Mustafa Çalışkan önce boksör olarak Üniversitelerarası Türkiye Şampiyonu olup nam yaptı, sonra Gazi Lisesinde öğretmenlik yaparken hakkında açılan soruşturma ve davalarla… Yimpaş’ın kuruluşunda edindiği holding tecrübesini Konya’ya taşıdı ama sonunda mutlu olmadı. Enes Kitabevini kurdu, sonra terk edip Kitap Dünyası adı altında beş yayıneviyle binlerce kitabı raflar dizdi. 1980’li yıllarda ateşli konferansların düzenleyicisi de oydu. Okuyacağınız röportaj onun hayatından kesitler taşıyor ama bütünü birkaç güne sığmazdı.

Kjvhlöklkuggl

Siz Konya’da holdingler kıvılcımını ilk yakanlardan birsiniz. O süreci anlatır mısınız?

Konya’dan önce Yozgat’ta öğretmenlik yaparken Yimpaş Holding’in kuruluşunda bulundum. Yozgat’ta daha önce Hicret Kooperatifi kurulmuştu. Biz orayı şirketleştirip 1982’de Yimpaş’ı kurduk. İlk olarak da Yozgat’ta marketçiliğe başladık. Kırk öğretmenin bir araya gelip kurduğu kooperatifte ticaretten anlayan tek kişi bendim.  Edebiyat öğretmeni ve Yimpaş Başkanı Dursun Uyar meşhur Konya mitingine katılıp ceza alan ve görevden uzaklaştırılan bir arkadaştı. Onun önderliğinde kurulan Yimpaş’ta, öğretmenler istifa ettirilip marketlere müdür yapıldı ama ben öğretmenlikten ayrılmadığım için holdingde de resmi görev almadım. Dursun Uyar’a “İlçelere çılan marketler esnafa zarar veriyor. Bunu İstanbul’a, Ankara’ya taşıyalım. Zulmederek, İslâm’a hizmet olmaz marketçilik yapmayın” dedim.

Konya’ya tayin olduktan sonra da evvela “İttifak” adlı haftalık bir gazete çıkardım. Sonra Seyit Mehmet Buga ve arkadaşlarıyla beraber, Yimpaş’ı örnek alarak İttifak Holdingi kurduk. Ben Yimpaş’ın kuruluşunda bulunduğum için diğer arkadaşlara göre kıdemliydim. Onları Yozgat’a götürüp Yimpaş’ın kuruluş ve çalışma usullerini göstererek fikir verdim ama dinlemediler.

 

Fakat holdingle yolunuz çabuk ayırdınız, sebebi neydi?

Biz holding olarak, İslâmi hassasiyetler ölçüsünde Orhan Çeker hocanın hukuk danışmanlığında çalışacaktık. Ben henüz öğretmenliği bırakmamıştım. Holdingi kurduk fakat bir yıl sonra, yol başında belirlediğimiz hassasiyetlerin azaldığını görünce holdingi terk ettim.

Sonra holdingler birbirini taklit ettiler ve açılım yapamadılar. Avrupa’daki gurbetçilerden aldıkları parayı yanlış yönettiler. Beceriksiz yöneticiler kendi sonlarını hazırladı. Sonunda bir sürü Avrupalı Müslüman mağdur oldu.

 Gdfsjmcvbnmnbv

Biz yayıncılığa dönelim. Yayınladığınız kitaplardan bahseder misiniz? 

Esra Sanat’ta binden fazla kitap bastık. Bunlar arasında İbrahim Hakkı Konyalı’nın Konya Tarihi de var ki yıllardır süren büyük bir boşluğu doldurdu.

Türkiye’de önde gelen şairlerin kitaplarını bastık. Türkiye’de şiir şölenlerine katıldık. Konya’da şölen yaptık.

Derdi millet, sevdası Konya’ydı! Derdi millet, sevdası Konya’ydı!

