Geçen hafta içinde Alibeyhüyüğü Kasabamızdan Kemal Küçükinevli’nin vefatından dolayı başsağlığı dilemek için gittiğimizde taziye aracının içinde dostlarla dünden bugüne aramızdan ayrılanlardan konuştuk.

Bizim hafta sonu gezilerimizin olmazsa olmazı olan Yol Arkadaşım, Gönüldaşım Ahmet Çelik Ağabeyden bahsettik. Öncelikle bütün ahirete göçen yakınlarımıza Allah rahmet eylesin ahiret yurtları cennet olsun.

Hatun ve Ahmet Ağabey artarda gittiler ki, sanki aynam kırıldı. Diye söz söyledim.

Aynam kırıldı deyince Cem Yıldız’ın şarkısının sözlerini çağrıştırdı;

Aynam kırıldı, ben içinde kaldım.

Yar döndü gitti ah, ben kalakaldım.

Bir gül bedenin gölgesiydim.

Gün geceye ben kedere, kedere battım.

İnsan değil yarayım ben,

Yıkılmış bir sarayım ben,

Sende unutursan beni,

Bir türküde saklıyım ben.

………

Hani bizden önce yaşamışlar demişler ya; “İyi dostu olan, dünyanın en şanslı kişisidir. Çünkü kendisini görmesi için aynaya ihtiyacı yoktur. Dolayısıyla böylesi dostu kaybettiğimizde aynam kırıldı diye ondan hayıflanıyor olmamı doğal karşılamak gerekir değil mi?

**

Yazımıza başlarken böyle girizgâhtan sonra “Yenilik içinde başlığımıza dönelim mi?

Evet, yenilik içinde olmak ve her zaman yeniliklere açık olmak idealist insan işidir. Diye mi bakıyoruz?

Ancak, yeni güzel hizmetlere koşarken sözüm ona eski olan her şeyi çöpe atmak mı gerekir?

Yenilik demek eskiden usanmak mıdır?

Yoksa yenilik daha güzeli bulmak mıdır?

Eski olanın tecrübe, iş bilirliği yılların tecrübe birikimini inkâr etmemek daha büyük kazançlar elde etmemize araçtır.

Dünü inkâr ederek yeniliklerin kapılarını açılacağını düşünenler aldanmış olduklarını er geç anlayacaklardır.

Biz yinelemeyiz ve bilmeliyiz ki, taban olmadan, temel olmadan tavan olmaz.

Bugün tepelerde oturanlar bunun idraki içeresindedirler.

Çünkü bulunduğu konuma gökten paraşütle gelmediler. Muhakkak çıkış noktaları vardır. Basamaksız hasbelkader yukarıya çıkanlar başka paraşütle o makama düşüverenler, herhangi hengâmede kayıplara karışacağı muhakkaktır.

Ne hikmetse bugün tepede olanlar yahut bir koltuğa sahip olanlar bütün kerameti kendinde görme gafleti içine düşmüş olabilirler mi?

Bu ancak gafletle tanımlanır.

Tecrübeli yaşlı gençlerle sohbet ederken;

--- Sizin gördüklerinizi ben gördüm. Fakat benim gördüklerimi siz görmediniz. Dolayısı ile biz gibi tecrübeli insanlardan muhakkak faydalanmalısınız.

‘’Dünyanın en güç işi bir işin nasıl yapılacağını bilirken, başka birinin nasıl yapamadığını ses çıkarmadan seyretmektir.”

 Derken Mevlana ne kadar haklı olduğunu zamanımızda görerek tespit ediyoruz.

Dünya Milletler ailesinin şerefli üyesi olan Türk Milleti tarih sahnesinde nice tecrübelerle bugüne gelmiştir.

Yok, oldu dendiği zamanda bile yeniden dirilişiyle bütün dünyaya örnek olmuştur. Yine örnek olacak hareketi gösterecektir.

 “Nice yüzyıl geçmişse de aradan,

Dünyalılar hala anlamıyordu

Bu nasıl bir millet, nasıl bir ordu?

Bunca savaş gemisini karadan,

Atlarını denizden yürütüyordu!”

Yeniliklere her zaman açık olmalıyız.

Hatta daha ötesi yeniliklere aç ve devamlı araştırıcı yarınların elinden tutacak gelecek nesillere örnek olmalıyız.

Tabi dünü bilerek, bugünü yaşayarak yarınları şimdiden kucaklamalıyız!