Yusuf Güneş 1950 yılının Eylül ayında Elazığ’ın Palu ilçesi Çakırtaş köyünde dünyaya geldi. İlkokulu köyü Çakırtaş’ta 1957 – 1962 yılları arasında tamamlayıp hafızlık için Elazığ’a gitti. 1964 yılında hafızlığını tamamlayarak, hafızlık hocalarının yönlendirmesi ile Elazığ İmam- Hatip Okulu’na başladı. 1972 yılında Elazığ İmam Hatip Lisesi’nden mezun olduktan sonra yüksek tahsilini yapmak için Konya’ya geldi.

1973 – 1978 yılları arasında Konya Yüksek İslâm Enstitüsü’nde eğitim gören Yusuf Güneş, öğrencilik yıllarında Alâeddin Camii İmam Hatibi olarak görev yaptı. Bir seçim öncesinde okumuş olduğu hutbeden dolayı Bardakçı Camisine tayin edildi. Yusuf Güneş, daha sonraki yıllarda bu süreci anlatırken, “Dönemin müftüsünün aslında kendisine böyle küçük bir ceza ile büyük bir iyilik yaptığını, bu ceza ile daha büyük bir kötülüğün önüne geçtiğini, bunu o dönemde gençliğin verdiği heyecanla tam kavrayamadığını ancak ileriki zamanda fark ettiğini” söyler.

Bardakçı ve Kurtuluş Camilerinde görev yapan Yusuf Güneş, Yüksek İslâm Enstitüsü’nden mezun olduğu 1978 yılında evlenir. Bu dönemlerde aynı zamanda MTTB ve Akıncılar teşkilatları başta olmak üzere çeşitli sivil toplum kuruluşlarında İslâmi faaliyetlerde bulunmuştur. 1980 yılında Beyşehir İmam Hatip Lisesi Meslek Dersleri Öğretmenliğine atanan Yusuf Güneş, ataması yapıldıktan hemen sonra 12 Eylül 1980 darbesi olduğu için göreve başlayamaz. 1981 yılında Beyşehir İmam Hatip Lisesi’nde öğretmenliğe başlayan Yusuf Güneş, öğretmenliğinin yanı sıra öğrencilerle özel olarak ilgilenir ve onların her türlü problemlerini çözmeye çalışır.

Kendisinin öğrencilik yıllarında çeşitli sıkıntılarla karşılaşması ve teşkilatçı bir yapısı olması dolayısı ile öğrencilerin zorluklarını bilmektedir. Kendisinin yaşadığı problemleri öğrencilerinin yaşamaması için okumak amacıyla köylerden gelen çocukların daha iyi şartlarda kalmasını temin etmek maksadıyla okulun yurt binasına kavuşturulmasına gayret eder. Temeli atılan yurt binasının tamamlanıp bir an önce hizmete açılması için bizzat kendisi Beyşehir esnafını ve köyleri tek tek gezerek maddi imkân sağlamaya çalışır. Bina yapılsa da hizmete açmazlar diyenlere karşı, “Biz hazır edelim de açmayanlar utansın” diyerek amacından vazgeçmez. Kendisine yardım eden bir grup öğretmen ve öğrencilerin de çabaları ile yurt binası tamamlanır ve hizmete açılır.

1987 yılında Milli Gençlik Vakfı bünyesinde hizmete açılan 160 kişilik erkek öğrenci yurdu Beyşehir civarından gelerek çeşitli liselerde okuyan öğrencilerin büyük bir ihtiyacına cevap verir. Yusuf Güneş 1995 yılında açılan 80 kişilik kız öğrenci yurdunun yapılmasında da büyük bir gayret ve emek sarf etmiştir. Yurtların sadece yapılması ve öğrencilerin yerleştirilmesi ile yetinmeyen Yusuf Güneş, bu öğrencilerin iaşesini temin etmek için de çalışmasına devam eder. Böylece köylerden gelen öğrencilerin zaten maddi bakımdan zayıf olan ailelerine yük olmadan okumalarını sağlamak ve milletine, memleketine faydalı, dini ve milli değerlerle donanmış, inançlı, şuurlu bir neslin yetişmesi için büyük gayret göstermiştir.

Sessiz kahramanlar! Sessiz kahramanlar!

