"De ki: -Eğer doğru söyleyen kimselerseniz, bu ikisinden (Mûsa'ya indirilen Tevrat'dan ve bana indirilen Kur'an'dan) daha doğru bir kitab getirin Allah tarafından da, ben ona uyayım!...
Yine senin davetini kabul etmezlerse, artık bil ki, onlar sırf kendi nefislerinin arzuları peşinde gidiyorlar. Halbuki Allah'dan doğru bir delil olmaksızın yalnız kendi nefsinin arzusu peşinde gidenlerden daha sapık kim olabilir? Muhakkak ki Allah, (hevâlarına düşkünlükle uyup nefislerine yazık eden) zalimler topluluğunu hidayete erdirmez." (Kasas 49-50)
Kitap, ahlak, gelenek, hiçbir disiplin tanımayan, kendi heveslerine uyandan daha sapkın kim olabilir ki! Bir de bu sapkınlık dünyayı saran sistemsel bir hal almışsa...
Kur'an yakmayı; demokratik özgürlük, Kur'an'a hakareti; fikir ve ifade hürriyeti kapsamına alan ama, yahudi milletini güvence altına almak için antisemitizm yasağı çıkaran sapkın sistemin zihniyeti, bir grubun havasını ilahlaştırmaktan başka nedir ki? Gazze'nin, Sudan'ın, Doğu Türkistan'ın... insanına hiç bir fayda sağlamayan; insan, kadın ve çocuk hakları...bir tek milletin çıkarına tüm milletleri örgütleyen Birleşmiş Milletler Teşkilatı, sapkın hevanın yasal ve kurumsal aparatları olmaktan öte nasıl tarif edilebilir ki! Allahsız, bir gözü kör bilim, sapkın sistemin kaydı dışında, salt insan yararına hangi ilmi üretebilir?
Paralı katil silah tüccarlarıyla aynı laboratuvarlarda mesai yapan,
İnsan soyuna ifrit olan,
plandemiler ile insanlığın canına kasteden aynı sapkınlığın ürünü Dünya Sağlık Örgütü'nün yasaları mı, "..Bir kişiyi öldüren bütün dünyayı öldürmüş gibidir"(Mâide 32) diyen Tevrat'ın ve tasdik eden Kuran'ın öğretisi mi daha insancıl, daha doğru, daha tâbî olunasıdır. Ama bu asırda, bu konjonktürde, bu reel politikde...diye başlayan cümleler bilinmeli ki, heva ve hevesin göstergesi. Allah, kendisinin hakkı olan ilahlık yetkisini yaratılmış gerçek ve tüzel kişilere yakıştırarak, hakikate zulmeden yoldan çıkmışlara istemedikleri halde, zorla hakkı, hakikati göstermez.
Bu çağdaş, parıltılı zulûmat asrında
Allah'ın kitabıyla yol bulmaya her zamankinden fazla ihtiyacımız var.
Şairin dediği gibi:
"Doğrudan Kur'andan alıp ilhamı,
Asrın idrâkine söyletmeliyiz İslam'ı"
Vesselam...