1989 seçimlerinde Halil Ürün Belediye Başkanı seçilince, Belediye adına kültürel etkinlikleri cebimizden para harcayarak yaptık. Halil Ürün yönetimine çok destek verdik. Ekonomik yönden katkısı olmasa da Halil Bey de her kültürel faaliyete katılıyor destek veriyordu.

Kız talebelerin talebi üzerine Kampus hattına tahsis edilen “Kadın otobüsü” meselesinde Abdurrahman Dilipak ile birlikte, “Konya İslâm Cumhuriyeti” adlı bir kitap yazıp Halil beye destek olduk.1995’e kadar kültürel etkinliklerimiz devam etti ama kimse bize bir kuruş destek verdiğini söyleyemez.

Bosna Savaşı sırasında yardım kampanyası açıldığında ben Konya’da değildim.

Jkhdgmjfklgh

Sizin organizasyonunuz muydu?

Onu da biz organize ettik. Bosna Savaşı sırasında Alaaddin Tepesindeki salonda Hasan Mezarcı, Abdurrahman Dilipak ve Ercüment Özkan’ın katıldığı bir panel ile yardım kampanyası başlattık. Alaaddin’in eteklerine kadar insan doluydu. Teknik imkânı olan birisi dışarıya kamera kurup kapalı devre yayın yaptı. Teknoloji o zamanlar şimdiki gibi yaygın değildi.

 Kjfhkhgköhgk

Kon TV’nin kurulmasıyla ilginiz var mıydı?

Özel televizyonlar yeni yaygınlaşıyordu. Biz Büyükşehir Belediye Başkanı Halil Ürün’e kültürel çalışmalarında yardımcı oluyor, fikir alışverişinde bulunuyorduk. Kon Tv’yi kurması için Halil Ürün’e bir ay, televizyonculuğun neden önemli olduğunu anlattım. Nihayetinde televizyonun kuruluşu yapıldı ve biz her zamanki gibi yine olayın dışında kaldık. Abdurrahman Dilipak da o sıralarda Konya ile çok ilgiliydi. Bir gün İsmail Nacar Kon Tv’de konuşma yapmak üzere Konya’ya gelmiş. Bu konuşmanın provokasyon amaçlı olduğunu biliyorduk. Halil Ürün’e bilgi verdik ve programı iptal ettirdik.

 Mcnömvbçöbnç

Kitapçılıkta yaşadığınız yol ayırımı nasıl gelişti?

Aramızdaki ihtilaf yüzünden Enes’i Kitabevini 2000 yılında devredip Kitap Dünyası olarak faaliyet gösteren firmamızı kurdum. Kitap satışımızın yanı sıra Kitap Dünyası, Hikmetevi, Kayıt, Rumi, Kardelen adlı beş tane yayınevimiz var. Her bir yayınevimizin yayın sahası farklıdır. İstanbul da şubemiz var.

 Gnfsnmdhmfjgkfh

Ne tür kitaplar yayınlıyorsunuz?

YÖK’ün kabul ettiği, Türkiye’deki pek çok akademisyenin kitabını basıyoruz. Türkiye’de pek çok ilahiyat hocasının kitaplarını basıyoruz.  Araştırma, inceleme, roman, şiir, hikâye gibi pek çok sahada yayınımız var.

Ben biraz macera adayımım. Değişiklikleri deneyen bir adamım. Tırnaklarımızla kazıyarak bir yere geldik. Allah’ın yardımı olmasa bir şey yapamazdık.  Türkiye’de ilk defa okul piyesleri denedim. 2013-18 arasında İmam Hatip Okullarının çoğalmasıyla, Türkiye’deki İmam Hatipleri tek tek gezip Arapça hikâye ve sözlükler bastım ama aradığımızı bulamadık. Bizim öğrencisi olduğumuz İmam Hatipler yok maalesef.  Arapçaya karşı soğukluk var. Meslek dersi öğretmeni arkadaşların kimi sendikacı, öğretmenevi müdürü, kimi KYK yurdu müdürü, kimi diğer okullara müdür olmuş. Bazıları da daha başka sektörlere kaymış. Başka alanlara odaklanınca İmam Hatiplerde eski kalite kalmamış.

