada normal bir olayda yada durumda büyük tepkiler göstermesi.

Zihinsel olarak da tutarsız ve aşırı tepkiler gösterebileceği gibi tepkisiz de kalabilir.Örneğin sevinilecek bir durumda ağlayabilir ya da tepkisiz kalabilir.Tam tersi ağlanacak bir durumda gülebilir.

Bu gibi durumlarda yada psikolojisi bozuk kişilerle karşılaştığımızda onlara karşı anlayışlı olmalı, onları bir hasta olarak kabul etmeli ve en doğru bir şekilde tıbbi tedavi almasını sağlamalıyız.

Bilinmeyen şeyler korkutucudur. Özellikle anne babadan ayrı kalmak küçükyaşlarda çocukta korku yaratır. Anne babalar bilmeyerek çocuklarında korkular oluştururlar. Anne çocuğunun yaramazlık yapmasını engellemek için "yaramazlık yaparsan bırakır giderim", "seni sokağa bırakırım" şeklinde korkutmaya çalışır. Çocuklar için en dayanılmaz korku anne babadan ayrı kalmaktır. 4 ile 6 yaş arasında korkular çok daha fazla yaşanır ve gelişimin farklı zamanlarında da Kritik Dönemlere takılmış olmak bütün bir yaşantıyı etkileyebilir.

Çocuklar anne babalarının veya büyüklerinin uslu dursunlar diye uydurdukları şeylerin gerçek olduğuna inanırlar. Büyükler korkuyu bir disiplin aracı olarak kullanmaktadırlar. Anne babalar veya büyükler yaramazlık yapan, uyumayan çocuğu "öcü gelir" diye korkuturlar. Ancak bu kolay bir yoldur. Çünkü bunu duyan çocuğun hemen sesi kesilmektedir. Hatta korkutmanın dövmekten daha fazla yaptırım gücü vardır. Özellikle de doktorla korkutulan çocuklar hastalandıklarında anne baba çok zorlanır. Yemeğini yemeyen çocuğa "Yemeğini yemez isen ölürsün" şeklinde yapılan korkutma ise aşılmaz sorunlar yaratabilir. Örneğin, iğneci veya hemşireyle korkutulan çocuklar aşı olacaklarında çok korkarlar, tepki gösterirler. 

En küçük şeyden korkan, paniğe kapılan, kendine güvenini kaybeden anne babaların çocukları da onlara benzerler. Anne bazen çocukların peşinde "aman düşecek", "hastalanacak", "dayak yiyecek" şeklinde düşüncelerle çocuğu kısıtlar, engeller, aşırı koruyucu, kollayıcı tutuma girer. Çocuğu çevrenin, insanların tehlikeli olduğuna inandırır. Çocuk fazla korunduğu için beceriksiz ve pısırık hale gelir. Zaman zaman da çocuklarınızın davranışları hoşunuza gitmeyebilir. Tabiri caizse adeta gözünüze batar. Bu durumlarda çocuklarınıza aşırı tepkiler göstermeyin, her davranışını görmek duymak zorunda değilsiniz.Bir de duruma bağlı olan korkular vardır. Örneğin yaşanan bir kavga, bir şiddet durumu, çocuğun kaza geçirmesi gibi durumlar, çocukta korku durumları ortaya çıkarabilir. Böyle durumlarda çocuğun korkusu dinlenilmeli, ciddiye alınmalıdır. Annenin aşırı koruyucu ve kollayıcı tutumundan vazgeçebilmesi için bir çocuk psikoloğundan yardım alınmalıdır. Aksi takdirde çocuklarımız okullarında, arkadaş ve akran guruplarında dışlanır kabul görmez ve bütün bir hayatı boyunca sorun ve sıkıntı yaşamaya devam ederler.

Değerli ebeveynler çocuklarımıza her şeyden önce Allah korkusunu, Peygamber sevgisini, Kuran aşkını, İslam şuurunu aşılayınız gerisi kendiliğinden gelecektir inşallah. Onun için çocuğunuzu iyi tanıyın ve gözlemleyin. Aksi takdirde yaşanabilecek sıkıntılardan ötürü çaresiz ve geç kalabilirsiniz. Nihayetinde insanoğlunun bozulan ayarların düzeltilmesi için fabrika ayarlarına geri dön tuşunun olmadığını unutmayalım Vesselam!!