Ortalık fena karıştı!

Türkiye, nice ihtilaller, nice muhtıralar atlattı. Dünya üzerinde anayasası en çok değişen ülke Türkiye oldu. Bu anayasalara bakıldığında hemen hepsinin darbe sonrası yapıldığı ortaya çıkıyor. 

Darbeleri atlattık deyip geçmek kolay ama bir de o darbe günlerini yaşayanlara bunu sormak lazım. Çok uzak değil, 1980'li yıllara bakıverdik mi, darbenin neler getirdiğini, halkın nasıl bir anda dize getirildiğini, iç karışıklığı bastırmak adına yapılanları, sokağa çıkma yasaklarını, ekmek, tüp, yağ kuyruklarını bir çırpıda o günleri yaşamamış biri olmasam da aklıma getirebiliyorum.

Beynimize bu darbeler o kadar nüksetmiş yani...

Türkiye önceki gün itibariyle bölgesel olarak sanki o günlere yeniden döndü. 6 ilde sokağa çıkma yasağı ilan edildi. 

Gerekçesi ne peki? Darbe mi var? Adına darbe diyemeyiz ama ortada halkı tehdit eder derecesinde olağanüstü bir durum var.

Bizimle hiç de alakası olmayan, Türkiye topraklarının dışında cereyan eden bir olay, Türkiye'yi bir anda hallaç pamuğuna çevirebiliyor.

Rahatsızız!

IŞİD'in, Ayn-al Arabeyn'de Kürtlere göre (Kobani)'de yaptığı saldırıları tasvip etmiyoruz elbette. Ancak buradaki saldırılarda IŞİD'den korkup kaçanların sığındıkları yer neresi?

Yine Türkiye!

Son olaylarda Ayn-al Arabeyn'den Türkiye'ye 200 binin üzerinde Kürt'ün geldiğinden söz ediliyor. Az bir rakam değil bu!

Gelsinler...

Kimleri bağrına basmadı ki bu vatan... Onlar da gelsinler. Ancak IŞİD'den korkup kaçarken, sana kucak açmış olan bir ülkede orta bulandırmanın alemi nedir?

Adına milletvekili denilen ve bölücü söylemlerine rağmen neden halen milletvekilliğinin düşürülmediğini merak ettim soytarı da çıkıp meydanlara, “Kobani'deki olaylar son bulmazsa Diyarbakır karışacak, Ankara karışacak” diye cazgırlık yapıyor...

“Sen milletvekilisin be kadın, senin ortalığı karıştırma lüksün yok. Edebinle otur, ağzını yüzünü sallama sağda solda. Sen sorunu tetiklemek yerine çözüm üretmekle mükellifsin” diyen bir Allah'ın kulu da yok maalesef...

Endişeliyiz!

Türkiye'de 2 gündür önüne geçilemeyen sokak eylemleri aldı başını gidiyor. Birçok ilde IŞİD'in Ayn-al Arabeyn'e girmesine Türk hükümetinin tepkisiz kaldığını öne sürerek sokağa çıkan göstericiler polisle çatışıyor.

Ortalık savaş alanı gibi. Yakıp yıkıyorlar gittikleri yerleri.

Yakıp yıktıkları da kendilerine kucak açan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin otobüsü, ambulansı, polis aracı... Yani hemen hemen hepsi kamu malı...

Ortadoğu'da yaşananlar doğrudan değilse de dolaylı olarak Türkiye'yi ilgilendiriyor. Ancak Türkiye bu noktada yapıcı bir güç olarak var olmak isterken, bu etkiyi kendisine yönelik bir tepki olarak görünce kafalar karışıyor...

Soruyorum size, niye karıştırıyorsunuz ortalığı? Derdiniz ne sizin? Ayn-al Arabeyn'in karışması ile niye Türkiye topraklarındaki şehirleri bu kadar karıştırabiliyor? Niye olağanüstü hal ilan etme derecesinde etkileniyoruz bu durumdan?

Çözüm süreci çözüm süreci derken, mevcut süreci çözemez duruma mı geldik? Neden tatmin edemiyoruz bunları? Kaldı ki, üstüne üstlük büyük tepkiler alıyoruz. Bölücü başı tarih vermiş istedikleri şartların sağlanması için 15 Ekim son gün diye. 

Görelim bakalım, 15 Ekim'den sonra ne olacak?

Asıl can yakan soru ise, sıra bize mi geldi?

Mesnevi'den:

“İçsiz tohum, fidan olur mu? cansız suret de hayalden başka bir şey değildir.”