Gittiğim yerlerde görev yapan hocalardan, talebemiz yahut Konya mezunu çok insanla karşılaşıyoruz. Pek çok tanıdıkla karşılaştık. Her gittiğim yerde de iyilik, iltifat gördüm.

Çok gezen çok bilir derler, seyahatlerinizde nasıl bir Türkiye manzarası gördünüz?

2013-14’de Konya’dan yola çıktım, okulları ziyaret ederek Suruç’a vardım. İlk defa ben kepenk kapatma eylemini orada gördüm. İlçe yolunda polis yolumu çevirdi. Arama yapacaklar ve arabada bolca kitap var. “Size bunlar yaramaz, sizi bozar. Psikolojiniz bozulmuş. Şeirat gelmeden huzur gelmez. Gelin size Konya şekeri vereyim” dedim.

Mazıdağı’ndan Kızıltepe’ye geçiş yaptığım günde Nusaybin’den Peşmergeler geliyormuş. Yüz binin üzerinde sempatizan yolları işgal edip motorlarla, arabalarla; peşmergeleri desteklediler.

Kobani olayları başladığı gün ben Van’daydım. Van’daki İmam Hatip öğrencileri okulu boşaltıp destek vermeye gitmişti. Güneydoğuda 40 yaşın altındaki herkes Kürt milliyetçisi ve PKK sempatizanı haline getirilmiş. Şeriatçının bile PKK sempatizanı olduğunu müşahede ettim. Bunun sebepleri üzerinde ciddi çalışmalar yapılması lazım. O bölgede dış güçler çok yoğun çalışmalar yapıp insanların kafasını çelmiş.

Kitap yayıncısı olmanın zorlukları ve mutlulukları nelerdir?

Kitap yayıncılığında hassas olmak lâzım. Biz zararlı kitaplar basmamaya çalışıyoruz. İslâmi hassasiyetlerimiz var. Kitap dosyasını, muhteva ile ilgili editörlerimiz okuyor ama yayın çok olunca arada ufak tefek, “Bunu basmasaydık keşke” diye hayıflandığımız oluyor.

Biz kitap yayınlamaktan zevk alırız. Hazreti Mevlânâ’nın babası Bahaeddin Veled’in “Maarif” adlı kitabını ilk defa Türkçe olarak biz bastık. Hazreti Mevlânâ’nın 800.yıldönümüne armağan olarak Dergâh-ı Mevlânâ Albümü Asitâne adlı prestij eseri de dünyada ilk defa biz bastık ama nedense tutmadı. Nevin Halıcı hanımefendinin Konya Yemekleri adlı kitabını Türkçe ve İngilizce bastık. 

Gazeteci yazar Atilla Türker’in kaleme aldığı Futbolun Arka Bahçesi adlı kitabı geçen yıl yayınladık. Yazarımız Atilla Türker 138 ülkeden bin 830 spor yazarının katıldığı Dünya Spor Yazarları Derneği  (AIPS) geleneksel yarışmasında, bizim yayınladığımız kitabı ile ‘araştırmacı gazetecilik’ dalında özel ödül aldı. Biz de yayınevi olarak bu ödülü alan ilk Türk gazetecinin yayıncısı olmaktan mutluk duyduk.

Yayıncılığın riskli yönleri çoktur. Kitap, harf harf, satır satır işlenir. Grafik, dizayn, editöryal çalışmalar yapılır. Bazen bir harf hatası çok şeylere mâlolabilir.

 Gartywytry

Konya’da yayıncı olmak nasıl bir şey?

Yayıncılığın bir de satış ve pazarlama boyutu var. Konya Belediyesi bir dönem, beş-altı tane kitap projemize destek vadetti. Biz iştiyakla çalışmayı yürüttük ama Belediye prensip anlaşmasına bağlı kalmadı ve sözünü tutmadı. Ben o kitapların baskısından oluşan borçları ödemek için evimi sattım. Konya’da yayıncı olmak bazen böyle bir şey… Gölge olmasınlar yeter!