Bu hizmetlerin yanında, dışarıdan Emine Şenlikoğlu, Zeki Ceyhan, Mehmet Şevket Eygi gibi İslâmi camianın önde gelen isimlerini ve çok sayıda gazeteci ve yazarları davet ederek Beyşehir’e gelmelerini, onların öğrencilerle buluşmalarını, sohbetlerini dinlemelerini temin etmek için gayret etmiştir. Ayrıca Mekke’nin Fethi, İstanbul’un Fethi, Çanakkale Zaferi gibi günlerde etkinlikler düzenlemek ve bu önemli günleri kutlamak için de yoğun faaliyetlerde bulunmuştur. Bu arada şunu da ekleyeyim. Merhum Babacığım 1980 li yıllarda Konya Milli Gençlik Vakfı’nın yurt müdürlüğü görevini yürütüyordu. Beyşehir’de bulunan Yusuf Güneş Hocamızın daveti ile bir hafta sonu babam, ben, bazı hocalar ve öğrencilerden oluşan kalabalık bir grupla birlikte bir otobüsle Beyşehir’e giderek söz konusu yurtta yapılan sohbetleri dinlemiş ve bir gece de kalmıştık.

Yusuf Güneş 1997 yılında Konya Vakıflar Bölge Müdürlüğüne atanmış, 28 Şubat darbesinden sonra da 1998 yılında Karatay Belediyesi Teftiş Kurulu Başkanlığı görevine getirilmiştir. Daha sonra Karatay Belediyesi Başkan Yardımcılığına atanan Yusuf Güneş, 2003 yılına kadar bu görevde bulunmuş ve belediyeci olarak Konya’ya hizmete devam etmiştir.

28 Şubat darbesinden sonra aynı anda Milli Gençlik Vakfı /AGD Konya Şube Başkanlığı görevi de tevdi edilen, yıllarca üstlendiği bu görevinde de imanlı, inançlı, millete, ümmete hayırlı nesillerin yetişmesi için büyük emek harcayan Yusuf Güneş bir süredir tedavi gördüğü hastanede 1 Aralık 2023 Cuma günü 74 yaşında iken ebediyete irtihal etmiş ve Rabbine kavuşmuştur. Merhum Yusuf Güneş’in cenazesi Cuma namazını müteakip Köyceğiz Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı. Yusuf Güneş evli ve 4 evlat sahibiydi.

HAYATINI CİHAT ÇALIŞMALARINA ADADI

Merhum Yusuf Güneş’in cenaze merasiminde konuşma yapan Anadolu Gençlik Derneği Genel Başkanı Salih Turhan, “Yusuf Ağabey ömrünü cihada adamış, hayır çalışmalarında bir an olsun durmamış dava adamı bir insandı. Ne zaman Filistin ile alakalı bir çalışma olsa elinden gelenin fazlasını yapmış hiçbir fedakârlıktan kaçınmazdı. 55 gündür Mescid-i Aksa, Filistin ve Filistin davası ile alakalı infak çalışmaları yapıyoruz. Bu çalışmalarda birçok emanet bırakarak katkıda bulundu. Peygamber efendimiz ‘Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz’ buyuruyor. Yine Erbakan hocamız “Hayatı cihat olanın akıbeti şahadet olur” diyor. Aynı şekilde hem Peygamberimizin buyurduğu hem Erbakan hocamızın söylediği gibi hayatını cihat çalışmalarına adamış gayreti cihat olan kıymetli bir büyüğümüzdü. Biz çalışmalarına şahidiz. Rabbim rahmet eylesin, makamı Cennet olsun inşallah” dedi.

MUHABBETİ ÇOK SEVERDİ

Anadolu Gençlik Derneği Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Parlak da; “Yusuf Güneş ağabey ile beraber uzun yıllar çalışma yaptık. Allah ondan razı olsun. Tuttuğunu koparan bir başkanımızdı. Özellikle konuşmalarında İsrail ve Amerika’nın kahrolması için açıklamalarda bulunurdu. İlmi siyaseti iyi bilirdi. Beraberce iki defa Ramazan umresi yaptık. Muhabbeti çok severdi. Erbakan hocamızın öğrettiği, “Cihad, kıyamete kadar sürecek ibadettir” hadisini çok anlatırdı. Hafızdı. Şeriat ve Yahudiler ile ilgili ayetleri devamlı okurdu. Mekânı cennet olsun Allah rahmet eylesin” şeklinde konuştu.

