banner5
banner68

‘Lafla peynir gemisi yürümez’

İdealist, vatan ve millet sevdalısı olmasıyla tanınan Diltaş Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ataman, “Lafla peynir gemisi yürümez. Ben mutlaka üretmeliyim” diyerek girdiği eğitim sektöründe, insanımızın bilgili, donanımlı olması için gayret ediyor

29 Eylül 2022 Perşembe 09:46
‘Lafla peynir gemisi yürümez’

Diltaş Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ataman, Konya eğitim sektörünün öncülerinden biri. Girişimci, idealist ve çalışkanlığıyla tanınan Ataman, çocuk yaşlarda kazandığı bu anlayışı bütün hayatında uygulamayı bildi. Ülkesini ve milletini çok seven ve bunun için çalışmayı kendine şiar edinen Ataman, ülkedeki çocukların, gençlerin iyi bir eğitim alması gerektiğini düşünerek, eğitim sektörüne atıldı. 1983 yılından buyana sektör içerisinde yer alan ve bugün Konya’nın önemli eğitim kurumlarından biri olarak sektördeki başarılı çalışmalarını sürdüren Diltaş Eğitim Kurumları’na büyük emekler veren Ataman, “En büyük kazanç, eğitimle, çocuklarımızı belli bir yere getirmek. Sporda, sanatta, sanayide, ekonomide, kültürde çocuklarımızı doğru eğitimle, belli bir yere ulaştırmak lazım. İstediğim tek şey bu” diyor.

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

1949 yılında Konya’da doğdum. İlkokulu, Ortaokulu ve Liseyi Konya’da bitirdim. Ankara İktisadi ve İdari Bilimler Akademisi’ni bitirdim. İş hayatına erken başladım. Allah rahmet etsin annemi 5,5 yaşındayken kaybettim. Mecburen simit, mahalli gazete satarak para kazanmaya başladım.

İş hayatınızı biraz açabilir misiniz? Nerelerde görevler aldınız?

1964’ten 1993’e kadar belediyede; hesap işleri müdürü, iktisat müdürü, personel müdürü, zabıta müdürü, basın müşaviri, belediye başkan yardımcılığı gibi görevlerde bulundum. 1988-1989’da Konyaspor perişan olmuştu. Rahmetli Kemal Katıtaş çağırdı Konyaspor’u ayağa kaldırın dedi, Ahmet Öksüz Bey başkan oldu, biz de asbaşkan olduk, büyük bir savaş verdik ve Konyaspor’u ilk defa 1. Lig’e çıkardık.

Diltaş Eğitim Kurumları’nın serüveni nasıl başladı?

Hayat ibret alanlar için çok önemli. Asalak olmayı, başkalarının sırtından geçinmeyi, umursamamayı hiç yapmadım. Bundan dolayı çok memnunum. Çeşitli kamu kurumlarında, özel sektörlerde çalıştım. 1980’de ihtilalle dershaneler kapandı. Bizden önce kurulan Diltaş o zaman Dil Eğitim Kursuydu, burayı satın aldık. Kapalı olan kurumu satın almış olduk. Herkes kapalı yeri neden aldın diye sorunca, eninde sonunda açılacak dedim. 1983’te açıldı. Dershaneye, dershaneden okula, şimdi bu şekilde başarıyla devam ediyoruz. Azimli olduğunuz sürece yapılamayacak hiçbir şey yok. Yıkılırsınız, çökersiniz ama azminizi kaybetmezseniz ayağa tekrar kalkarsınız.

Neden eğitim sektörüne girmek istediniz?

Türkiye’nin eğitimde ciddi sorunları vardı. Türkiye şuan dünyada her istediğini yapabiliyor mu? Yapamıyor. Bunu kabul etmemiz lazım. Güçlü Türkiye istiyorsanız, bunu güçlü insanlarla yapabilirsiniz. Teknolojiyi gündeme getiremezsiniz başarılı olamazsınız. Ben Müslüman-Türk olarak, ülkemin bağımsızlığına kimsenin el süremeyeceğini, Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği “muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkmayı” hayal ettim hep. Eğitim o yüzden önemli. Benim eğitim sektörünü tercih etmemdeki neden bu. Daha fazla kazanç elde edebileceğiniz bir iş bulabilirdik. Ama en büyük kazanç, eğitimle, çocuklarımızı belli bir yere getirmek. Sporda, sanatta, sanayide, ekonomide, kültürde çocuklarımızı doğru eğitimle, belli bir yere ulaştırmak lazım. İstediğim tek şey bu.