Yayıncı olmanın başka zorlukları da var. Her şeyden önce baskı fiyatları İstanbul’a göre yüksek… Bunun nedeni; kâğıt ve kalıp gibi malzemeler İstanbul’a göre Konya’da daha pahalı. Yayıncılık İstanbul’da bir endüstri olmuş ama Konya’da matbaacıların kitap hususunda deneyimi düşük. Maliyet fiyatının yanında baskıya harcanan zaman da önemli. İstanbul’da üç günde basılıp teslim edilen kitabın Konya’da matbaadan çıkış süresi yirmi günü bulabiliyor. Baskı kalitesi de fark ediliyor.

Bunlardan başka, Konya’da alternatif de az. İstanbul’da cilt, kapak, baskı ayrı sektör olmuş ama Konya’da bunların çok alternatifi yok. Daha yeni yeni Konya’da matbaacılıkta gelişmeler oluyor.

Dağıtım ise ayrı bir konudur. İstanbul dünya şehri, çok geniş bir sevkiyat ağı var. Konya’dan diğer şehirlere dağıtım yapmak zor bir iş. Eskiden bir şehirde bir elin parmakları kadar kitap satıcısı varken günümüzde bu sayı çok arttı. Baskı maliyetleri de arttığı için her kitabı her kitabevinde bulmak mümkün değil.

Anadolu’da kitapçılar versiyon değiştirdi, kültür kitapçılığı azaldı. Herkes her çeşidi rafına koymuyor. İnternet satışları da Anadolu satıcılarına darbe oldu. İnternette herkes istediği kitaba ulaşıp kargo marifetiyle ayağına kadar getirtince kitapçı aradan çıkmış oldu. Eskiden rafların arasında dolaşarak, kitaplara dokunarak satın alan okurlara azaldı. Oysa kitap görerek, dokunarak alınmalı.

Günümüzde, kitap okuma oranı da alt seviyelere doğru geriledi. Çünkü kitap vatandaşın önceliği olmaktan çıktı. Kitap tüketim malzemesi olmadığı için değerini görmüyor.

Bir de, yayıncılığa dair, iltimaslar, torpil, firma ve adam kayırmalar kitabiyata zarar veriyor. Okuyan ile okumayanın farkı olmalı.

 Nbvxnhfdıjutrırt

Çok gezen bir yayıncı olarak, Konya’nın diğer şehirler nezdinde manzara-i umumisine dair bir gözlem yaptınız mı?

Çekerek de, Yerköy de öğretmenlik yaptığım yıllarda öğrencileri irşad için köylere götürürdük. Yanımda Adanalı, Kayserili öğretmeler de olurdu ve gittiğimiz yerde 90 yaşındaki ihtiyarlar gelip benim elimi öpmeye yeltenirdi. Bu hürmeti benim şahsıma değil, Konyalı oluşuma yaparlardı. Konya, insanlar arasında böyle hürmet gören bir şehirdi. Fakat biz ona zarar verdik. Selametköy gibi verilen sözlerin tutulmadığı, insanlara paralarıyla birlikte umutlarını ve güvenleri de kaybettirdiğimiz projeler yüzünden Konya imajı zarar gördü. Konya’nın sağlam imajının ranta dönüştürülmesinden sonra insanlar Konya’ya, Konyalıya karşı mesafeli olmaya başladı. Üzerine bir de 1990’larda holding furyasında zarar gören insanlar eklenince Konya’ya güven azaldı. Eskiden Konya’nın İslâmi hassasiyeti vardı ve insanlar bankanın gölgesinden bile istifade etmek istemezdi. Gelinen noktada; uygulamalar yanlış ve ters olunca Konya en fazla bozulma gösteren vilayetlerin ilk sıralarına yükseldi.

Teşekkür ederim. Umarım bir gün sohbetimizin eksik kalan kısımlarını da tamamlarız.

Kaynak: MUSTAFA GÜDEN