HER ZAMAN ÖNCELİĞİ GENÇLER OLDU

Milli Gençlik Vakfı Anadolu Gençlik Derneği Bölge Başkanlarından Bahri Kırışık ise, “Merhum Yusuf Güneş ile uzun yıllar çalıştık. Kendisinin yaptığı çalışmalara şahidiz. Yusuf Güneş dava delisi, dava aşığı bir Müslümandı. Her zaman davamızın daha ileriye gitmesi için düşünür bu minvalde çalışmalar yapardı. Her zaman ilk önceliği gençler oldu. Genç söz konusu olduğunda Yusuf Güneş için akan sular dururdu. Doğrudan hiç vazgeçmez, haksızlığa asla boylun eğmezdi. Bir yerde yanlış bir şey gördü mü sonucu ne olursa olsun doğru olanı söylerdi. Davasına sadık, samimi bir Müslümandı. Davasından hiç sapmadan, ömrü boyunca canıyla malıyla hizmet etti. Rabbim kendisine rahmet etsin, mekânı cennet, makamı âli osun İnşallah” sözlerine yer verdi.

TAVİZSİZ BİR MÜSLÜMANDI

Benim de yakından tanıdığım, çalışmalarına, gayretlerine bizzat şahit olduğum bilhassa daha önceki yıllarda çok sık beraber olduğumuz Yusuf Güneş Hocamızla ilgili olarak kendisini çok yakından tanıyan ve en samimi dostları arasında olan Abdurrahman Korkmaz Hocamız talebim üzerine şunları yazıp gönderdi: “Rahmetli Yusuf Güneş tam bir dava aşığı tavizsiz bir Müslümandı. Gözünü budaktan sakınmaz, davası için ne iş olursa olsun hemen işi yapmaya koyulurdu. Bu davaya canıyla malıyla hizmet etti. Hayır çalışmalarından bir an olsun geri durmadı. Gençlere çok önem verir onların gelişmesi, dava eri olarak yetişmesi için elinden gelinin fazlasını yapardı. Milli Görüş davasının gençlerin omuzlarınızda yükseleceğini bilir ve tüm çalışmaların gençler üzerine yapılması gerektiğini söylerdi. Hedefinde gençlik vardı. Yusuf Hocamız inandığı davanın sevdalısıydı. Kudüs aşığı mücahit hocamızdı. Onu bazen İstanbul’un fetih kutlamalarında, bazen de Kuran-ı Kerim ziyafetlerinde Anadolu Gençlik Derneğinin Başkanı olarak canhıraş koşturduğunu görürdük. Yusuf Hoca inancı uğrunda malını ve canını seferber eden bir başkandı. Güneş Hocanın gecesi gündüzü olmazdı. Yeter ki bir faaliyet olsun koşarken şahit olurdunuz. Haydi Kudüs’e dense yok demezdi. Heyecanı doruktaydı. Vefatından on gün önce Hamas’ın mücahitleri kaç siyonist öldürdü diye sormuştu. Etrafındakilere ümit, heyecan saçardı. Tilavette bulunduğu zaman ya hüküm ayetlerini okur yahut  hristiyanları ve yahudileri dost edinmeyin ayetlerini okur dinleyenleri uyarırdı. Bir defasında merhum Erbakan Hocamıza imam olduğunda hüküm ayetlerini okumuş namazdan sonra merhum Hocamız “ne de güzel okudun” demiştir.

Basın açıklamalarında kahrolsun İsrail, kahrolsun Amerika demekten kaçınmazdı. Yusuf Hoca İmam Hatiplilere, arkadaşlarına, öğrencilerine, dostlarına karşı vefalı ve fedakârdı. Kimin ne sıkıntısı varsa çözmeye çalışırdı. Yusuf Hoca dertliydi, sevdalıydı. Bu sevda ile yaşadı. Bu dertle dünya hayatını tamamladı. Biz kendisinin çalışmalarına şahidiz. Rabbim kendisinden razı olsun. Ruhu şad olsun İnşallah.”

 Yusuf Güneş Hocamıza, biz de Allah’tan rahmet yakınlarına, sevenlerine ve Milli Görüş camiasına sabr-ı cemil niyaz ediyoruz. Mekânı cennet, makamı âli olsun İnşallah.

Kaynak: SALİH SEDAT ERSÖZ