Sizin dönemlerinizde yaşanan gerek ekonomik gerek siyasal zorluklar, sizi nasıl etkiledi? Bu konuda neler söylersiniz?

Çağ atlama dediğiniz olay, sizin kendinizi geliştirdiğiniz olaydır. Peygamber Efendimiz ne diyor: “İki günü birbirine denk olan bizden değildir.” Elbette zorluklar olacak. Bizim görevimiz o zorlukları aşabilmek için çareler üretmek. Çene yapmak değil. Lafla peynir gemisi yürümez. Ben mutlaka üretmeliyim. Bir avuç Hollanda’nın ziraattan elde ettiği milli gelirle Türkiye’nin elde ettiği payı karşılaştırın. Biz diyoruz ki; sağlıkta, eğitimde, tarımda, sanayide her alanda üretmesi gerekiyor. Düne kadar Türkiye’nin İHA’sı, SİHA’sı yoktu. Şimdi var, kötü mü oldu? Adam ihracat yapıyor. Muharip uçak da yapılıyor. Bunların hepsi yapılmalı. Ne diyor Mehmet Akif: “Sahipsiz kalan vatanın batması haktır, sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.” Ben vatanımı, milletimi seviyorum. Tamam seviyorsun da ne yapıyorsun? Vatan için ne yaptın, bayrak için ne yaptın? Önemli olan bu. Biz bunun üzerinde duruyoruz. Bunun partisi martisi yok.

Eğitim sektöründe hedeflerinize ulaştınız mı?

İdealsiz insan olmaz. Sürekli daha iyiye ulaşmak için gayret göstermeliyiz. Burada 2 bin 700 öğrenci var, bu öğrenci sayısını artırmadan ziyade, nitelik olarak nasıl daha iyi öğrenciler yetiştirebiliriz, sürekli bunu düşünüyorum. Bu hedef doğrultusunda da çalışıyoruz. Ben gerek kamuda çalışırken gerek özel sektörde çalışırken, bilerek haram yemiş biri değilim. İnşallah bu kurumlar, daha uzun süreler eğitim hayatına katkılar sağlayacaktır.

Sosyal hayat içerisinde de aktif bir insansınız. Bu durum nasıl gelişti?

Tabi çok şükür çeşitli imkanlar bize sunuldu. Biz de bu imkanları iyi değerlendirdik sanırım. Ama tabi girişimciliğim hep vardı. Onun katkıları oldu. Tabi bunlar Allah’ın bir lütfu. Siz hayır düşünüyorsanız, Allah sizi şerre götürmüyor, hayra sürüklüyor. İnşallah hayırlı olmaya gayret ettik. İnşallah hata yapmamışımdır.

Hayatınızda unutamadığınız bir olay var mı?

5,5 yaşında annemi kaybedince, babam okula mı versek dedi ama yaşım küçük olunca okula almadılar. Rahmetli babamın da Necati Bey İlkokulu Müdürü arkadaşıydı, o demiş ki bu çocuk sokaklarda kalmasın, okula gelsin gitsin. Ben o şekilde okula gidip gelmeye başladım. Okulda 1000 kişi falan vardı sanırım, bayrak töreninde İstiklal Marşı’nı tam okuyacak kim var diye sordular, kimse çıkmadı. Ben elimi kaldırdım, İstiklal Marşı’nın 10 kıtasını da okudum. Okuyunca, babamı çağırmışlar, bu çocuğu okula kaydedelim demişler. Böylelikle 5,5 yaşında ilkokula başladım.

Ali Ataman özel hayatında ne yapıyor? Sevdiğiniz şeyler var mı?

Ben okumayı çok severim. Yaşım 78, her gün en az 200 sayfa kitap okurum. Başta Kur’an-ı Kerim okurum. Tefsirler okurum. Okumayı çok severim. Gezmeyi severim. Ama benim için gezme, çalışarak gezme. Sakinliği severim. Sakin bir yere gidip orada kitap okurum. Çocuklarımla, torunlarımla vakit geçirmeyi severim. Elimden geldiğince Allah’a kulluk yapmaya gayret ettiğim. Hatalarım mutlaka vardır, Allah’ım rahmetiyle muamele etsin. Ama hayatıma baktığımda; şunu da yapsaydım diyeceğim bir pişmanlığım olmadı.

ABDULLAH AKİF SOLAK

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner64

banner50